Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Son zamanlarda Hizbullah karşıtları örgütü bitirmeye ant içmiş yeminli düşmana dönüşmüş durumda. Bu durum, Lübnan yerelinde ya da daha geniş çerçevede gerçekleşecek olan bir çatışmanın sinyali olabilir.
Birçok kişi bu hataya düşebilir. Durum olağanüstü tehlikeli olduğundan kendimi, bir kez daha, Hizbullah'ın şu anki durumunu açıklamaya mecbur hissediyorum.
Son tahlilde çatışma yolunu seçecek olsalar dahi mantıklı bir tercih gerçekleştirmek isteyenlerin söyleyeceklerime kulak vermelerini ümit ediyorum.
Hizbullah bugün önemli bir bölgesel güç. Geçen on yılki konumu da bu şekildeydi. 2000 Lübnanlı esirin özgürlüğüne kavuşturulması ve İsrail'in gazze yenilgisi, daha sonra ABD'nin Irak'ta yenik düşmesi, Refik Hariri suikastından sonra Lübnan'ı kontrol altına alma planının suya düşmesiyle devam etti, daha sonra da 2006 Temmuz savaşı… Bunlar Hizbullah'ın konumunu güçlendirdi, etkisini arttırdı ve kapasitesini iki katına çıkardı.
Hizbullah, ABD ve Avrupa’dan bilerek ve bilmeyerek gelen her türlü şeyin karşısında duran bir aktör oldu.
Hizbullah'ın ayrıca yalnızca yerel bazda değil uluslararası çapta da bu ülkelerle kıyaslanabilecek düzeyde kuruluşları ve sosyal enstitüleri bulunuyor. Hizbullah, kendisini hayatın her alanında fonksiyonel kılan bir yapıya sahip. Hizbullah, sosyal sahada varlık gösteren başarılı bir yapı olmasının yanı sıra askeri bir güç, bir güvenlik gücü olması hasebiyle de önemli bir noktada. Ve bu gücün bölgede yabancı güçler ve yerel işbirlikçiler eliyle tesis edilmeye çalışılan Batı çıkarlarının karşısında duran bir dayanak oluşturması onu önemli kılıyor.
Farklı alanlarda gelişmiş bir yapıya sahip olan Hizbullah, şu anda yanında duranlara da bir güç kaynağı olmuş durumda. Bu, Filistinlilerin İsrail işgaline karşı farkına vardıkları bir gerçek. Bu, Irak direnişinin ABD işgaline karşı öğrendiği gerçek. Ve şimdi, bu durum Suriye ordusunun silahlı gruplara karşı verdiği mücadelede fark ettiği bir gerçek.
Her tecrübede İsrailli düşmanlarının tecrübesinden bir hayli şey öğrenen Hizbullah, sorunlu bir tehdidi fırsata dönüştürmeyi ve sıkıntılı bir krizi yeni bir gerçekliğin başlangıcına dönüştürmeyi biliyor.
Bu tecrübelerin en önemlisi ise Hizbullah’ın her aşamada uygun siyasi söylevi üretebiliyor olmasıdır. Karşılaştığı yeni zorluklarda kendi altyapısı için yeni mekanizmalar üretebilme kapasitesine sahiptir. Çeyrek asırlık bir askeri tecrübenin ardından Hizbullah askerleri halen yirmili yaşlarının başındadır.
Kavga etmek ve düşmanlık beslemek isteyen bir kişi, insan kaynaklı askeri kapasitenin sürekli kendini yenilenebilir olması durumunun gerçekte ne manaya geldiğini hayal edebilir mi? Hele ki bu durum, güvenlik noktasındaki askeri teknolojilerle ve lojistik sistemlerle de destekleniyorsa?
Bugün, sayıları azımsanmayacak kadar Arap ve Müslüman Hizbullah’tan nefret ediyor. Fakat Hizbullah, popüler manadaki meşruiyeti için endişe duymuyor. Hizbullah, bırakın stratejik tercih yapma noktasındaki kararlılığını kendi mücadelesini ve pozisyonunu dahi hiçbir zaman bazı ülkelerin ya da grupların onayına göre belirlememiştir. Herkes de biliyor ki Hizbullah birilerinin para ile satın alabileceği memur zihniyete sahip kimselerden oluşmuyor.
Hizbullah’ta durumun böyle olması, onun diğer siyasi güçler gibi bazı hesaplar karşısında çökmesini engellemiş oldu. Neticede bazı ülkelerin örtüsü altında hüküm süren güçler, o örtü kalkar kalkmaz ortadan kaybolacaklardır.
Ancak Hizbullah açık ve net bir şekilde Suriye’deki silahlı gruplara karşı savaşın içine girmeye karar verdiğinde yeni rolünün son derece farkındaydı. Bu tarafsız bir tepki yahut yirmi beş yıllık desteğin ardından Suriye rejimine sağlanan karşılıklı bir hizmet değildi.
Hizbullah’ın yeni rolü 75 milyon Arap’ın yaşadığı doğu akdenizin politik, ekonomik ve sosyal haritasını yeniden çizmeyi amaçlıyor. Hizbullah, tümden bir dönüşümü üretemez ve üretebileceğini de iddia etmiyor; fakat bir kaldıraç olabilir.
Ortak kanı, Hizbullah’ın bu misyonunun Arapların (Müslümanların) Amerika ve İsrail’in işgaline ya da onların Doğu Akdeniz ülkelerindeki yandaşlarına direnmek için bireysel ve toplumsal haklarını geri elde etmenin bir arayışı olduğunu söylüyor. Bu misyon, tüm Arapların (Müslümanların) kimliğini yeniden canlandırmayı amaçlıyor.
İlk aşamada, 'bağımsız milli karar' ya da 'önce benim ülkem' diyerek yola çıkmış bile olsak bütün dar bakış açılarından kurtulmamız gerekiyor. Bu, Filistin'den Ürdün'e, Lübnan'a, Irak'a, Türkiye'ye ve Arap Körfezine bütün ülkeler anlamına geliyor.
Sonuç olarak, Hizbullah’tan kurtulmak isteyen herkese tavsiyem şudur: Bu meseleye küçük askerî ve güvenlik gruplarının, bir ya da iki komşu ülkenin ya da uluslararası güçlerce izlenen bir sınırın meselesiymiş gibi yaklaşmasınlar.
Hizbullah bugün kültürel ve sosyal farklılıklarına rağmen (Siynistlerden kurtulmayı ve) bağımsızlığa kavuşmayı arzulayan geniş bir destekçi kitlesine sahip.
Hizbullah'ın durumu budur -Allah bu durumunu korusun-. Ona karşı savaşmadan önce bunları iyice öğrenin
İbrahim el-Emin