31 Mayıs 2014 - 12:12
Gençler hangi kitabı okumalıdır?

Bismillah… Taklit mercilerinden Ayetullah Uzma Cevadi Amuli ahlak derslerinin birinde genç nesli bekleyen büyük tehlikeye işaret ederek Hz. Ali’nin (a.s) İmam Hasan’a yazdığı Nehc-ül Belaga’da yer alan 31. Mektuba değinerek şöyle buyurdular:

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hz. Ali (a.s) oğlu imam Hasan’a (a.s) yazmış olduğu mektupta önemli ve yol gösterici ilkeleri beyan buyuruyor. Nehc-ul Belaga’da geçen bu mektupta, Hz. Ali’nin (a.s) oğlu imam Hasan’a (a.s) önemli ahlaki noktaları yazması bütün asırlardaki genç nesillere derin mesajlar taşımaktadır.

Gençler istedikleri zaman istedikleri ideolojilerin öğretilerini öğrenebilirler mi veya nasıl ve hangi şartlarda diğer ideolojileri öğrenebilirler?

Herkesin her sözü duyma hakkı yoktur, her ideolojinin öğretilerini öğrenme hakkı yoktur. Ama birisi görüş sahibi olur, görüşler arasında hakemlik yapabilecek güce sahipse, o zaman Zümer suresinde beyan edildiği gibi “her sözü dinler ve en güzelini seçer ….”, her düşünceyi, her ideolojiyi öğrenir batıl olanı atar, hak olanı seçer.

“Ey yavrum, yaşlandığımı, zaafımın gevşekliğinin arttı­ğını gördükten hemen sonra sana vasiyetimi yazdım. Gönlümdekileri aktarmadan ecelim gelir, bedenimdeki gibi gö­rüşümde de bir zayıflık olur, dünya seni kandırır yahut da heva ve heveslerine mağlup olur, buyruk dinlemez serkeş bir deveye dönersin ve öğütlerimin sende hiçbir etkisi ol­maz korkusuyla önceden vasiyetimi anlatmaya koyuldum. Gencin kalbi ekilmemiş tarlaya benzer, oraya ne eksen tu­tar, yeşerir. Kalbin katılaşmadan, öğütleri reddetmeden ve aklın başka şeylere yönelmeden sana edepten bir şeyler öğretmek istedim ki ciddi bir kararla o işlerin peşine dü­şesin, tecrübe sahiplerinin istediği ve kendilerinde denediği şeylerden nasiplenesin ve yeniden denemeye ihtiyaç duy-mayasın. Böylece sana edepten sadece sıkıntılara katlanarak elde ettiklerimiz ulaşacak ve bizim için karanlıkta kalan birçok mesele senin için aydınlığa kavuşmuş olacaktır. Yavrucuğum, ben benden öncekiler gibi ömür sürmediysem de, onların yaptıklarına baktım, haberleri üzerinde düşündüm, bıraktıkları eserlerini gezdim, böylece, onlardan bin gibi oldum; belki de başlangıçtan sonuna kadar onlarla birlikte yaşamış, ömürleri benimle sona ermiş gibi oldu. Safını bulanığından, faydalısını zararlısından ayırdım. Her işin özünü ve mühim olanını senin için özetledim, en güzelini seçtim. Bilinmeyenlerini ve şaşkınlığına sebep olacakları da senden uzak tuttum. Oğlunun işlerine bakan şefkatli bir baba gibi senin işlerine baktım. Öğrenmen ve amel etmen için senin için edepten bir şeyler biriktirdim. Çünkü sen henüz ömrünün baharındasın ve önünde uzun bir yol var, iyi niyetli, temiz, pak bir ruha sahipsin.” Nehc-ül Belaga, Mektup/31

İnancında müçtehit olmamış (yakin derecesine ulaşmamış) yeni yetişmiş bir gencin her ideolojiyi öğrenmesi doğru mudur? Her mektebin, ideolojinin öğretileri (doğruları ve yanlışları) kendisine sunulduğu zaman hangisinin hak, hangisinin batıl olduğunu teşhis edemezse ne olacak? Hz. Ali’nin (a.s) oğluna yazdığı bu mektuptan anlaşılan şudur: “Her kitabı her mektebi/ideolojiyi öğrenmek caiz değildir”. Eğer birisi tefekkürde müçtehit olursa her türlü kitabı okuyabilir, her ideolojiyi inceleyip en iyisini seçer. Ama bir genç her kitabı okuyup doğru ve yanlışı ayırt edemez. Çünkü onun kalbi ekilmeye hazırlanmış bir tarla gibidir; ne ekersen hemen kabul eder ve inanır. İmam (a.s) gencin kalbinin pak ve her şeyi kabul etmeye hazır olduğu hakkında şöyle buyuruyor: “Genç adamın kalbi bir şey ekilmemiş alana benzer; oraya ne ekilirse tutar, boy atar.” Dolayısıyla gencin kalbi ekilen her tohumu kabul edecek şekildedir; ister bu verilen faydalı bilgi olsun, ister zararlı bilgi, ister hak söz olsun, ister batıl. Her öğrenci, her talebe istediği kitabı, istediği ideolojiyi okuyup öğrenecek kapasiteye sahip değildir.

Ama görüş sahibi olur, teşhis edecek kapasiteye sahip olursa okuyup inceleyebilir. Çünkü müçtehit bir kitap veya bir ideolojinin öğretilerini okuyup hemen kabul etmez önce inceler; doğru yanlış olup olmadığına bakar, hak ve batıl olanı birbirinden ayırır ve doğrularını kabul edip alır.

Gençlere bir bilgi sunuldu mu hemen onu alır kalbine yerleştirir, kendisine sunulan her tohumu kalbine eker; hak mı, batıl mı olduğunu hemen teşhis edemez, bir zaman sonra kalbini tamamen yabani otlar sarmış olur.

Birisi bir gencin kalbine delalet/sapık görüşlerin tohumlarını ekerse onun kalp toprağının maliki olur, böyle bir gencin tefekkür ortamını değiştirmek çok zordur. Zorla ve baskıyla onun kalbini temizlemek mümkün değildir; delalete düşmüş bir insanı hidayet etmek öyle kolay mıdır?

Bir genç her duyduğuna sakın inanmasın! Gençlere, onları zararlardan koruyacak güzel imkanlar sunulmalıdır. Hz. Ali (a.s) bu günleri gördüğünden dolayı oğlu İmam Hasan’a (as) bu tavsiyelerde bulunuyor. Başkaları gençlerimizin kalbine tohum ekmeden bizlerin güzel tohumlar ekmemizi emrediyor.

Faydalı ilmin peşinde olun! Çünkü her ilim insan için faydalı değildir, insan her ilmiden yararlanamaz. En iyi ilim insanın yararlandığı ve topluma faydası olan ilimdir.

Hz. Ali (a.s) ömründen 60 yıl geçtiği için vaktin daraldığını ve fırsatın az olduğunu düşünerek elde ettiği tecrübelerini aktarmak için bu mektubu oğlu İmam Hasan’a (a.s) yazıyor, böylece hem kendi tecrübelerini, hem de öncekilerin tecrübelerini oğlu İmam Hasan aracılığıyla bütün insanlara ulaştırıyor. Ve diğerlerinin tecrübelerinden yararlanmasında ısrar ediyor ve kendisinin tecrübe edinme girişiminde bulunmamasını istiyor. Çünkü bu tecrübeleri ele getirmek için çok zahmetler çekilmesi gerektiğini belirtiyor; bu yolda nicelerinin beli bükülmüş, bir daha kendilerini doğrultamamışlardır. Neden kendini zahmete atasın, neden deneyesin, ben sana hangi yoldan gitmen, hangi yoldan gitmemen gerektiğini söylüyorum. Hz. Ali (a.s) hem gidilmesi gereken hak yolu gösteriyor, hem kaçınılması gereken batıl yolu, hem de yoldaki zorlukları beyan ediyor.

İlmi kitaplarla, Kur’an-ı Kerim’in arasında farkı şudur; ilmi kitaplar insanların yazdığı genel bilgileri içeriyor, Kur’an ise bir kimsenin yazdığı bir kitap değildir; Kur’an nurdur. Allah Kur’an da tecelli etmiştir, Kur’an’ın muellifi/yazarı değildir. Maalesef okuyan O tecelli edeni göremiyor. Kur’an’ın diğer kitaplarla farkı vardır. İnsanı koruyan sadece salih evlattır, Allah insanları evlenmeye davet ediyorsa ilk istediği şey salih evlat dünyaya getirmeleridir. Her şeyden önce çocuklarınızı düşünün; evde çocuklarınızın sizden bir şeyler öğrenebilecekleri bir şekilde oturun.

İşte Kur’anın evrensel mesajlarından birisi çocukları ve gençleri korumak ve onların kalplerine hak, hidayet tohumlarını ekmektir. Eğer bizler doğru tohumları ekmezsek düşmanlar batıl ve fesad tohumlarını ekeceklerdir ve daha sonra onları hidayet etmek ya imkânsız olacaktır veya çok zor.

rasthaber

Ekler