Ehlibeyt (a.s) haber Ajansı ABNA- Karşılıklı ikili görüşmelerin 24 Ocak'ta başlayacağı uluslararası Cenevre II konferansının ilk gününde basına yansıyan konuşmalar sıcak savaşın bir müddet daha hız kesmeksizin sürmesi gerektiğini gösterdi.
Vekâlet savaşını başlatan emperyal merkezlerin sahadaki dengeleri yok sayarak hâlihazırda Suriye iktidarının varlığına dönük şantaj-dayatma tutumları başlayan diyalogu çıkmaza soktu.
Bağımsız Suriye iktidarının içişlerine kimseyi karıştırmayacağı ve sübjektif öneri ile dayatmaları hiç bir şekilde müzakere etmeyeceği ortadayken batı devletlerinin sözde muhalefeti gözeten açıklamaları diyalogdan anladıklarının ne olduğunu gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın yeniden seçilip seçilemeyeceğine batı devletleri ve taşeronları değil Suriye halkı karar verir.
Madem 'halkına zulüm uygulayan, meşruiyetini yitiren bir Cumhurbaşkanı var' diyorlar böyleyse BM gözetiminde yapılmasında sakınca olmayan devlet başkanlığı seçimleri beklenir.
Beşar Esad'ın aday olacağı seçime emperyalist devletlerin gözettiği muhalefetin adayı da katılır ve varsa başka adaylarda halkın oyunu almak için yarışa dahil olur. 'Esad gitsin' diyenlere buyurun seçim fırsatını değerlendirin demek durumundayız.
Gerisi sahadaki vekil güçlerin nihai yenilgisine kadar sürecek sert önlem ve operasyonların aralıksız devamıdır. Tercihi Suriye iktidardan ziyade vekâlet savaşının müsebbibi emperyal merkezler yapacaktır.
Seçim veya selefist çetelere dayalı şiddet sarmalı...
Cenevre ne getirir ne götürür mealinde çıkarımlarda bulunmak için ikili görüşmelerin sonuçlanmasını beklemek daha doğru olur. Suriye iktidarını temsilen İsviçre'ye giden delegasyon sorunu vitrin unsurlar topluluğu SUK-SMDK tayfasıyla müzakere etmeye vakit ayırmadan sahadaki vekil güçlerin hamisi devletlerle istişare edecektir.
İlk gün tribünlere oynayan batı devletlerinin sözcüleri gözettikleri, büyük çoğunluğu Avrupa devletlerinde mülteci durumundaki muhalif unsurların balon özelliğini gayet iyi biliyor. İğne batırmaya bile gerek kalmadan havaları sönen unsurlarla rejim ihracı olmayacağının farkındalar.
Muhalefet temsilcisi olarak vitrine çıkarılan Ahmed Carba'yı Suriye'de kim dikkate alır? Uyruğu Suriyeli kendisi yabancı devletlerin güdümünde ajan-provokatör bir kişilik. Ülkesi için bugüne değin taş taş üstüne koymamış, maaşlı hizmet ettiği monarşik hükümdarların eline tutuşturduğu ajandalara göre kanaat belirten zayıf-yönlendirmelere açık bir kişilik. Konferans konuşmasında ''El Kaide'yi Esad destekliyor'' demesi, bunu tüm dünyanın bildiği somut gerçekleri inkâr ederek dillendirmesi ciddiyetsizliğinin özetidir.
Ahmed Carba ile vitrine konulan diğer muhalif unsurlar silahlı çetelerin kontrolü altında bulunan bölgelere gidebilirler mi? Türkiye sınırından öteye geçmeyi denesinler ilk kontrol noktasında silahlı çeteler tarafından derdest edilirler. Bırakalım Şam'a gelmeyi Suriye'nin herhangi bir yerine gidemezler. Suriye güvenlik güçlerinin bir şey yapmasına gerek kalmadan önce selefist silahlı çeteler cezalandırır bu delegasyonu.
Suriye iktidarı sorunun çözümü bağlamında üzerine düşen politik sorumluluktan kaçınmıyor. Üç sene içinde küresel saldırganlığı gerileten, ülkenin %80'i kontrol eden ve çeteleri sınır bölgelerine kadar kademeli şekilde süpüren iktidar kazandığı askeri-politik üstünlüğü ülkeyi yıkıma götürmek isteyen emperyal devletlerin insafına terk etmez. Yıkım projesinin müsebbipleri tribünlere oynadıkları canlı yayın konuşmalarını ikili görüşmeler esnasında sürdürürse daha açık ve keskin sözlerle cevaplarını alacaktır. Cenevre toplantıları üç yıldır süren krizden çıkış için bir fırsat. Batı devletleri bu fırsatı teperse sonuçlarına katlanmak durumunda kalır.
Velid Muallim'in sunumu, samimi beyanatları ve ilkeli duruşu konferansı takip eden tüm ilerici-halkçı güçler açısından onur verici bir anlam ifade ediyordu. Muallim gerek ABD Dışişleri Bakanı Kerry'e verdiği tarihi ayarla, gerekse Davutoğlu'nun yüzüne bakarak AKP'nin kirli pozisyonunu deşifre eden açıklamalarıyla rol kesen aktörlerin karizmasını sarstı. Muallim haklı tarafın dolaysız kendi haklılığını konuşturmasının adı oldu.
24 Ocak Cuma günü başlayacak ikili görüşmeler ve kesintisiz devam edecek lobi faaliyetleri sonucunda tarafların sona sakladıkları ajandaları netleşecektir. Suriye delegasyonu kırmızı çizgilerinden taviz vermeden barışçıl çözüm doğrultusunda tutumunu sürdürecektir.
Emperyal devletler üç yıl önce başladıkları yerin çok gerisine düştükleri gerçeğini sadece bizler dillendirmiyoruz kendileri de itiraf ediyor. Şam topraklarına girme hayalleri kâbusları oldu. Suriye bunca yaşanan olağanüstü gelişme sonrası büyük bedeller ödemişken işgal heveslilerine tavır takınma noktasında tereddüt yaşamaz. Ayrıca bu defa sadece askeri birlikleri değil silahlanmış halk gerçeğini karşılarında görürler. Vekâlet savaşının sürdürülemezliği ortada. Emperyalist batı devletleri mevcut iktidarla müzakereler yürüterek çözümsüzlükten çıkışın yolunu olgunlaştırmayı seçenek olarak değerlendirmeli. Başka çıkış yolları kalmadı.
Ferhat Aktaş/Tahahaber