2 Ağustos 2013 - 07:02
Hamas Ve Zavallılığın Tablosu‏

Allah’ın adıyla Hamas sözcüsü Ahmed Yusuf İranlı ve Hizbullah yetkilileriyle aralarındaki anlaşmazlıkları gidermek için görüşmelerin başladığını duyurmuş ve kendileri açısından bu müzakerelere sıcak bakmalarının nedeninin Mısır’daki olaylarla alakası olmadığının altını çizmiş. İsrail’in taraflar arasındaki ortak düşman olduğu için ilişkilerin eskisinden de daha iyi olacağı ümidini taşıdıklarını belirtmiş.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ortadoğu’daki Sünni grupların, hükümetlerin, devletlerin, liderlerin, alimlerin ve halkların tutumuna baktığımızda bu ekole mensup olanların tarih boyunca değişmeyen tek karakteristik özelliği, günübirlik kararlar almaları, çıkarlara göre dost ve düşmanlarını belirlemeleridir. En acısı da hiçbir ilke ve ilahi kanuna ajandalarında yer vermemeleridir. Bu gerçeğin bize her olayla birlikte uzaktan göz kırpıyor olması her seferinde tesadüf müdür acaba?!

İşte Hamas’ın en ufak bir krizde pılını pırtını toplayarak ardına bakmadan yıllarca himayesi altında olduğu Suriye’den, onu destekleyen Hizbullah’tan ve koruyup kollayan İran’dan Amerika’nın kucağına kaçış ihanetinin üzerinden çok geçmedi ki kendi üzerinde oynanan oyunları fark etmesi biraz geç olsa da tıpış tıpış terk ettiği eksene geri dönme çabaları yukarıdaki tespitimize verebileceğimiz en canlı örnektir.

Amerikan kuklası Mısır ordusu ve Fetih’in canla başla Hamas ve Hizbullah aleyhinde sürdürdüğü ve son günlerde hızlanan savaş, Mursi’nin devrilmesi ve Hizbullah’ın terörist listesine alınmasıyla yavaş yavaş semerisini verirken, sıranın kendisinde olduğunu gören Hamas’ın eteklerini tutuşturmuş olacak ki soluğu yine gurursuzca İran’ın kapısında almış. Bu uzlaşmacıların zavallılığı tescillenmiş bir fenomen oldu, artık bunda kimsenin şüphesi yok. Ama her istediklerinde herkesi bir daha bir daha kullanırız inancına bu kadar safdillikle inanmış olmaları yeni yetme siyasetlerinin bir ürünü olsa gerek. Türkiye’den tutun da bütün güdümlü uzlaşmacı-Sünni rejimlerin başları sıkıştığında kullanmak istedikleri basit bir manevra olarak en acemi karikatüristlere bile milyonlarca malzeme çıkaracak tarzda bir cahillik ve basiretsizlik olarak her seferinde karşımıza çıkıyor.

İç güveysiliğinden ötürü yeni Katar Kralı’nın tahammülü dahilinde olmadığı için ve artık Cuma hutbelerinde Kardavi’nin fütursuz fetvalarına ekran koruyuculuğu yapması da uluslar arası siyasette prime time açısından bir yarar sağlamadığı için hizmetine son verildiğini anlaması Hamas’ı kendi kendini kovduğu cennetine geri dönmesi için harekete geçirmiş. Kuzum, bu tabloyu hala daha okuyamayan var mıdır? Ama kimi çevreler taraflar arası bu yakınlaşmanın İran’ın Hamas’a mecbur olduğu için gerçekleştiği yönünde yorumlar yapmışlar. Bu yorumu yapanlar kendi acziyetlerini kabul etmemek için savunma mekanizmasının doğal neticesi olan patolojik reaksiyona kapılmışlar belliki. Ama İran'ın gücünü inkar etseler de, İran'ı Hamas gibi yeni yetme bir zavallı yönetime muhtaç gibi hayallerinde görmek isteyerek kendi kendilerine terapi yapsalar da, çaresi yok, yüzleşecekler İran'ın gücüyle er ya da geç.

İran kendi devrimini kimseye güvenerek yapmamıştır. İmam Humeyni “Kudüs Günü”nü ilan ettiği 1979 yılında Amerika’ya ve İsrail’e meydan okurken yanında Allah’tan başka kimse yoktu. “Biz bütün gücümüzle ecnebilerin karşısına dikilmişiz, Kudüs günü milletler ihanette bulunan devletlere ihtarda bulunmalıdır. Ey dünya Müslümanları, artık harekete geçin ve kaderinizi kendi ellerinize alın. Ne zamana kadar oturup kaderinizi Washington ve Moskova’nın tayin etmesini bekleyeceksiniz böyle!!” diye bütün dünyaya korkusuzca kafirlerden beraatini ilan ederken çok güçlü bir devlet değildi. Tek gücü imanı ve Allah’ın desteğini arkasına almasıydı. Şimdi oldukça itibarlı bir güce ulaştıktan sonra kucaktan kucağa düşen ve herkesin haremine utanmadan girmeyi kabul eden Hamas’a ihtiyacı olduğunu düşünmek ne kadar da cahilane bir yaklaşım! 

Amerika’nın, Mısır ve Fetih kartını kullanarak Hamas aleyhine karalama propagandasını başlatmasına karşılık Türkiye gibi bölgede yalnızlaşan ve çemberin etrafında daraldığını gören Hamas, aklı sıra İran kartını kullanarak atağa geçiyor. Çok acemice bir manevra vesselam! Yine günübirlik stratejiye dayanan bu manevrasına İran’ın dönüp bakması ona ancak büyük bir lütuf olur. Bu İran’ın asaletini ve dehasını gösterir.

 Ama sanılmasın ki İran bu ucuz oyunlarının farkında değildir. Amerika artık ucuz ve basit müttefiklerden sıkılmıştır. Daha kaliteli daha asil düşmanlar ya da müttefikler peşindedir. İran, her ne kadar kapılarını pişmanlık duyan zavallılara açmaya devam etse de, Ehlibeyt İmamlarından devraldığı Allah’ın nurunu tamamlama misyonu ve vizyonu sayesinde ucuz oyunlara karşı da tedbirini almıştır elbet. Kanatları altına girmek isteyen bu kaçak kuşa acıyarak ve merhametle yaklaşması onun asaletine asalet katmış ve Ortadoğu oyununda İsrail’in planları iflas ederken İran bir kez daha Allah’ın inayetiyle muzaffer olmuştur.

Mısır halkına gelince, Mısırdaki şii alimlerin hunharca öldürülmesine ses çıkarmayan yönetim bunu Allah’ın ilahi kanununun tecellisini haber veren şu ayete mazhar olarak ödemiştir:

Biz bir ülkeyi mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarını yöneticiler yaparız da onlar, orada fasıkca gidişler sergilerler. Böylece o ülke/medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de onun altını üstüne getiririz”. İsra Suresi- 16. 

BETÜL HANZALA

KAYNAKLAR

http://www.almanar.com.lb/adetails.php?fromval=2&cid=22&frid=21&seccatid=22&eid=549316

http://aljazeera.net/news/pages/f5b09ec4-c2fb-4955-9c3f-5e9fe5a61cbf