30 Temmuz 2013 - 19:30
Caferi: Terör Grupları İnsan Onurunu ve Haklarını Aleni Bir Şekilde Çiğniyorlar

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar el-Caferi, BM Genel Komisyonun Suriye’de insan haklarının durumunu tartışmak üzere düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada; Suriye ile ilgili BM Uluslararası Soruşturma Heyeti Başkanı Paulo Pinheiro’yu, Suriye’de yaşanmakta olan krize daha kapsamlı bir perspektifle bakmaya davet etti.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-  Suriye ile ilgili BM Uluslararası Soruşturma Heyetinin; inceleme sonuçlarına ilişkin açıklamalarında abartıya dayanmayı sürdürdüğünü ve olayların özünü ihmal ettiğini dile getiren Caferi; terör gruplarının yaptığı katliam, insan eti yeme, insanların başını kesme, cenazeleri tenkil etme, insanları damlardan aşağı atma, kalabalık merkezlerde canlı bomba eylemleri düzenleme, gibi faaliyetlerin insan onuru ve haklarının aleni bir şekilde çiğnenmesi anlamına geldiğini beyan etti.Suudi Arabistan’ın Ramazan ayı içerisindeki icraatlarından birinin, Suriye’de bulunan silahlı terör gruplarına gönderilmek üzere 5 milyon dolar değerinde İsrail yapımı bir silahın satın alınması olduğuna dikkat çeken Caferi; bu icraatın Suudi Arabistan’ın Mübarek Ramazan ayı içerisindeki son icraatı olmasını temenni ettiğini dile getirdi.Krize Daha Kapsamlı Bakmalı ve Eşyaları Kendi Adıyla AdlandırmalıPinheiro’ya gerçek sorunu tek taraflı şekilde tanımlamak değil eşyaları kendi adlarıyla adlandırmak ve nedenlerini çözmek amacıyla Suriye krizine daha kapsamlı yaklaşma çağrısı yapan Caferi, Suriye hükümetinin komisyona tarafsız ve bağımsız bir bakış açısı oluşturabilmesi için elindeki her bilgiyi sunacağını bildirdi.Caferi, iki yıldan fazla bir süre önce başlayan krizin Suriye ve halkı üzerindeki yıkıcı uygarlık, kültürel, tarihi, ekonomik ve toplumsal etkilerine işaret ederek vatansever ve ulusalcı hiçbir Suriyelinin ülkesinde olanların Suriye’nin ya da evlatlarının çıkarına olduğuna inanmasının mümkün olmadığının altını çizdi.BM Temsilcisi, Suriye’nin ulusal ve milli tutumları ve politikalarının bedelini ödediğini, bazı Suriyelilerin uluslar arası havalimanlarında ayrımcılığa maruz kalırken New York, Londra, Paris, Madrid, Irak, Suriye ve Mali’deki terör eylemlerini gerçekleştiren ülkelerin uyruğunu taşıyanlara ayrıcalık tanındığına dikkat çekti.Kökleşmiş Suriye Uygarlık ve Kültürü Petrodolar Kültürün Sığlığını Açığa ÇıkardıCaferi, “Arap kardeşlerinin Suriye’de bile önceliği olduğuna inanan Suriyeliler şu an yaşadıkları acıların bir kısmının bu ulusal tutumdan kaynaklandığını, Suriye’de ve Suriyelilerde bazılarını rahatsız eden ve eksikliklerini açığa çıkaran şeyler bulunduğunu görmelerini engelledi” dedi.Bazılarının çamura batmalarına rağmen Suriyelilerin mezhepçilikten, ırkçılıktan ve etnik ayrımcılıktan uzak şekilde uyum sağlamalarının diğerlerinin gericiliği ve cehaletini açıkça ortaya çıkardığına değinen Caferi, Suriye’nin kökleşmiş kültür ve uygarlığının petrodolar kültürünün sığlığını gözler önüne serdiğini, Suriye’nin parlak ulusalcılığının Arap rejimlerinin zayıflığı ve bağımlılığından utandığını söyledi.Caferi, komisyonun raporlarında defalarca hükümet karşıtı silahlı grupların ihlallerinin hükümet güçlerinin ihlallerinin seviyesi ve boyutuna ulaşmadığını belirttiğine işaret ederek krizin üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçmesinin ardından komisyonun hala kasıtlı abartıya başvurması ve cevheri konuları ihmal etmesi ya da önemsizleştirmesinin esef verici olduğunu kaydetti.Suriye’de tüyler ürperten manzaralar bulunduğunu, silahlı terör gruplarının Suriyelinin onuru ve insan haklarını açıkça ihlal eden insan eti yeme, masum insanları kesme, cesetlerini parçalama, din ve mezhebine göre öldürme ve yüzlerce bombalama eyleme yapma gibi suçlar işlediklerine dikkat çekti.Caferi Soruşturma Komisyonu ve başkanına, “belgelenmiş ve iğrenç olan bütün bu katliamlar hükümetin yaptığı iddia edilen suçları aşmıyor mu?” sorusunu yöneltti.Nusra Cephesini Terörist Olarak Nitelemekten KaçınıyorBM Temsilcisi, Kaide örgütüne bağlı Nusra Cephesi faaliyetleri hakkındaki uluslar arası ve gayri resmi tarafların onlarca raporuna rağmen soruşturma komisyonunun hala bu grubu ve silahlı diğer gruplarını terörist olarak nitelemekten kaçındığını belirtti.Komisyonun raporlarında bu grupları hükümet karşıtı silahlı gruplar olarak adlandırarak güvenlik konseyinin Nusra Cephesi hakkındaki kararı göz ardı ettiğini söyledi.Komisyonun silahlı terör gruplarının sivil yerleşim alanlarını bombalamasını münferit olaylar olarak görmesinin ilginç olduğuna dikkat çeken Caferi, komisyonun hangi temellere dayanarak bu sonuçlara ulaştığını ve Kaideye bağlı terör gruplarının gerçekleştirdiği terör patlamalarını göz ardı etmesini sorguladı.Caferi, “komisyon bu eylemleri hayaletlerin yaptığına inanıyor ve belki bir dahaki raporunda bu kanlı terör patlamalarını hükümetin gerçekleştirdiğini söyleyecektir” dedi.BM Temsilcisi, tüm dünyanın uluslar arası soruşturma komisyonu üyesi Carla Del Ponte’nin silahlı terör gruplarının Halep’in Han el-Asel bölgesinde sarin gazı kullandığı yönündeki açıklamalarını dinlediğini açıklamaların üzerinden birkaç saat geçmeden komisyon başkanına baskı yapılarak Del Ponte’nin ulaştığı sonuçların doğru olmadığına ilişkin bir rapor yayınlamaya itildiğini hatırlattı.Caferi, tüm bu manipülasyondan sonra uluslar arası soruşturma komisyonuna ve profesyonelliğini güven duyulmasının mümkün olamayacağını vurguladı.Han el-Asel Katliamı Şahitleri Ortadan Kaldırmak İçin İşlendiPineiro’nun raporunda Halep’te yeni bir katliam yapıldığına işaret ettiğini, fakat gerçekleştiği yere değinmediğini söyleyen Caferi, katliamın Han el-Asel’de kimyasal silahların kullanıldığı yerde gerçekleştiğine dikkat çekti.Caferi şöyle devam etti, “Suriye hükümeti, silahlardan arındırma yüksek komiseri ve Alstro Han el-Asel’de kimyasal silahların kullanılması konusunda soruşturmaların başlatılması üzerinde anlaştı. Bu anlaşmanın ilan edilmesinin ardından silahlı terör grupları Han el-Asel’e yeniden girerek 123 sivil ve askeri kesip 150 sivil ve askeri kaçırdı.”Bu katliamın BM Genel Sekreterliğine bağlı komisyonun önünde kimyasal silahları kimin kullandığı konusunda tanıklık yapacak şahitlerin ortadan kaldırılması amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.Caferi, komisyonun raporlarında bazı ülkelerin silahlı terör gruplarına mali ve medya desteği verdiğine işaret ederken başta Türkiye olmak üzere bu desteği sunan ülkelerin rejimlerini adlarıyla belirlemekten kaçındığının altını çizdi.Suudi Arabistan Teröristlere Gönderilmek Üzere 50 Milyon Dolar Değerinde Silah Satın AldıÖnemli haber sitelerinin Suudi Arabistan’ın Suriye’deki teröristlere ve silahlı terör gruplarına gönderilmek üzere 50 milyon dolar değerinde silah alımını finanse ettiğine ilişkin bir haber yayınladıklarına değinen Caferi, bunun Suudi Arabistan’ın Ramazan ayındaki son icraatı olduğunu ve son olmasını temenni ettiklerini söyledi.Caferi, komisyonun insan haklarının bir parçasını oluşturan AB ülkelerinin Suriye milli kaynaklarına silah zoruyla el koymasına, bazı ülkelerin terör grupları tarafından çalınan ve kaçırılan petrolü satın almalarına değinmesi gerektiğine dikkat çekti.Silahlı terör gruplarının petrolü ihraç etmesine izin veren kararın teröristlere Avrupa silahları satın alma ve Avrupa’dan terörist kiralama imkânı verme amacı taşıdığını söyleyerek Fransa Dışişleri Bakanının Suriye’de cihat adı altında savaşan Fransızlar bulunduğunu açıkladığına işaret etti. Suriye hükümeti Politize Edilmiş Objektif Olmayan Raporları Reddediyor Suriye’nin soruşturma komisyonunun ulaştığı sonuçların objektif olmaması, politize edilmesi ve Suriye’ye düşmanlık besleyen ülkelerin politikalarıyla uyuşması nedeniyle reddettiğini bildiren Caferi, bu raporların çözümün değil sorunun bir parçasını oluşturduğunu, Suriye hükümetine mutlak şekilde yüklenmek amacıyla kullanıldığını ifade etti. Caferi, başta İsviçre’nin soruşturma komisyonuna genel kuruluna brifing vermesini isteyerek insan hakları ve uluslar arası kanunlara saygı gösterdiğinin sanıldığını, oysa İsviçre’nin büyük ülkelerin şüpheli gündemlerine dayanarak korkunç bir seçicilik yaptığını söyledi.Arap Halkı ve Özellikle Suriye Halkı Ne Zamandan Beri İngiliz ve Fransız Politikalarına İnanıyor?Arap halkı ve özellikle de Suriye halkının ne zamandan beri Sykes-Picot anlaşmasından bu yana bölgeye acı, bölünme, parçalanma ve mezhepçilik tohumları eken İngiliz ve Fransız politikalarına inandığını sorgulayan Caferi, Arap halkının Fransız ve İngiliz hükümetlerinin özgürlüğü, demokrasisi, güvenliği ve istikrarına özen gösterdiğine inanmasının mümkün olamayacağının altını çizdi.Caferi, Suriye hükümetinin BM’deki tüm ilgili makamlara Suriye halkının tek taraflı yaptırımlar nedeniyle uğradığı büyük zarar ve kayıplara ilişkin belge ve raporlar göndermesine rağmen soruşturma komisyonunun raporunda bunlara değinmediğine işaret ederek bu yaptırımların insan haklarına ihlal teşkil ettiğine dikkat çekti.Caferi, “bazılarının uluslar arası toplum olarak adlandırdığı bu topluluk nasıl olur da Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye gibi rejimlere kökten dinciliği alenen destekleme izni verebiliyor? Bu tekfirci terörün acısını çeken batı hükümetleri bölgenin ılımlı kalesini yıkmak amacıyla bu vahhabi terörü nasıl sahiplenip destekleyebiliyor? Bu ülkelere Suriye’nin bu ılımlı dinsel tarihi rolünün bölge halklarını koruduğunu, herkesi karanlık çağlara geri götürmek isteyen kökten dinci şüpheli İslam’dan daha uygun olduğunu düşünemiyor mu?” diye sorguladı.Suriyeliler Kendi Evlerinde Anlaştıkları Zaman Daha Cesur ve Daha Güçlü OlacaklarCaferi, Suriyelilerin kendi evlerinde anlaştıkları zaman dış müdahaleye karşı daha güçlü, daha güvenilir olacaklarını, kökten dincilik ve teröre karşı zafer kazanacaklarını belirterek aynı zamanda hoşgörülü dini ahlaki sapmadan koruyarak düşmanlara İslamcılar değil de İslam’ı insanlık düşmanı olarak sunma fırsatı vermeyeceklerini kaydetti.Suriye’yi sadece evlatlarının kurabileceğini, sadece halkının Suriye için endişe duyabileceğini ve sadece ona inanan evlatlarının dış komplolardan koruyabileceğini belirten Caferi, “bu herkese Suriye’ye zarar vermekten vazgeçmeleri için yapılmış samimi bir çağrıdır” diye konuştu.Fransız ve İngiliz İşgali ve öncesinde Osmanlı işgaline karşı Şii-Sünni birliği yani İslam birliğini kuran atalarımızın ortak kaderleri ve büyük oyunu idrak etme konusunda şimdiki nesilden daha bilinçli olduklarına dikkat çeken Caferi, oynadıkları dar rolden mutluluk duyanların Suriye, Irak, Mısır ve diğer ülkelere açılan savaşın bölge halklarının tarihi kimliklerini yok etmekle sonuçlanacağının farkında olmadıklarına işaret etti.“Suriye bazılarının adlandırmak istediği gibi siyasi bir rejim değil, devlet, halk, kurumlar ve ulusal ordudur. Suriye gerçeği budur. Suriye uluslar arası örgütün kurucu üyesidir” diyen Caferi, asil bir Suriyeli ya da Arap’ın Osmanlı, İngiliz ve Fransız politikalarının yeni versiyonuna nasıl inanabileceğini sorguladı.Vatana hizmetin kutsal bir ibadet olduğunu belirten Caferi, tüm Suriyelilerin ülkelerini kurtaracak, birleştirecek ve Cenevre toplantısını başarıya ulaştıracak ortak paydalarda buluşmaları gerektiğini vurguladı.