Nasıl kimsesiz kaldım derdimin yok çaresi
Kufe'den sonra Şamda yezidin dil-yaresi
Ayağa kalk ya Zeynep sen Ali'nin kızısın
Fatıma mektebinin direniş yıldızısın...
Sarsarken Şam mülkünü o müthiş hutbesiyle
Haykırıyordu Zeynep tıpkı Ali sesiyle
Bir kasırga gibiydi Alinin arslan kızı
Küçümseyip ezerken o ayyaş imansızı
En güzel şehitlerin sonsuz iftiharıyla
Hiç etmişti yezidi,O eşsiz vakarıyla
Orda minbere çıktı Ehli-Beytin Seccadı
Tek-tek saydı ceddini O Peygamber evladı
Açıkladı herşeyi kerametle konuştu
Meclisin kanı dondu Zeynelin kanı coştu
Başlar öne eğildi birtürlü kalkmıyordu
Utancından hiçkimse İmama bakmıyordu
Vakitsiz bir ezanla hutbesi durduruldu
Hakk'ı söyleyen İmam hileyle susturuldu
Küfrün şenlik merkezi döndü bir yas yerine
Dinleyenler ağladı İmamın sözlerine....
Cinayet başkentinde bir uğultu kopmuştu
İktidar başcelladı yıkılmaktan korkmuştu
O kıyam çölden sonra artık şehirlerdeydi
Mazlum edildi Hüseyn şiarı dillerdeydi...
Yayıldı dalga-dalga O kıyamın içyüzü
Yitip gitmedi çölde Hüseynin hiçbir sözü
İlahi bir gayretle durmadan anlatıldı
Heryerde bir Aşura-Kerbela yaratıldı.....
Yola koyuldu kervan Zeyneb’in gam kervanı
Gönülde hasret dağı gözde yarin mekanı
Bitmek bilmeyen yollar toz-toprak matemliydi
Çölde açan güllerin üstü kan şebnemliydi
Çattı yar diyarına O hüzün kafilesi
Yeniden tuttu çölü Hüseyn-Hüseyn nalesi
Kanlı çölde avare oldu biçare Zeynep
Yare üstüne yare döndü gülzare Zeynep
Gülzarın has-gülünü sardı kan sinesine
Gül hasretti bülbülün ah u figan sesine
Aşkın iki mahremi konuştu hal-diliyle
Dertleşti gamlı Zeynep O kanlı sevgiliyle.....
Yolların yorgunuyum geldim can dergahına
Aşk vurgunu ahu'yum düştüm hicran ahına
Tabib-i canım Hüseyn bir defa de can Zeynep
Yaralı yorgun bacım hali perişan Zeynep
Gan dolan o gözleri gözümde galan gardaş
Ağaran zülfümü gör Zülfü gan olan gardaş....
Ayrılık zehri ile bağrım yandı kül oldum
Gülüm bak hasretinle bir şeyda bülbül oldum
Ya Hüseyn derbederim,halime yanan olmaz
Senden özge hiçkimse derdime derman olmaz
Başıma el-çek desem,yoktur saye ellerim
Ölünce Hüseyn desem gelişini beklerim
Elimde aşk bayrağın bırakmam kanın batsın
Sen böyle mazlum oldun Bu Zeynep nasıl yatsın
Bir inkılap yarattım Kufede velvele var
Sana bir destan yazdım destanlara iftihar....
Şamı virane kalsın Rugayyem orda yattı
Seni istedi durdu,derdi beni kocalttı
Ona bir küçük mezar ellerimle kazarak
Beli bükük gelmişim perişan halime bak...
Nazlı yavrum Ay kızım sönen gurbet yıldızım
Battı karardı dünyam ne kadar da yalnızım
Şimdi nasıl dönerim o yolları ben sensiz
Anama nasıl derim oğlun yattı kefensiz....
Medine yolcuları Hüseyne veda etti
Binbir üzüntü ile hüzün şehrine gitti
Susmadı Nalan Zeynep Hüseyni anlatırdı
Anlatırken yarini herkesi ağlatırdı
Okurdu mersiyeler gamla doldu sineler
Sarsmıştı yüreğini çok acı elem-keder
O,iki yıl dayandı ayrılık ateşiyle
Can güneşi sönmüştü ayrılık ateşiyle
O bizim herşeyimiz,aşkımızın rehberi
Ölü kalpler diriltti,coşturdu sineleri
Hacetler kapısıdır baş-vuranlar boş dönmez
Yiğitlerin anası ışıktır asla sönmez......
Ehlibeyt (a.s) Şairi Kerbelai Hüseyin Yalçın
ABNA.İR