Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Suriye'deki muhalefet gruplarından Hükümet'e Mayıs 2012'de giren Dr. Kadri Cemil, Suriye ekonomisi, Kürt meselesi ve Türkiye-Suriye ilişkilerini Aydınlık'a anlattı. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Dr. Kadri Cemil, Halkın İradesi Partisi Genel Başkanı. Hükümet'e Suriye'deki iç muhalefetten katılan ikinci bakan Ali Haydar ile birlikte Suriye Halk Kurtuluş ve Değişim Cephesi'nin de liderliğini yürütüyor. Kürt kökenli olan Dr. Kadri Cemil'in partisinin önceki adı Suriyeli Komünistler Birliği.
Hasar Büyük Ama Yaralarımızı Sararız
Dr. Kadri Cemil, Erdoğan Hükümeti'nin Suriye'deki olaylarda büyük bir rol oynadığını vurguladı ve şunları söyledi:
"Bizim için komedi olan şudur. Nasıl olur da Katar ve Suudi Arabistan Türkiye'ye ne yapacağını emredebiliyor? Suriye ve Türkiye halkı tarihten gelen kardeşliğe sahiptir. Erdoğan bunu yok edemez."
Dr. Kadri Cemil şöyle konuştu:
"ABD'nin dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu düşünenlere uyarım şudur. Yaptıkları hatadan vazgeçmezlerse kendi halkları hesap soracaktır. Ayrıca Suriye onların hepsinden tazminat alacaktır. Batı ekonomik olarak çökmüş durumda. Kendilerini kurtarmaktan aciz durumdalar."
Dr. Kadri Cemil, 2 yıldır devam eden olayların çok büyük hasara neden olduğunu ancak Suriye devletinin bu yaraları sarmaya muktedir olduğunu kaydetti.
Fırsatı Değerlendirelim
Dr. Kadri Cemil, bölge ülkelerindeki Kürt meselesinin çözümü konusunda şunları söyledi:
"Bizim programımızda doğu milletlerinin büyük birliği var. Yüce Doğu milletleri aynı yöne bakıp aynı yöne yürümelidir. Akdeniz'den Hazar'a kadar 1000 yıl aynı devletin çatısı altında yaşadık. ABD, bu bölgeyi tek bir alan olarak görüyor ve tek plan dahilinde saldırıyor. Biz de buna karşı bölgedeki ülkeler birleşerek cevap vereceğiz. Bölgemize yönelik emperyalist saldırıyı bertaraf etmek için sadece savunma değil hücum gerekli. ABD zayıf durumda. Bu fırsatı değerlendirmeliyiz. Kürt meselesini, Türkiye, İran, Irak, Suriye bir araya gelerek dış müdahaleyi önlersek çözeriz. Eksik kalan hakları vermek de istiyoruz ama bölünmek istemiyoruz."
Silahlı Muhalefet İle De Görüşüyoruz
Bazı muhalif kesimlerin, kendilerini Hükümet'e girdikleri için işbirlikçi olarak suçladıklarını, yönetici zümrenin ise "Bunları avucumuza aldık" diye sevindiklerini hatırlatan Dr. Cemil, şunları söyledi: "Bunun ikisi de doğru değil. "Hükümet'e muhalif bir grup olarak dış kaynaklı terör gruplarının yıkımını önlemek ve vatanın kurtarılması amacıyla girdik."
Bazı silahlı grupların da Hükümet'le görüşmeye başladığını kaydeden Suriye Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Dr. Kadri Cemil, Hükümet'in çözüm programını şöyle açıkladı:
"Suriye halkında 2 yılın sonunda tarafların diğerine karşı galip gelemeyeceği duygusu oluştu. Rejim saflarında da 'sadece askeri yöntemlerle olmaz' düşüncesi gelişti. Böylece çözüm için bir zemin oluşuyor. Biz Hükümet'e girdikten sonra ilk işimiz çok partili siyasal sistemi getirmek oldu. Sayın Devlet Başkanı'nın 6 Ocak'ta açıkladığı program, Hükümet'in çalışmalarıyla paraleldir. Hükümet herkesle konuşmayı kabul etti. İçeride, dışarıda, silahlı ve silahsız muhalefetle görüşeceğiz ve görüşmeye de başladık. Görüşmelerin sonucunda yeni bir hükümet oluşturulacak. Bu hükümet anayasada değişiklikler yaptıktan sonra ülkeyi seçime götürecek. Daha sonra yeni meclis oluşturulacak."
Özelleştirme Suriye'yi Böler
Dr. Kadri Cemil, yıllardır Hükümet'in ekonomi politikalarını eleştiriyor. Özellikle 2002'den sonra Suriye'de uygulanana özelleştirme programını şu sözlerle özetliyor: "Eğer olaylar başlamasaydı, uygulanan özelleştirme programıyla bu silahlı çete gruplarına gerek olmadan Suriye kendiliğinden birbirine girecek ve bölünecekti".
"Erdoğan-Davutoğlu Ayrı Türk Halkı Ayrı"
Suriye'de resmi yetkililerden sokaktaki bütün yurttaşlara kadar herkes Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu'na büyük tepki gösteriyor. İlk başta ortaya çıkan şaşkınlık, aldatılmışlık duygusu nefrete dönüşmüş. Ama dikkat çekici bir şekilde sokaktaki sıradan yurttaşlar dahil herkes, Türk halkına hiçbir düşmanlık göstermiyor. Sokakta, pazarda, üniversitede, dolaştığımız her yerde aynı tabloyla karşılaştık. Türk halkına yönelik sadece "Nasıl olur da buna izin veririsiniz" diye sitem var.