Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Yeni anayasa referandumu ve parlamento seçimlerinden sonra yeni başkan seçilecek. Müslüman Kardeşler kaybedeceklerini yani yeniden iktidar olmayacaklarını anladıkları andan itibaren ülkeyi kaosa sürükleyebilirler. Onlara bu çabasında mutlaka destek verecek bölgesel ve uluslararası güçler olacaktır. Çünkü Mısır’ın istikrara kavuşup önemli ve güçlü bir ülke olmasını istemeyen bir çok ülke vardır. Bu ülkelerin başında da İsrail gelir.
İSRAİL'İN PLANI
Nasıl ki Irak’ın işgal edilip perişan edilmesinden ve Suriye’nin demokrasi adına iç savaşa sürüklenmesinden İsrail tek kazançlı çıktıysa Mısır’ın iç savaşa sürüklenmesinden de İsrail büyük kazanç sağlayacaktır. Hele hele Mısır’da olup bitenler Müslüman Kardeşler’in koalisyonlarla da olsa iktidarda olduğu Tunus, Fas, ve Libya’yı etkilerse. Öyle sinyaller de gelir oralardan..
İHVAN SEÇİMİ KAYBEDERSE
Çünkü Mısır’daki Müslüman Kardeşler olayı şu anda Arap âleminde çok geniş ve farklı boyutları ile tartışılıyor ve herkes kendine göre sonuç ve dersler çıkarıyor. Bu tartışmaların özeti ise: Yapılacak seçimlerde Müslüman Kardeşler tekrar iktidara gelmezse o zaman işleri çok zor olacak. Ya zaman içinde ve gelecek yeni iktidarın başarılarına paralel olarak güçlerini kaybedecekler ya da radikalleşerek farklı bir alanda savaşacaklardır. Bu da Kaide ve benzeri örgütlerin işine yarar. Çünkü dünyadaki tüm radikal İslamcı örgütlerin kökeni Müslüman Kardeşler’dir ve Kaide’nin şimdiki lideri Eymen Zavahiri orjin olarak Mısırlı ve Müslüman Kardeşler kökenlidir. Kardeşi de şu anda Mısır’da ve İslami hareketin önemli isimlerinden.. Muhalefet ve ordunun ne yapıp yapıp Müslüman Kardeşlerin tekrar iktidara gelmesini önleyeceği kesindir.
BATI VE İSLAMCILAR
Müslüman Kardeşler'i bir yıl süre ile deneyip sonuçlar çıkaran ABD ve genel olarak Batının ise ne yapacağı şimdilik belli değil. Batı önümüzdeki 5-6 ay içinde Suriye’deki gelişmeler ve İsrail-Filistin barış sürecinin gelişime bağlı olarak Mısır’daki politikasını belirleyecektir. Daha açık bir ifade ile Batı bu ve benzeri gelişmelerin seyrine göre önümüzdeki dönemde İslamcılara olan desteğini ya azaltacak ya da durduracak. Bu arada asker ve laik muhalefetin kendisi ile gelişecek ilişkilerini ve bunların politik ve ekonomik becerilerini değerlendirecektir.
HIRİSTİYANLAR VE SELEFİLER
Yani böyle bir Batı doğal olarak Mısır’daki Müslüman Kardeşlerle olan dayanışmasından vazgeçebilir. Böyle bir durum bölgedeki radikallerin işine yarayacak ve belki de Batı onları Suudilerin desteğindeki Selefilerle dengelemeye çalışacaktır. Yani Irak’la başlayarak tüm bölgeye yaygınlaştırılmak istenen Şiilerle Sünnilerin savaşı belki de şimdi Sünnilerle Sünnileri içine alacaktır. Nasıl olsa artık ortada Sovyetler Birliği, komünistler ve sol parti ve güçler yok.
Tabi yedekte Müslümanlarla Hıristiyan Kıptilerin olası kapışması ya da kapıştırılması var.
TÜRKİYE NE YAPACAK?
Kahire’deki askeri müdaheleye karşı tepki gösteren tek ülke Türkiye. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün daha yumşak tavırına rağmen Başbakan Erdoğan ve bir çok AKP hükümet ve parti yöneticisi hergün Mısır ile ilgili çok sert demeçlerle Müslüman Kardeşler’e destek veriyorlar.
Yeni Mısır yönetimi de sessiz kalamayarak Ankara’ya ‘İç işlerimize fazla karışmayın ve Mısır’ın büyük bir ülke olduğunu unutmayın ‘ diyordu.. Mısır medyası ise Müslüman Kardeşler’e destek veren AKP’ye savaş ilan etmiş durumda.
EN ÖNEMLİ MÜTTEFİK
Oysa Müslüman Kardeşler hem AKP’nin ideolojik kaynağı hem de bölgesel siyasal projesinin en önemli müttefiğidir. Yani Arap ve İslam alemi ile ilgili tüm söylem ve planlarında Başbakan Erdoğan ve Bakan Davutoğlu Mısır’ı en önemli ve olmazsa olmaz müttefik olarak görüyorlardı. Hem de Katar ve Suudi Arabistan ile birlikte. Ancak Suudilerin kendilerinden bekleneni yaparak Ankara’ya kazık atması, Kahire’deki yeni yönetime destek vermesi ve Katar’ın da ABD’nin sopasından korkarak sessiz kalması Başbakan Erdoğan’ı çok zor durumda bıraktı. Tam da Ankara’nın Suriye ile ilgili tüm politikalarında başarsız ve bölgenin iki önemli ülkesi Irak ve İran ile düşman olduğu bir sırada. Başbakan Erdoğan’ı mezhepsel söylemler konusunda provake ederek destek veren Suudi Arabistan, Katar ve Körfez ülkeleri artık Ankara’nın yanında değil ve olmayacaklardır. Özetle Mursi devrildi ama mutlak kaybeden Başbakan Erdoğan ve AKP. Mursi’siz bir Erdoğan artık bölgede hiçbir şey yapamaz.
Mursi’siz ve aynı zamanda birçok Arap ülkesinin Müslüman Kardeşler’e cephe almasiyla yalnız bırakılan bir Erdoğan bölgede hiç bir projesini gerçekeleştiremeyecektir. Yani Erdoğan ve AKP artık Arap ve Müslüman ülkeler için bir model değildir. Suudiler asla bunu izin vermezler.. Model olmaktan çıkmış ya da çıkarılmış bir Erdoğan’ın BOP içinde ‘Eş Başkan ‘ olmasının da bir anlamı kalmayacaktır. Hele hele ABD yeni bölgesel denklemler içinde BOP’tan vaz geçer ya da yeniden formatlarsa . BOP’suz ya da yeni formatı ile BOP’lu bir Arap ve İslam âleminin nasıl bir şey olacağını ise Mısır seçimleri, Suriye’deki gelişmeler ve bu gelişmlerin bölgesel yansımaları, Ruhani yönetiminde İran ile Batı arasındaki yeni ilişkiler, Irak ve Lübnan’ın geleceği ve son olarak en önemlisi olası Kürt devleti hesapları belirleyecektir. Böylesi karmaşık denklemler içinde Müslüman Kardeşler’in Mısır ve Suriye’de kaybetmesi Başbakan Erdoğan’ı bölgesel ilişkilerinde yalnızlaştırcaktır.
AKP'NİN DİLEMMASI
Bundan böyle hiç kimse Ankara’ya gidip gelmeyecektir. Bölgede Başbakan Erdoğan’ın tek müttefiği kalcaktır: Bölgede herkesin ya karşı ya da düşman olduğu Müslüman Kardeşler... Ya da Kuzey Irak’taki Kürtler... Sorun da o zaman başlıyor. Çünkü Mısır’daki gelişmelere tepki olarak Müslüman Kardeşler radikalleşirse o zaman Başbakan Erdoğan ne yapacaktır? Ya da Irak ve bölgedeki Kürtler Ankara’nın beklentilerinin tersine kendi planlarını uygularlarsa Başbakan ne yapacaktır? Ya da Suriye’de Kürtlerle İslamcılar karşı karşıya geldiğinde ki geldi, Ankara nasıl ve kimden yana olacaktır? Başbakan ya Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in radikal söylem ve davranışına sahip çıkacak ve Suriye’de olduğu gibi onlara destek verecektir ya da o da Katar ve Suudi Arabistan gibi var olan tavrından vazgeçip onları yalnız bırakacaktır.
RADİKALLER VE TÜRKİYE
Başbakan Erdoğan için bu kolay bir seçim olmayacak.Türkiye gibi bir ülke AKP yönetiminde olsa bile bölgesel dengeler içinde radikallerin yanında daha fazla olamaz. Bu, Türkiye’nin siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel ve dinsel olarak tüm verileriyle çelişir. Başbakan Erdoğan tüm bu çelişkileri göze alır mı bilinmez ama farklı etnik, mezhepsel, sosyal ve siyasal farklılıkları ile Türk toplumu bunu kaldıramaz.
Arap İslamcıları, AKP gibi ‘yumuşak’ ve Arap olmayan bir İslamcı partinin kendilerine model ve önderlik etmesinden hoşnut değiller ve olmayacaklardır. Çünkü sonuçta Müslüman Kardeşler örgütünü onlar kurmuş ve dini, dillerinden dolayı başkalarından çok daha iyi anlıyor ve uyguluyorlar. En azından onlar öyle düşünüyor...
ANKARA YALNIZ VE ÇARESİZ
Arap İslamcılarıyla AKP’nin düşüncesi hep ters düşecektir. Tıpkı diğer konularda olduğu gibi.. Örneğin bölgenin geleceği .. AKP bölgeyi kendi planları çerçevesinde şekillendirmeye çalışırken bölgede bulunan ve bulunmayan herkes de benzer hesaplar yapmaktadır. Suriye’de yaşanan olaylar ve ülkenin geldiği durum bunun somut kanıtırdır. Müslüman Kardeşler’in bu ülkede iktidara geleceğini hesaplayarak politika yürüten Ankara’nın şimdi geldiği duruma bakın. Müslüman Kardeşler iktidara gelmedi, Mursi iktidardan düştü, Suriye dosyası Suudilerin kontrolüne geçti, Türkiye sınırından girerek Nusra ve benzeri Kaide’ci gruplara katılan radikal İslamcı militanlar Ankara’nın başına bela oldu ve daha da olacak. Bu arada PKK yanlısı PYD Suriye’nin Türkiye ile olan sınırının 550 kilometresini kontrol eder duruma geldi. Ankara yalnız, tek başına ve çaresiz. Böyle bir Ankara’nın Başbakan Erdoğan’ın moralini bozacağı kesindir. Morali bozuk bir Başbakan içte de kendi plan ve projelerini uygulayamaz bir duruma düşebilir. Örneğin başkanlık sistemi konusunda. Örneğin ikinci Yauz Sultan olma konusunda!
5 Ağustos 2013 - 07:20
News ID: 448787
Müslümanlarla, Hıristiyan Kıptilerin olası kapışması ya da kapıştırılması var. Bir yandan gerginlik ve çatışmalar devam edecek diğer yandan olağanüstü iç ve dış provakasyonlar olmazsa normalleşme süreci de adım adım ilerleyecek.