Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye’de halkın bir bölümünün kendi açılarından (kendi yükledikleri anlam ile) hak, adalet, özgürlük talebiyle mevcut iktidara başkaldırıları “demokrasi direnişi” olarak adlandırılırken; Taksim’de esasında bu durumun ülkeyi kaosa sürüklemeyi, terörle hükümete boyun eğdirip iktidarı teslim almayı amaç edinmiş bir “kalkışma” olduğunu öğrendik!
Suriye’de muhalefetin yakıp yıkmaları, kırıp dökmelerine karşı hükümetin tedbir alma, gösterilere sınır getirme ve bastırma girişimi, “halka uygulanan zulmün ve diktatöryal yönetimin” delili olarak gösteriliyordu… Ancak Taksim olayları sırasında öğrendik ki, esasında bu tür müdahalelerin adı, “devlet düzenini korumak ve kamu yararını temin etmek”tir!
Suriye muhalefetinin ülkeyi ateşe verdiği günlerde Esad ve hükümet lehine gösteri yapan kitleler; “bindirilmiş kıtalar”ın, “sivil giyimli asker ve polisler”in halka gözdağı vermesi olarak ele alınmıştı… Ancak Taksim olayları sırasında öğrendik ki bu destek gösterilerinin gerçek adı; “muhteşem kalabalık”ların “milli direnişi”dir!
Türkiye olarak, Suriye iç savaşına müdahil olması, muhalifler lehine silah ambargosunu kaldırması için baskı yaptığımız ve Suriye iç savaşına dahil olmakta ağır davranmakla suçladığımız “Avrupa Parlamentosu”nun “Taksim” gündemi ile toplanıp, Türkiye Hükümeti aleyhine bir dizi kararlar alması ile öğrendik ki; esasında Avrupa Parlamentosu bir Hıristiyan kulübüdür. Bağımsız bir ülkenin iç işlerine müdahale etmesi en hafif ifadesi ile “densizlik”tir ve “bu karar asla tanınmamalıdır”!
Suriye’de emperyalist oyun sahnelenmeye başladığında Suriye medyasının muhaliflerin iç yüzünü gösteren ve kirli planı deşifre etmeye yönelik haberleri; “satılmış medya”nın “özgürlük mücadelesine çamur atması”, bir “dezenformasyon” savaşı olarak adlandırılmıştı… Ancak Taksim olayları sırasında gördük ki; medyanın bu yaklaşımı “dezenformasyon” olarak adlandırılamaz. Bilakis bu yönde yayın yapma “milli bir görev” ve “gerçek bir medya sorumluluğu”dur!
Suriye’den batılı medya kuruluşları ve ajansların geçtiği her haber “mutlak doğru” idi. Batılı medya muhabirleri çok zor koşullar altında görev yapan gerçek birer “demokrasi havarisi” idiler. Hatta esir düşenler, yaralananlar için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmıyordu… Taksim olayları sırasında fark ettik ki; bu batılı muhabirler esasında birer ajandır, provokatördür. Yayınları yanlıdır, emperyalizmin emrindedirler, yandaştırlar, kışkırtıcıdırlar!
Suriye’de bir sabah ülkenin öz evlatlarının, vatandaşlarının “yeter” deyip ayağa kalktığı; saf ve masum bir direnişle “adalet ve özgürlük” peşine düştüğü söylenirdi… Ancak bir sabah Taksim’de bir grup halk benzer şekilde ayağa kalkınca fark ettik ki; esasında onlar, yabancı ajanların ve yerli terör örgütlerinin kışkırttığı “marjinal gruplar”dır!
Suriye’de silaha sarılmış muhaliflere karşılık veren “emniyet güçleri”, halkına silah sıkan zalimin uşakları idiler… Ancak Taksim’de fark ettik ki; silah değil taş bile atsalar, her türlü araç ve gereci kullanarak göstericilere karşı koymak polisin öz görevidir. Göstericilere derslerini vermek ve hadlerini bildirmek devletin boynuna borçtur. Polisin yaptığı ulvi bir iştir, fedakârlıktır!
Suriye’de gösteriler başlayınca, Esad’a: “Bak her tarafta eylem var. Halkın seni istemiyor. Artık koşulsuz şartsız çekip gitmelisin!” deniliyordu… Ancak Taksim olayları sırasında fark ettik ki; böyle bir zamanda görevi bırakmak “vatana ihanet”tir! Ve yine Taksim olayları sırasında ki çağrılardan fark ettik ki; meşru bir hükümeti devirmenin yolu “seçim”dir, “sandık”tır!
Suriye isyanın da devlet otoritesine karşı gelen, açıklama yapan, istifa eden herkesin ne kadar onurlu bir iş yaptığı, ayakta alkışlanması gerektiği söylenirdi… Ancak Taksim’de fark ettik ki, göstericiler lehine bırak icraatı söz söylemek bile “teröre destek vermek”tir. “Vatana millete ihanet”, en basit ifadesi ile “kendini bilmezlik” ve “sorumsuzluk”tur!
Ve son olarak orijinal bir Taksim paradoksu ile bitirelim:
Gösteri yaparak hak arayanlara; “önümüz de seçim var, ne diye eylem yapıyorsunuz?” deyip karşı çıkmak, fakat onlara gerekli cevabı vermek içinde “miting” yapmak!..
Twitter/kssevindik
Facebook/Kemal Şükrü SEVİNDİK