Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ebu Katade’nin katıldığı savaşlardan biri de Zi-Kared[1] savaşı idi. Bu savaş Medine yakınlarında (Gıtfan kabilesinin yaşadığı yere yakın bir yerde) Hicri 6. yılın Cemadiy’el Ula ayında meydana geldi. Allah Resulü’ne (s.a.a) gelip ve cihat için hazır olduğunu bildiren ilk kimselerden biri de 24 yaşındaki Ebu Katade idi. Zira Ebu Katade hicretten 18 yıl önce dünyaya gelmiştir.
Kahraman ve tecrübeli genç bir savaşçı olan Ebu Katade muhaliflerin önderi olan Uyeyne’nin oğlunu bir saldırıda öldürdü ve kendisine ait bir örtüyü onun cesedinin üzerine attı. Allah Resulü (s.a.a) ve İslam ordusu oraya geldiklerinde ve bu sahneyi görünce Ebu Katade’nin öldürüldüğünü sandılar. Ama Allah Resulü (s.a.a) onları Ebu Katade’nin bu işinden haberdar etti. Bu savaşta Müslümanlardan 2 şehit vererek Gıtfan kabilesini yenmeyi ve Medine’ye geri dönmeyi başardılar.
Ebu Katade yapmış olduğu değerli hizmetlerin yanı sıra Hayber fethi macerasında da hazır bulunmuştu. Ebu Katade her gerçek Müslüman gibi yüce İslam Peygamberine (s.a.a) karşı özel bir ilgi ve alaka duyuyordu. Bu cihetten ötürü her uygun fırsatı bulduğunda büyük İslam önderini takdir ediyor ve ona karşı edeb izharında bulunuyordu.
Allah Resulü (s.a.a) de Ebu Katade’yi çok seviyordu. Bu açıdan onun hakkında şöyle dua etmiştir: “Sen Allah Resulü’nü (s.a.a) (belalardan ve tehlikelerden) koruduğun gibi Allah seni korusun. [2]
Ebu Katade Hz. Ali’nin Yanında
Ebu Katade, Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra onun hak üzere olan vasisinin (Hz. Ali’nin (a.s) metodunu takip etti. Hak ve gerçek yoldan hiç bir zaman sapmadı. Zira o İslam önderliği ve hükümetinin aslî merkezini çok iyi bir şekilde derk etmiş, teşhis etmiş ve kimin yüce Peygamberden (s.a.a) sonra İslam toplumunun önderliğine layık olduğunu çok iyi biliyordu. Bu bilgi ve tanıma üzere Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra sürekli olarak Hz. Ali’nin (a.s) yanında hazır bulundu. Hz. Ali’nin (a.s) zahiri hilafeti zamanında ne Muaviye’nin saptırıcı propagandaları onu inançlarını zayıflatıp gevşetebildi ve ne de Sıffın, Nehrevan ve Cemel savaşları onun ruhunda bir tezelzül icat edebildi. Aksine Ebu Katade sağlam bir dağ gibi duruyor ve Hz. Ali’nin (a.s) döneminde ortaya çıkan bütün savaşlarda İslam düşmanlarının aleyhine Hz. Ali’nin (a.s) yanında kahramanca savaşıyordu.
Ebu Katade sadece vefakar ve layık bir asker olmakla kalmamış ülke idaresi ve toplumsal müdüriyet hususunda da layık ve güvenilir bir kimse idi. Bu cihetten ötürü Hz. Ali (a.s) bir müddet onu Mekke şehrinin komutanı olarak tayin etti. Ebu Katade sadece savaş meydanlarında Hz. Ali’yi (a.s) savunmakla kalmıyor dil ve mantık silahı ile de sürekli olarak Hz. Ali’yi (a.s) savunuyordu. Muhalifleri ile sıcak tartışmalara giriyor ve onları muhakeme ediyordu. Bu tartışmalarından biri de onu Aişe, Nehrevan Haricileri, Halid b. Velid ve Ebu Bekir ile yapmış olduğu konuşmadır. Bütün bu hususların tümü İslam’ın bu fedakar askerinin seçkin ve yüce şahsiyetini beyan etmektedir.
Evet, Ebu Katade-i Ensari bir ömür İslam yolunda değerli hizmetlerde ve çabalarda bulunduktan ve Müslümanları savunduktan sonra H. 54 yılında dünyaya gözlerini yumdu. Bazılarının dediğine göre Ebu Katade Hz. Ali’nin (a.s) hilafeti zamanında vefat etmiştir ve Hz. Ali (a.s) onun cenaze namazını kıldırmış ve ardından onu toprağa vermiştir. [3]
ABNA24.COM
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Hicretin 6. senesinin Rebiülahir ayı. Ebû Zerr (r.a.), Medine-i Münevvere’ye üç saat mesafesi olan Gâbe Mer’asında oğlu ile birlikte Peygamber Efendimizin yirmi kadar devesini güderken, Uyeyne bin Hısne’l-Fezarî, kırk atlı ile gelip Ebû Zerr’in oğlunu şehid etmiş, develeri de alıp götürmüştü. Durum Peygamberimize haber verildi. Derhal baskıncıların arkasından Hz. Sa’d bin Zeyd komutasında bir süvari birliği gönderdi. Hz. Sa’d'a, “Ben, sana halk ile birlikte gelip kavuşuncaya kadar baskıncı, müşrikleri takip et” diye emretti. Süvari birliği yola çıktıktan sonra, Peygamber Efendimiz de Medine’de yerine Abdullah bin Ümmi Mektum’u vekil tayin ederek beş yüz kişilik bir kuvvetle Gatafan’a doğru yola çıktı. Medine’ye iki günlük mesafesi olan Zû Kared mevkiinde düşmana yetişildi. Bir kaçı öldürüldü. Develerin bir kısmı da geri alındı.(İbni Sa’d, Tabakât, c. 2, s. 81-84; Müslim, c. 3, s. 1438-1439) Resûl-i Ekrem Efendimiz etrafı araştırmak maksadıyla burada bir gün bir gece kadar bekledi. Sonra Medine’ye geri döndü.(İbni Sa’d, Tabakât, c. 2, s. 84; Taberî, c. 3, s. 62. –Müt-)
[2] El-Alam, Zerkeli, c. 2, s. 54; el-İber, c. 1, s. 41; Tarih-i Bağdad, c. 1, s. 59; Usd’ul Gabe, c. 5, s. 274; el-İsabe, c. 4, s. 458; İsti’ab, c. 4, s. 461; Sire-i İbn-i Hişam, c. 3, s. 293; Hayat’us Sahabe, c. 1, s. 570 ve Musned-i Ahmed b. Hanbel, c. 5, s. 298.
[3] El-İstiab, c. 4, s. 162; el-İsabe, c. 4, s. 158; Usd’ul Gabe, c. 5, s. 275; Kamus’ur Rical, c. 10, s. 165; ed-Derecat’ur Refia, s. 351; el-Fusus’ul Muhimme, s. 146 ve Tarih-i Taberi, c. 3, s. 243