Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu Suriye'de, iktidar yarım yüzyıla yakın bir süredir Alevi toplumuna mensup Esad ailesinin elinde.
Sünnilere göre azınlıkta kalan ve ülke nüfusunun yüzde 12'sini oluşturan Alevilerin, iktidarı elinde tutması ülkenin tarihi ve siyasi dinamikleri üzerine inşa edilen bir geleneğin sonucu.
Aleviler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde gördükleri zulüm nedeniyle yıllar boyu kendilerini toplumun dışında tuttu.
Yavuz Sultan Selim idaresinde, 15. yüzyıl Osmanlı döneminde Alevi din adamlarına Halep'te tuzak kurulduğu ve başları kesilerek öldürüldükleri de Alevi toplumunda zulümlere verilen örneklerden sayılıyor.
Göze Batmaktan' Çekinen Bir Toplum
Akdeniz kıyılarında Lübnan ve Suriye sınırı ile Türkiye'nin güneyine çekilen Aleviler, güçlü Sünni komşularından uzak, yıllar boyu 'göze batmaktan', dikkat çekmekten sakınan bir toplum oldu.
London School of Economics Üniversitesi Orta Doğu Programı Direktörü Prof. Fawaz Gerges, temeli yüzyıllar öncesine dayanan 'zulüm ve baskının' hala Alevi toplumunun üzerinde etkin olduğu görüşünde:
"Alevi toplumu, derinden gelen bir zulüm ve mağduriyet duygusu içinde, yüzyıllar boyu baskı altında tutulduklarını hissediyor. Şimdi Suriye'de olanları da, kendilerini zayıflatmayı, yok etmeyi ve dışlamayı hedefleyen tarihi çabaların bir uzantısı olarak görüyor."
'Aleviler Zulüm Görmeyi Haketti'
Bazı aşırı muhafazakâr Sünnilere göre Aleviler "zulüm görmeyi hakketti."
Sünni propagandasının bir parçası olarak, Alevilerin Kudüs'e doğru ilerleyen Haçlılara yardım ettiği öne sürülüyor.
14. yüzyılın en önemli âlimlerinden İbn Teymiye, literatürde Nusayriler olarak da anılan Alevilere vaazlarında sıkça yer veriyordu:
"Nusayriler, Yahudilerden ve Hıristiyanlardan daha imansızdırlar… Muhammed'in toplumuna, Frenkler ve Türklerden daha çok zarar vermişlerdir. İslami yasalar çerçevesinde cezalandırılmaları başarıların en büyüğü ve yükümlülüklerin en önemlisidir."
Suriye'de İktidara Yükseldiler
Suriye ordusunda kimlik buldular Şehir merkezlerinden uzak, köylerde ve dağlık bölgelerde yaşayan Aleviler, yoksulluktan ve dışlanmışlık duygusundan sıyrılmak için, ülkenin en güçlü kurumlarından olan Suriye ordusunda kimlik bulma yolunu seçti.
Düzenli maaş ve toplumda belli bir düzeyde saygı görmek, Alevileri orduya çeken nedenlerden oldu.
Ordudaki Astsubayların Yüzde 65'i Aleviydi
Oklahoma Üniversitesi Suriye uzmanı Prof. Joshua Landis'e göre Aleviler, günlük hayatta elde edemedikleri birçok fırsata orduda ulaştı:
"Aleviler orduya resmen akın etti. Geçmişte elde edemedikleri, gelecekte de elde etmeleri zor şeylerdi bunlar. Orduda öncü oldular. Fransızlar 1946'da bölgeden çekildiklerinde Aleviler düşük rütbelerdeydi. 1956'de ise, ordudaki astsubayların yaklaşık yüzde 65'i Alevi'ydi."
Landis, orduda giderek güçleri artan Alevilerin kısa sürede devlet katlarına ulaştığını söylüyor.
Lübnan'ın Trablusşam kentinin Bab el Tabaneh bölgesi, Alevilerin yoğun yaşadığı bir yer.
Orduda yüksek mertebelere ulaşan Hafız Esad'ın, Baas Partisi'ni kurması ve 1970'de kansız bir darbeyle iktidarı ele geçirmesi Landis'e göre, Alevilerin ordudan siyasete geçişinin önünü açtı.
Hafız Esad Kilit Bir Rol
Hafız Esad, 1963 ve 1966 darbelerinde de kilit bir rol üstlenmişti. Darbelerle gücünü pekiştiren Hafız Esad, başarılı bir taktik izliyordu.
Hıristiyanlar ve Dürzilere, "Benimle bir olun, sizi Sünni egemenliğinden koruyacağım" vaadiyle yaklaştı.
Hafız Esad'ın oğlu Beşar Esad'ın Sünni aileden gelen Esma Esad'la evlendirilmesi de adımlarının bir parçası olarak görüldü.
Mesele ideolojik açılımlara geldiğinde de Hafız Esad, Alevileri, 'Suriyeli ve Arap' olarak tanımladı.
Esadların desteğiyle Aleviler, Sünnilere "Bizi dışlayamazsınız, çünkü aynı milletin parçasıyız" diyebildi.