25 Şubat 2014 - 08:15
İslam'da Alim Toplum İlişkisi Nasıl Olmalıdır

Âlimler toplumda kanaat önderliği ve hidayet edicilik görevini üstlenmişlerdir...

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İlim Havzaları Genel Müdürü Ayetullah Hüseyin Buşehri ile röportaj:

• İmam Humeyni (r.a) din âlimlerinde bulunması gereken şartlar hakkında yaptığı bir konuşmasında, "İslam âlimleri asla para düşkünü zengin ve yöneticiler ile birlikte hareket etmemelidir. Tam aksine âlimler ilim ve maneviyatı kendilerine hedef seçmelidirler" demişti. İmam Humeyni'nin âlimlerin para düşkünü zengin ve yöneticiler ile arkadaş olmamasını tavsiye etmesinin nedeni sizce ne olabilir?

Ayetullah Buşehri: İslam âlimleri öz itibarı ile manevi ve mukaddes bir makama sahiptirler. Âlimler sahip oldukları bu manevi makamdan dolayı halkın yanında özel sevgi ve saygı görürler. İnsanlar dini konulardaki vazifelerini öğrenmek için âlimlere müracaat eder. İslam âlimleri kendilerini dünyevi mevki ve makamlardan korudukları müddetçe halkın âlimlere olan saygısı ve onları dinin müracaat merkezi olarak görmeleri devam edecektir.

İslam âlimi manevi değerleri yok sayan para düşkünü zengin biri ile arkadaşlık bağı kurduğunda eğer o zenginde olan kötü sıfatlardan etkilenip kendisi de onlar gibi manevi değerleri hiçe sayan bir kimliğe bürünürse şunu bilmesi gerekir ki maneviyattan uzaklaşacak ve ahlak yapısı bozulacaktır. Ve zamanla halk nezdinde sahip olduğu saygınlığını yitirip bir olgu olma özelliğini kaybedecektir.

İmam Humeyni'nin İslam âlimleri para düşkünü zenginler ile arkadaşlık bağı kurmaması gerekir sözünden maksat, İslam âlimlerinin manevi ve ahlaki makamlarını korunmasıdır. İslam âlimleri bu tür konulara müptela olmamalıdır. Bu iş âlimi insanlar arasında zayıf ve temelsiz olmaya sevk eder.

• Gerçek İslam âlimleri kimlerdir ve hangi özelliklere sahip olmalıdır? Halkımız gerçek âlimleri nasıl teşhis edebilir?

Ayetullah Buşehri: İmam Humeyni'nin kelamındaki "sözde âlim" cümlesinin anlamı; İslam âlimi kimliğini veya âlim elbisesini kullanarak kendi şahsi menfaatlerini ön plana çıkaran insanlardır. Böyle insanlar sadece kendilerini aldatır. İnananlara asla zarar veremezler. Bu tür insanlar sadece âlim görüntüsünde olan kişilerdir. Gerçek âlim sıfatını taşımazlar.

Maalesef bu tür insanların İslam'a verdiği zarar diğer insanların vereceği zararlardan daha fazladır. Çünkü halkın âlimlere güveni vardır. Eğer bu gösteriş âlimleri inananlara önderlik etmeye kalkışırsa insanları hidayet yerine cehalete ve sapkınlığa sürükler.

Böyle bir durumda başka bir etkene gerek kalmadan toplum kendiliğinden bozulmaya yüz tutar. Sözde gösteriş âlimlerini tanımlamak istersek bu tür insanlar görünüm olarak âlim kılığına bürünmüştür fakat gerçek İslam âlimlerinin sıfatlarını taşımazlar diyebiliriz.

• Yine İmam Humeyni bir konuşmasında farklı bakış açıları ve metotlar hatta idare yönetimi konuları âlimler arasında vahdete zarar vermemelidir. Bu esasa göre âlimler arasındaki ihtilafların ana kaynağı nedir? Size göre ihtilaflar farklı metotlardan mı kaynaklanıyor yoksa algılama ve bakış açısından mı?

Ayetullah Buşehri: Ben âlimler arasında asli konularda ihtilaf olacağı kanaatinde değilim. Zira hepsi aynı yol ve aynı hakikatin peşindeler. Sahip olunan yetenekler ve kabiliyetler farklı olduğundan ortada bir ihtilaf varmış gibi algılanıyor. Ama aslında ihtilaf yoktur. İlim öğrencileri ve âlimler farklılık arz eden toplumsal olaylara bağlı olarak farklı görüşlere sahip olabilirler. Ama âlimlerin temelde dine dayalı bir bilgi ve inanca sahip olması hasebiyle bu görüş farklılığı sorun ve sıkıntı yaratmaz.

• Sizce âlimlerin halkın nazarındaki saygınlık ve makamının daha da pekişmesi için ne yapılmalıdır?

Ayetullah Buşehri: Âlimler toplumda çok önemli bir görev olan kanaat önderliği ve hidayet edicilik görevini üstlenmişlerdir. Bu nedenle kendi aralarındaki vahdete ne kadar önem verirlerse toplum üzerindeki etki ve saygınlıklarını da bir o kadar artacaktır. Âlimlerin davranışları insanlar arasında örnek teşkil ettiği için halk bu vahdet ve dayanışma hareketinden kendisine pay çıkaracaktır. Toplumda böyle bir birlik sağlanırsa camiada gerçek İslami yaşam düzene hâkim olacaktır.

• Sizin düşüncenize göre bugün İmam Humeyni yaşasaydı bu konuda hangi şartları ön plana çıkartırdı? Havza ve medreselerde ortaya çıkan zararları önlemek için nasıl tedbirler alırdı?


Ayetullah Buşehri: Ben şuna inanıyorum, bugün âlimlerin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu şey İmam Sadık'ın (a.s) buyurmuş olduğu şu sözdür:
 
"İnsanları İslam'a dilinizle değil amellerinizle davet edin."

Âlimlerin davranış ve düşünceleri insanlar için ölçü olmalıdır. Bizler eylem ve söylemlerimizde dinin emirlerine bağlı kalıp ona göre hareket edersek toplum içerisinde hidayet edici özelliğimiz çoğalacaktır.

Ayrıca şu noktaya dikkat etmek gerekir ki, İslam ve toplumun düzeni dinin esaslarınca şekillenmektedir. Âlimler bu düzenin oluşturacak asıl temel taşlarıdır. Bu düzenin sağlanması ve korunması için halka iyi niyetli davranmak ve halkı ümitlendirmek için çok çaba sarf etmek gerekir. Din adamları insanları inancında şüpheye düşürecek söz ve hareketlerden kaçınmalıdır.

Bugünün dünyasında âlimlere başka bir gözle bakılmaktadır. İnsanların çoğu karşılaştıkları dini, sosyal ve hatta kültürel konulardan doğan soru ve sorunlarda âlimlerin cevap vermesini beklemektedirler. Bu nedenle âlimler günümüz insanının sorularına ve karşılaştığı şüphelere cevap verebilecek ilmi donanıma sahip olmalıdır. Sadece gereken ilmi donanıma sahip olan âlimler İslam'ı tebliğ edebilir.