15 Mart 2013 - 20:30

Berlin İmam Rıza İslam Merkezi İmamı Sabahattin T.Yılmaz, İslamı vahdetin önem ve ehemeyyiyetine değinerek şöyle dedi:“ Tarih boyunca Ehlibeyt imamları İslami vahdet için her türlü fedakarlığı göstermişledir. İslam hayatını sürdürsün, İslam ümmeti varlığını devam ettirsin diye bazen zehir içmiş gibi yürekleri yanarak 25 yıl sabır göstermişler, bazen zindanlarda kalmışlar, bazen İslam’ın bekası için kendi hayatlarını feda etmişlerdir. Onlar için İslam’ın, İslam ümmetinin , Kur’an’ın varlığı ve hayatını devam ettirmesi herşeyin üstündedir.”

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Müslümanlar arasına tefrika salıp, mezhep kavgası çıkarmak isteyenlere dikkat edilmesi gerektiğine değinen Sabahattin hoca şöyle devam etti:“İslam ümmeti arasında İslam adına tefrika salanlar, İslam adına konuşmaya salahiyetli değildir, müslümanlara yürek yandıranlar değildir; yalancı, sahtekar müslümanlardır. Bu gibiler tağutların piyonlarıdırlar; ne Sünnidir, ne de Şii.”

İ.Rıza İslam Merkezi hocası, günümüzde Şii katliamlarına fetva veren siyonist uşağı, emperyalizmin gönüllü uşakları vahabi alimleri karşısında takılacak tavıra dikkat dikkat çekerek şöyle dedi:“ Bütün bu katliamlar karşısında Şii alimleri diğer mezheplere mensup müslümanların katline asla fetva vermezler, çünkü bu dinin asıl sahiplerinin kim olduğunu tarih göstermiştir. Hidayet önderleri İmamlarımız bizlere İslam’ın hayatını sürdürmesi için fedakarlık etmek gerektiğini öğretmişlerdir. Kim İslam’ın ve İslam ümmetinin hayatını korumak için kendi canını feda edebiliyorsa İslam dininin gerçek sahibi onlardır. Şii/Alevi müslümanlar ve ulema bu tahriklere kapılıp Ehlibeyt imamlarının öğretilerinin dışına çıkmamalıdırlar”

Şeyh Sabahaddin, taklid merci müctehidlerin ve Velayet-i fakih makamının her defasında İslami vahdete vurgu yapmasının hikmetine işaret ederek şunları söyledi: “Ehlibeyt uleması; merce-i taklidler, velayet-i fakih ve alimler bu katliamlar karşısında müslümanları İslam ümmetinin vahdetini korumaya ve emperyal gücün oyununa gelmemeye davet etmektedirler. Günümüz önderleimiz terfikanın emperyal gücün ekmeğine yağ sürmek olduğunu beyan etmektedirler.”

Bu büyük imtihan karşısında çocuğunun kesilmesine razı olmayan gerçek müslüman ve İslam derdi olan müslümanların durumunu tarihi bir olayı anlatarak beyan eden Cuma imamı şöyle dedi:“İki kadın bir çocuk üzerinde ihtilafa düşerler; her ikisi de çocuğun kendisine ait olduğunu iddia eder. Hakemlik yapması için hz. Ali’ye gelirler. Her iki kadın da çocuğun kendisine ait olduğunu söyler. Hz. Ali çocuğun gerçek annesinin kim olduğunu ortaya çıkarmak için bir plan yapar; hizmetcisi Kamber’e şöyle emr eder: “Zülfikarı getir ve bu çocuğu ikiye böl her bir parçasını birine ver”. Tam kesmek üzereyken çocuğunun kesilmesine izin vermeyen gerçek annesi hemen öne atılır ve “hayır, ben hakkımdan vaz geçtim, çocuğu ona verin” der . Diğer kadın ise çocuk kendisinin olmadığı için kılını bile kıpırdatmaz. Hz.Ali çocuğu gerçek annesine verir ve diğerinin yalancı olduğunu ortaya çıkarır.

İslam ümmetinin şimdiki durumu da aynıdır. İslam dininin ve İslam ümmetinin gerçek sahipleri vahdet, birlik ve kardeşlikten bahsedenler, İslam’ın ve müslümanların hayatını kurtarmak ve her türlü tefrika ve fitnenin önünü almak için çaba gösterenlerdir. Bunlar tarih boyunca kan vermişlerdir ve can vermişlerdir ve hala da vermektedirler. İslam’ın sahte ve yalancı sahipleri ise fetvalar verip durmaktalar.”

Sabahattin hoca hutbesinin sonunda Pakistan, Irak ve Suriye’de masum insanlara yönelik bombalama eylemlerine değinerek şöyle dedi:“İslami vahdetten korkan emperyal güç, ortamı uygun gördüğü her yerde sahte İslam havarilerini kullanarak katliam yapıyor; Pakistan ve Irak’taki bombalama eylemlerini yapanlar ve Suriye’deki müslümanların hakkını savunmak adına ortaya çıkan teröristler Şii/Alevi avına çıkmışlar. Sünni mezhebinden de olmayan bu teröristler, Şii/ Alevileri tahrik edip mezhep savaşı çıkarmayı başaramayacaklar. Basiretli ve İslamın hayatını ön planda tutan Şii ve Sünni müslümanlar İslami vahdeti sağlayarak emperyalistlerin bu planlarını da inşallah boşa çıkaracaklardır.”

Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh.