8 Ocak 2013 - 20:30

Ortadoğu uzmanı, gazeteci – yazar Kenan Çamurcu hükümetin başlattığı İmralıyla görüşmeler sürecini kaleme aldı. İşte o yazı:

“Erdoğan, Öcalan’ın muhatabı değil, arabulucusudur”

Erdoğan’ın savaş kabinesinden kimileri biz ağzımızı açtığımızda “uluslararası komplo” demeye başlıyor ama yine de analizimizi aktaralım:

1) Ankara’nın Suriye ve Irak’la arası bu denli gerginken ve tansiyon yüksekken Erdoğan hükümetinin PKK ile anlaşması imkansızdır. İktidarın analitik düşünce yeteneği ve niyeti olmadığından ve sorunlara dümdüz baktıklarından bu nedenle her cephede sürekli kaybediyor.

2) Türkiye’de her kim olursa olsun, Kürt sorununun iç mesele olduğuna inanmak ve bu konuyu bu yönüyle konuşmaktan daha büyük saflık olamaz.

3) Üç çeşit Kürt sorunu vardır: Etnos, site ve etni-site. Birincisi Türkiye’de, ikincisi Irak’ta, üçüncüsü Suriye’de yaşanıyor. Bu sorunlar ve çözümleri işbirliği, diyalog ve barış içinde hizalanmazsa çözüm de yoktur.

4) Kürt sorunu Türkiye’ye özgü değildir ve bölgesel hizalanma sağlanmadıkça çözümü de yoktur. Ankara’nın kendi başına, kendince ve kendi ajandısından ibaret çabası sıfır sonuç doğuracaktır.

5) Ankara’daki siyasi akıl, “Karayılan Öcalan’a racon kesiyor” söylem ve düşünce düzeyinden ne umuyorsa, PKK marifetiyle Irak ve Suriye krizlerinde ulaşmayı hedeflediği amaçlarla da onu umuyor. Bu yetersizlik ve yetmezliğin yerel Kürt sorununu anlaması, bölgesel Kürt sorununa ise nüfuz bile etmesi düşünülemez.

6) Şimdilik Suriye ve Irak ajandasını da konu ederek PKK ile uzlaşmaya çalışılıyor. İran’ın ise nihai hedef olduğu anlaşılıyor, ama oraya kadar yol uzun olduğundan bu başlık henüz açılmış değildir.

7) “Öcalan’la görüşme” şeklinde sloganlaştırılan halkla ilişkiler çalışması sırasında eşzamanlı çifte proje yürüyor. Tıpkı eşzamanlı Pakistan ve İsrail’in kurulması gibi. 1948′de Hindistan ve Filistin’de yapılan ufalama harekatının benzeri bugün Irak, Suriye, Ürdün’ü parçalayacak nâzım planın konusudur. Pakistan ve İsrail nasıl ki o dönemde Müslüman Hintliler ve Araplar ile Yahudilere hayır getirmediyse, bugünkü Kürdistan ve Filistin de Kürtlere ve Araplara hayır getirmesi için tasarlanmıyor.

8) “Kürdistan-Filistin” projesiyle İsrail Filistinlileri nehrin ötesine, Ankara da Kürtleri nehrin ötesine sürmeye çalışıyor. Bugünkü Kürdistan ve Filistin’in öyküsü bundan ibarettir.

9) Bugünkü nâzım planın konusu olan Kürdistan ve Filistin için Irak, Suriye ve Ürdün’e ihtiyaçları var. Ürdün kralı bir süredir bunun için Ankara’yı el-Kaide’ye destek olmakla suçluyor.

10) Ankara’nın Suriye’ye savaş açmasının ve onun simetrisini Irak’ta icat etmek için uğraşmasının sebebi aynıdır. Ankara’nın işgüdarı Tarık Haşimi, elinde Suudi petro-dolarlarıyla bölgede dört dönüyor, mümkün olan en çok sayıda terör şebekesini Suriye ve Irak’ın üzerine sürüyor. Erdoğan’ın dostu Hariri Lübnan’ı karıştırmak için tezvirat üzerine tezvirat planlıyor, elindeki serveti fitne fesada seferber ediyor.

11) PKK’nin anti-emperyalist duyarlılıkla olmasa da pratik ve pragmatik nedenlerle Ankara ve Tel Aviv tarafından yürütülen projeye katılmayacağı anlaşılıyor.

12) Öcalan, Ankara ile müzakere performansıyla Suriye’ye karşı el yükseltiyor. Nitekim bu nedenle olsa gerek Esad, 6 Ocak tarihli önemli konuşmasında “iktidarda olduğum sürece hakkınız baki” güvencesi verdi.

13) Bu nedenle kayıtlara girsin:

- PKK ile müzakere iç mesele değildir ve o yüzden günlerdir konuşulan amaçların hiçbiri hasıl olmayacaktır.

- “Öcalan’la görüşme” halkla ilişkileri Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimini kurtarmasıyla ilgilidir. Erdoğan seçime sükunet içinde gidebilmek için PKK meselesini ötelemeye çalışıyor.

- Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken Erdoğan’ın önündeki diğer barikat olan Suriye savaşında ya savaş sona erdirilip sükunet ortamına gidilecek ya da savaş sürdürülüp ağır medyatik kampanya ile seçmeni korkutma tercih edilecektir. Eğer sokağa taşacak güçlü bir itiraz gelmezse Erdoğan’ın savaş politikası olağanüstü şartlarda seçmen davranışını saptırmak için elverişli yöntemdir.

medyatutkunu.com