Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- 1948 yılında siyonist virüs, Batı Asya’nın kalbi olan Filistin’e kök salarak bağımsızlığını ilan etmişti. Böylelikle Şeytan’ın yeryüzündeki somutlaşması olan siyonist virüs, israil adıyla devletleşti. Şer odakları tarafından 15 Mayıs günü bayram olarak kutlanırken Filistin için durum bunun tam tersidir.
İnsanlık tarihine kara bir leke olarak kazınan o günden beri Filistinliler için kan ve gözyaşı eksik olmadı. Çocukların küçücük damarlarından fışkıran kanlar, kadınların dinmeyen çığlıkları ve bomba sesleri... İşte hepsi bu.
Şehadet ne büyük bir arzudur Filistinli için, yaşamak ise ne zor bir sanat. Bir yanda parçalanmış bedenler, bir yanda su dolan sığınaklarda silah seslerinin farklı tonlarındaki senfoniye kulak veren insanlar. Kanla sulanan topraklar kızıl gülleri kıskandırırken, çiçekler bile bomba kapsüllerine ekilir Filistin’de.
Dünyanın herhangi bir yerinde zulüm gören bir Müslüman’ın çektiği sıkıntılardan, bu zulmü duyan tüm Müslümanların sorumlu tutulacağını bilmesine rağmen sessiz kalan bizler ise yattığı yerden İslamcılık yapma peşindeyiz. Fedakar ve direnişçi insanları, kendilerinden farklı mezhebe tabi olduğu için tekfir eden İslamcılara mı kızalım yoksa Filistin meselesini duyduğunda kanal değiştiren ve sevap biriktirme peşinde olan İslamcılara mı ! Şöyle bir ortak özellikleri var ki hepsi en iyi Müslümandırlar, onlardan iyisi yoktur.
Basiretsiz ve cahil siyasetçilerin izlediği akılsız politikalar yüzünden kötü günler yaşamak zorunda kalan halklar için destek yürüyüşleri yapmak iyidir. Fakat bu yürüyüşlerde hakkı elinden alınan ve zulmedilen halkı değil de cahil siyasetçiyi slogan edinmek bir hezimettir. Başka ülkelerdeki cahil siyasetçiler için her fırsatta sokağa dökülen sözde İslamcı kesim nedense Filistin meselesi için kılını kıpırdatmıyor. Eylemden eyleme koşup parmak işaretleri ile ümmeti kurtaracağını zanneden pasif taban ve televizyon kanallarındaki cici koltuklarında oturup kahramanlık yapan ‘abiler’ nedense Filistin konusu geldiğinde piyasada olmuyorlar. Üstelik bu aşağılık vaziyetlerine bakmadan, tüm engellere rağmen fedakarlık yapmaktan vazgeçmeyenleri ise mezhepçilik ile suçlamaktan geri kalmazlar. Böylelerine verilecek en güzel cevap bu ayette saklıdır :
Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor. (ibrahim / 42)
İslamcı geçinen ve aslında İslam ile geçinen bazı münafık insanların ve grupların durumu ayetteki gibidir. Bir de durumdan haberi olmayıp, doğru bilince sahip olmadığı için Filistin’i unutanlar var. Filistin meselesi için çaba harcamadan sadece ehlibeytin adını zikrederek Cennete gideceğini sananlara ise en güzel cevabı Şehit Mutahhari veriyor :
Filistin meselesi Hz. Hüseyin’in kalbini kederle dolduracaktı. Hz. Hüseyin bugün olsaydı şöyle derdi: “Eğer insanlar bugün benim için yas tutmak istiyorlarsa, bana ağıt yakmak istiyorlarsa onların sloganı Filistin (vb. gibi konular) olmalıdır.”
Vaziyet bundan ibaret, şimdi herkes susabilir.
Coşkun Aytaş / tahahaber