7 Aralık 2013 - 20:30
İranofobi, ABD ve İngiltere’nin ortak politikası

Bahreyn’de düzenlenen ve Maname forumu olarak anılan 9. Maname güvenlik konferansı Cuma günü sıkı güvenlik tedbirleri altında gerçekleşti. Bahreyn dışişleri bakanlığı tarafından düzenlenen konferansa dünyanın 50 ülkesinden dışişleri ve savunma bakanları ve bazı güvenlik ve istihbarat yetkilileri bölgede güvenlik meselesini, çatışmaları ve ayrıca askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğini ele alıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ancak oturumda Amerika savunma bakanı Chuck Hagel ve İngiltere dışişleri bakanı William Hague’in yaptığı konuşmalar üzerinde durulması gereken bazı sözler içeriyordu. Hague, bölgede propagandaya yönelik sözlerinde İran ile nükleer anlaşmanın bölgedeki müttefiklerine yönelik yükümlülüklerini veya bölgenin hayati denizyollarının güvenliğini temin etmeyi veya terörü sonlandırmayı unuttukları anlamına gelmediğini belirtti. Hague, ülkesi bölge ile savunma ve güvenlik işbirliğini eskisi gibi ve uzun vadeli sürdüreceğini kaydetti. Aslında Hague’in bu sözleri, Hagel’in Bahreyn karasularında Amerika’ya ait bir savaş gemisinin güvertesinde söylediği ve müttefiklerinin gönlünü rahatlatmayı amaçladığı sözlerin yankılarıydı. Hagel, İran’ın nükleer programına barışçıl bakıp bakmadığını bekleyip görmek gerektiğini ileri sürdü. Hagel ayrıca Amerika önümüzdeki aylarda bölgedeki askeri varlığını değiştirme niyetinde de olmadığını vurguladı. Bahreyn Amerika’nın 5. Filosuna ev sahipliği yapıyor. Hagel bu sözleri Fars körfezinde bir çok ülke Cenevre anlaşmasını olumlu karşıladığı ve dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif’in bölge ziyaretini bölgesel işbirliği bağlamında yeni bir dönemin başlangıcı şeklinde yorumladığı bir sırada sarf etti. Gerçi bölgede bazı ülkeler de siyonist İsrail, Amerika ve İngiltere’nin yanında yer almayı ve İran’ın nükleer faaliyetleri ile ilgili karalama kampanyalarını sürdürmeyi tercih etti. Aynı ülkeler İran’ı Bahreyn’in içişlerine müdahale etmekle suçluyor. Oysa bölgenin esas sorunu, Amerika ve İngiltere’nin yıllardır milyarlarca dolar değerinde Fars körfezi ülkelrine silah satmaları ve bu yoldan büyük çıkarlar elde etmeleridir. Bölge ülkeleri ise Batı’nın izlediği İranofobi projesinden etkilenmeyi bir kenara bırakarak esas tehdit, yani siyonist İsrail’in nükleer silahları üzerinde odaklanması gerekir.