Iğdır müftüsünün şahsi kanaatlerine dayandırdığı “yurtdışı bağlantıları” iddiası, yasal derneklerin yasal çerçevede yaptıkları kültürel ve dini faaliyetleri “konusu suç olan faaliyetler “ gibi lanse etmesi, bunların asimile edilmesi ve kontrol edilmesine ilişkin tavsiyelerde bulunması, Şii/ Caferi vatandaşlarımızla ilgili, “halkı din, dil, ırk temelinde ayrıştıran” ifadeler kullanması, Şii/ Caferi mezhebine mensup vatandaşlarımızın camilerinin Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlanmasını talep etmesi, dışlaması, ötekileştirmesi ve bunlara ilişkin beyanları, kabul edilemez. Bu rapordan hemen sonra bu kez de Manisa Turgutlu ilçesinde Şii/Caferi vatandaşlarımızın bir camisinin, cemaatin bilgisi ve rızası dışında İmam Hüseyin olan tabelasının indirilerek ismin değiştirilmesi, bu yönde bir devlet politikası mı var, sorusuna bizleri sevketmektedir.
Mazlumder “Dini Ayrımcılık Raporu”nda da beyan ettiği gibi, tüm dini topluluklar kendi dini işlerini sivil toplum kuruluşları veya cemaatleri vasıtasıyla kendileri yapmalı, Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır.
Devlet, tüm dini gruplara eşit mesafede olmalı ve hakem konumunda bulunmalıdır. Dini vazifelerin yapılması konusunda da talepler doğrultusunda vatandaşlarına her türlü desteği sağlamalıdır. Sonuç olarak devlet dinin üzerinden elini çekmeli, farklı inanç sahibi şahıslar ve gruplar özgürce inançlarını yaşayabilmelidirler.
MAZLUMDER olarak; Şii/ Caferi vatandaşlarımıza yönelik anayasal “ayrımcılık yasağı”na aykırı tespit ve hareketleri kınıyor, yetkili mercileri, sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapmaya davet ediyoruz.
Mehmet Arif Koçer
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı