13 Ekim 2012 - 18:27

İsrail basınında çıkan haberlere göre, İsrail, 2011 yılının başında Golan Tepeleri'nden çekilmenin karşılığında Suriye'nin İran ve Hizbullah ile bağlarını kesmesini teklif etti. İsrail'in bu hamlesinin, AKP'nin aynı dönemde Suriye'ye Batı'ya yaklaştırma politikasıyla paralelliği dikkat çekiyor.

İsrail'den yayın yapan Yedioth Ahronot (YA) gazetesi, 2011 yılının Ocak ayında, ABD aracılığıyla gerçekleştirilen görüşmelerde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Golan Tepeleri'ni 1967 sınırlarına uygun şekilde boşaltmaları karşılığında, Suriye'den İran ve Hizbullah ile bağlarını kopartmasını teklif ettiğini yazdı.

YA'nın haberinde, görüşmelerin Aralık 2010'dan Mart 2011'e kadar sürdüğü ve ABD temsilcileri Dennis Ross ve Fred Hoff'un iki taraf arasında haber taşıdığı yazıldı. Yine habere göre, Mart ayında Suriye'de Esad karşıtı gösterilerin ortaya çıkmasının ardından, görüşmeler İsrail tarafından kesildi.

'Ahlaksız teklif'in içeriği ve AKP
Netanyahu'nun Golan Tepeleri'nden tamamen çekilmeyi ve 1967 sınırlarını kabul etmeyi şarta bağladığı belirtilirken, şartların kendisi bir hayli ağır. YA'nın "görüşmelerde bulunan bir kaynağa" dayandırarak yazdığına göre, İsrail bu adım karşılığında Suriye'den İran ve Hizbullah ile askeri bağlarını koparmasını ve Filistinli "terör örgütleri"ne desteğini kesmesini istedi.

Konuyu Haaretz'deki köşesinde işleyen Barak Ravid, Suriye konusundaki ABD uzmanı Fred Hoff'un defalarca her iki ülkeye gittiğini ve görüşülebilecek herkesle görüştüğünü yazdı. Ravid ayrıca, Hoff'un Ankara'ya da uğradığını, burada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ile de temaslarda bulunduğunu söyledi. Ravid'in yazdığına göre, Hoff bu görüşmeler sırasında Türk yetkililerden, kendilerinin 2007 ve 2008 yıllarında Esad ile Olmert'e yaptıkları aracılık konusunda bilgilendirildi.

Karşılıklı tepkiler
ABD'nin çabalarına rağmen, Tel Aviv ve Şam'dan gelen sinyallerin, daha önceki pozisyonlarından çok farklılaştırılamadığını belirten İsrailli kaynaklar, Esad'ın müzakerelerin Olmert döneminin koşullarında devam etmesini ve Olmert'e sundukları "6 Maddelik Plan" temelinde gerçekleştirilmesini talep ettiğini vurguladılar.

Suriye toprağı olan Golan Tepeleri, 1967 Arap-İsrail Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilmişti. Uluslararası hukuk bağlamında da hala Suriye toprağı olan Golan Tepeleri'ndeki işgal edilmiş toprakların yüzde 5'i 1973'teki Yom Kipur Savaşı'ndan sonra yeniden Suriye yönetimini geçse de, bu bölümde hala Birleşmiş Milletler Barış Gücü bulunuyor. Golan Tepeleri, verimli su kaynaklarına sahip.

Netanyahu'nun, Golan Tepeleri ile ilgili sınır anlaşmazlığını da içeren bu plana, "İsrail'in değil, Suriye'nin çıkarlarına hizmet ediyor" diyerek itiraz ettiğini söyleyen kaynaklar, Kasım 2010'dan itibaren iki tarafın da tutumlarını değiştirdiklerini, Suriye'nin "İsrail'in taleplerinin bir bölümünü kabul etmeye hazır olduğu" sinyallerini göndermeye başladığını söylediler. Bu tarihten sonra Hoff'un yanına, Obama'nın Ortadoğu danışmanlarından Dennis Ross'un da eklendiği belirtiliyor. Ancak Şam yönetimi, Ross'tan çok Hoff'a güveniyordu.

Netanyahu'nun Suriye'den gelen mesajlara en başta şüpheci yaklaştığı söylenirken, Savunma Bakanı Ehud Barak'la yaptığı gizli bir görüşmenin ardından, Suriye konusu ile ilgilenecek özel bir ekip kurduğu iddia ediliyor. Bu ekipte, Ulusal Güvenlik Danışmanı Uzi Arad, Başbakanlık Askeri Danışmanı Yohanan Locker, özel temsilci Yitzhak Molcho ve Tuğgeneral Mike Herzog yer alıyordu.

ABD'lilerin rolü
ABD'lilerin her iki tarafla görüşürken ABD'nin hazırladığı taslaklarla geldiği belirtilirken, tarafları doğrudan ve açık müzakerelere yöneltmek için çaba harcadılar. Suriye tarafının temel talebinin, 1994 yılında dönemin başbakanı İshak Rabin'in ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher'e söz verdiği şekilde, İsrail'in Golan Tepeleri'nden tamamen çekilmesi olduğu söyleniyor.

İsrail'in talepleri ise İsrail'in Suriye ile ilişkilerinden çok, Suriye'nin İran, Hizbullah ve Filistin direniş örgütleri ile olan ilişkisiyle ilgiliydi. Kaynaklara göre, Suriye Golan Tepeleri'ni geri aldığı takdirde, İsrail ve Hizbullah politikalarını değiştirecekti. Yine aynı kaynağa göre, İsrail, Suriye'nin bu politikalarını değiştirdiği takdirde Golan Tepeleri'nden çekilmeye hazırdı.

Tam bu sıralarda, "Arap baharı" Suriye'ye de uğradı. Suriye yönetimine karşı silahlı grupların savaşmaya başlaması üzerine, Binyamin Netanyahu görüşmeleri iptal etti.

Teklif ne anlama geliyor?
İsrail ile Suriye arasındaki görüşmelerin temel hedefinin, Suriye'nin Ortadoğu'daki direniş ekseninden çıkartılması olduğu bir kenara not edilmeli. Ancak daha önemlisi, Türkiye'nin rolü. Türkiye "Arap baharı"na kadar olan süre boyunca, Esad yönetimini direniş ekseninden çıkartıp daha piyasacı ve Batı'ya entegre bir siyaset izlemeye ikna etmeye çalışmış ve bazı alanlarda Suriye yönetiminin zaafları nedeniyle gerçekten de yol almıştı.

İsrail ve ABD'nin 2010 yılının sonunda başlattığı görüşmelerin, İsrail basının haberinde söylendiği gibi, AKP'nin 2007 ve 2008 yıllarında Olmert hükümeti dönemindeki arabuluculuk çabalarının bir uzantısı olduğu iddia edilebilir. Dahası, ABD'li arabulucunun Ahmet Davutoğlu ile 2010 yılında yaptığı görüşmelere bakılırsa, İsrail ile Suriye'nin görüşmelerinden Ankara'nın da haberdar olduğu ve bundan memnuniyet duyduğu anlaşılıyor. Zira, benzer bir "ahlaksız teklif", sürece yayılarak AKP tarafından da yapılıyordu.

Suriye'nin rotasını Batı'ya ve İsrail'e çevirmek konusundaki "yumuşak" müzakerelerin yetmediği bir konjonktürde ise "Arap baharı" başlıyor, Suriye'de silahlı çetelerin Esad yönetimine karşı savaşması teşvik ediliyor. İsrail'in müzakereleri hemen Mart ayında kesmesi bunun işareti olarak görünüyor.