22 Ocak 2015 - 10:43
Müslüman Kardeşlerin Suudi Rejimi tarafından terörist ilan edilmesinin sonuçları

Suudi rejimi de 7 Mart 2014'te Müslüman kardeşleri terör örgütleri listesine alarak Mısır'da geçici hükümeti ve askerleri desteklediğini ortaya koydu.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Arabistan yönetimi Mısır'da Mübarek'ten sonra hâkimiyetin ve iktidarın yapısında önemli değişiklikler gerçekleşmemesi için büyük çaba harcadı. Fakat bu amacına ulaşmakta pek başarılı olamadı. Nitekim Mısır halkının 25 Şubat inkılâbının hedeflerine ulaşması üzerinde ısrarla durması, Mübarek'ten sonra Mısır silahlı kuvvetlerinin sert tutumuna rağmen bu inkılâbın yoluna devam etmesine mani olmamasına vesile oldu. Mısırlı askerler 508 sandalyesi bulunan temsilciler meclisi seçimlerini üç aşamada ve 2011'in sonlarından 2012 yılının başlarına kadar geçen bir süre içerisinde düzenlemek zorunda kaldı. Bu seçimlerde Müslüman kardeşlerin siyasi kanadı özgürlük ve adalet partisi mecliste sandalyelerin %47'sini kazandı ve böylece bu mecliste çoğunluğu elde ederek başkanlığını da üstlendi.

Mısır'da şura meclisi seçimleri ise iki aşamada ve 2012'nin başlarında gerçekleşti. Bu seçimlerde de özgürlük ve adalet partisi 180 sandalyeden %58 kadarını kazandı ve yine bu mecliste çoğunluğu elde etti. Şura meclisinin aslında 270 sandalyesi bulunuyordu ve bu sayıdan sadece 180 sandalye seçimlerin ardından sahiplerini buluyor ve 90 sandalyenin sahibi de Cumhurbaşkanı tarafından atanması gerekiyordu. 2012 yılında Mısır'da gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerini Müslüman kardeşlerin siyasi kanadı özgürlük ve adalet partisi adayı Muhammed Mursi %51 oy oranıyla kazandı ve böylece Mübarek'ten sonra Mısır'ın ilk seçilen Cumhurbaşkanı oldu.

Ancak Müslüman kardeşlerin 2012'de düzenlenen üç önemli seçimden galip çıkması, iç arenada seküler kesimin Mübarek rejiminin katıntıları ve Mısırlı solcuların ve dış arenada Arabistan, BAE gibi bölge ülkeleri ve Amerika başta olmak üzere bölge dışı bazı ülkelerin kolay kolay hazmedebileceği bir durum değildi tabi.

Burada asıl mesele, Arabistan yönetiminin Müslüman kardeşlerin Mısır'daki başarısından, Tunus'ta El Nahza hareketinin başarısına kıyasla daha çok kaygı duymasıydı. Çünkü El Nahza'nın aksine, Mısır Müslüman kardeşler hareketinin zaferinin bölge üzerinde ciddi etkileri olacaktı. Nitekim Mısır'da Müslüman Kardeşlerin gücünün artması, diğer Arap ülkelerinde faaliyet yürüten Müslüman kardeşlerin hareketlerinin de güçlenmesine sebep olacaktı.

Muhammed Mursi, Mısır'da bir yıllık iktidarı boyunca sürekli hükümeti ve Müslüman kardeşlerin Arabistan ile ilişkilerini sürdürmek istediğini göstermeye çalıştı. Mursi bir yıllık iktidarı sırasında üç kez Arabistan'ı ziyaret etti. Mursi ilk yurt dışı ziyaretini iktidarın başına geçtikten hemen sonra Arabistan'a yaptı ve 11 Temmuz 2012 de Arabistan'a gitti ve Kral Abdullah ile görüştü.

Mursi Arabistan'a ikinci ziyaretini Ağustos 2012'de ve Mekke zirvesine katılmak amacıyla yaptı. Mursi'nin Arabistan'a yaptığı ikinci ziyaretinde dikkat çeken konu, Cidde valisinin Mursi'yi karşılamaya gitmesiydi.

Mursi Mekke zirvesinde Suriye krizinin çözümü için Mısır, Arabistan, Türkiye ve İran'dan oluşan dörtlü bir komisyon kurulmasını önerdi. Fakat Arabistan Mursi'nin bu önerisine sıcak bakmadı ve komisyona katılmadı.

Mursi'nin Arabistan'a üçüncü ziyareti ise Arap iktisadi sosyal kalkınma zirvesine katılmak amacıyla gerçekleşti.

Mısır Cumhurbaşkanı Mursi Arabistan'a yaptığı üçüncü ziyareti sırasında Mısır ve Arabistan'ın tek ve büyük bir aşiret gibi olduğunu belirtti.

Mursi'nin Arabistan ile ilişkilerini geliştirme yolunda sarf ettiği çabaların bir başka işareti, Mısır ve Arabistan ordularının en büyük askeri tatbikatı düzenlemeleriydi. Mısır ordusu Arap dünyasının en büyük ordusu ve yine en büyük Sünni ordusudur. Mısır'da Hüsnü Mübarek devrildikten dört ay sonra Arabistan hava kuvvetlerinden bir heyet Faysal adıyla anılan yıllık ortak askeri tatbikat çerçevesinde Mısır'a geldi.

Mısır ve Arabistan ordularının her yıl düzenlenen ortak askeri tatbikatı hatta Müslüman kardeşlerin bir yıllık iktidarı sırasında gerilen ilişkilere rağmen aksamadan düzenlendi. Bu çerçevede ilkin Eylül 2012'de iki ülkenin deniz kuvvetleri Arabistan karasularında Mercan 13 adlı tatbikatı gerçekleştirdi. Mayıs 2013'te ise iki ülke, ortak askeri tatbikatları tarihinde en büyük askeri tatbikatını gerçekleştirdi. Bu tatbikatın adı Tebük 3 askeri tatbikatıydı ki ilki 2008 yılında ve ikincisi de 2010 yılında düzenlenmişti.

Tebük 3 askeri tatbikatında iki ülkenin kara kuvvetleri ve özel birlikleri Arabistan'ın kuzeydoğusunda ortak operasyon düzenledi.

Gerçi Muhammed Mursi hükümeti Arabistan ile ilişkileri korumak ve sürdürmek için büyük çaba harcadı, fakat Suudi rejiminin Mısır'da Müslüman kardeşler ve Mursi'nin iktidarın başına geçmesine bakışı çok farklıydı. FKİK'in lideri konumunda olan Arabistan Kuveyt ve BAE ile beraber Mısır'da Mübarek'in iktidardan çekilmesini bir nevi tehdit olarak algılıyordu. Çünkü bu ülkeler Müslüman kardeşlerin Mısır'da halk arasındaki desteğini biliyordu ve bu yüzden vahabi selefi düşüncenin ideolojik rakibi saydıkları bu hareketin iktidarın başına geçmesinden kaygı duyuyordu.

Arabistanlı uzman Dr. Abdullah Şimri, Kasım 2012'de Lübnan'da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, Arabistan yönetimi Türkiye ve İran'dan daha fazla Mısır'da Müslüman kardeşlerin iktidarın başına geçmesinden endişe ettiğini, çünkü bu hareketin Arabistan'ın karşı olduğu hükümetten Arap – İslamî bir model sunduğunu belirtti. Müslüman kardeşlere bu ideolojik bakışa göre, Arabistan yönetimi, iktisadi açıdan bir nevi Mısır yönetimlerinin Aşil topuğu sayılan İhvani yönetimi baskı altında tutmaya başladı. Mayıs 2013'te, yani Mursi'ye karşı askeri darbeden iki ay önce Mısır Maliye Bakanı Arabistan yönetimine sitem etti ve Riyad'ın Mübarek devrildikten sonra sözünü verdiği 4 milyar dolarlık yardımın sadece bir milyar dolarını ödediğini belirtti.

Arabistan'ın Mısır'da Müslüman kardeşler ve Mursi iktidarına karşı çıkmasının bir başka önemli nedeni de Mısır'da hâkimiyetin değişmesinin bölgesel düzeni etkilemesiydi.

Muhammed Mursi'nin izlediği dış politikada Arabistan'ı kaygılandıran iki strateji söz konusuydu. Bunlar Kahire'nin bölgesel ittifakları ve Mısır'ın dış politikasında çeşitlendirmeye gitmekti. Dış politika arenasında bu iki strateji ve Arabistan için zaten sorun olan Müslüman kardeşler yüzünden Riyad yönetimi hemen Mursi aleyhinde gerçekleşen askeri darbeyi destekledi.

Gerçekte Mursi Mısır'ın dış politikasında gittiği ilk ciddi değişiklik, Müslüman kardeşlerin hamisi ve Arabistan'ın rakibi olan Katar ile ilişkilerini güçlendirmek ve ayrıca Türkiye'de AKP iktidarı ile siyasi ittifak kurmaya kalkışmaktı. Bu ittifaklar ise bölgede demokrat veya ılımlı tabir edilen İslamcı kesimlerce yeni bir bölgesel ittifakın şekillenmesi ve Arabistan'ı inzivaya itmesi anlamına geliyordu.

Arabistan yönetimi ayrıca Mursi yönetimi ile İran arasındaki ilişkilerden özellikle Ağustos 2012'de Mursi'nin Tahran'ı ziyaret etmesi ve Suriye krizinin çözümü için İran, Arabistan, Türkiye ve Mısır'dan oluşan dörtlü komitenin kurulmasına yönelik önerisinden sonra kuşku duyuyordu. Bu yüzden Arabistan 17 Eylül 2012'de Kahire'de Suriye krizinin çözümü için düzenlenen zirveye katılmadı.

Öte yandan Mısır'ın dış politikasında çeşitlendirmeye gitmesi de Arabistan'ın benimsemediği bir durumdu. Mursi bu çerçevede BRICS'e üye ülkelerin yanı sıra Pakistan, Etiyopya ve Sudan'ı da ziyaret etti. Gözlemciler Mursi izlediği dış politikasında Mısır'ın geleneksel müttefikleri Amerika ve Arabistan'ın yerine yeni ortaklar arayışına girdiğine inanıyordu.

Gerçekte Arabistan'ın Mısır'da Mursi ve Müslüman kardeşlerin iktidarına yönelik askeri darbeye erken tepkisi ve ayrıca Sisi iktidarına yüklü mali yardımlarda bulunması, suud rejiminin Mısır'da ihvanilerin iktidarı ele geçirmesinden hoşnut olmadığını açıkça ortaya koymuştu. Buna göre Arabistan Mısır'da askerlerin ihvanilerin iktidarına karşı yaptığı darbeye beş eşgüdümlü tepki gösterdi. İlkin Arabistan Kralı Abdullah Adli Mansur geçici hükümeti işbaşına geldikten dört gün sonra ilk yabancı lider ve devlet olarak Mursi karşıtı darbeyi onayladı ve Adli Mansur yönetimini kutladı. Arabistan daha sonra da Ağustos 2013'te Mısır ordusunun Mursi taraftarları ve darbe karşıtlarına yönelik şiddet uygulamasını ve Mısırlı protestocuları katletmesini terörle mücadele ilan etti.

Arabistan'ın Mısırlı askerlere destek bağlamında gösterdiği üçüncü tepkisi ise Amerika yönetimi Ağustos 2013 şiddet olayları yüzünden Mısır'la askeri tatbikatın iptal etmesinin ardından gerçekleşti. O tarihte Arabistan Mısır'da Amerika'nın boşluğunu doldurmaya çalıştı.

Dördüncü tepki ise, Arabistan'ın Mısır ordusuna aşırı destekleriydi, öyle ki Arabistan Dışişleri Bakanı 2011 ila 2013 yılları arasında başta Rusya olmak üzere birçok Avrupa ülkesini ziyaret etti ve Mısırlı darbeci askerlere destek istedi.

Ancak Arabistan'ın Mısır'da ihvanilere karşı yapılan askeri darbeye gösterdiği beşinci tepki ilk dört tepkiden de daha önemliydi. Arabistan Mart 2014'te Müslüman kardeşler hareketini El-Kaide ve El-Nusra Cephesi ile beraber terör örgütleri listesine aldı ve Müslüman kardeşleri terörist ilan etti.

Arabistan yönetimi ilkin Aralık 2013'te terörle mücadele yasasını çıkardı ve ardından Mısır'ın geçici hükümeti Müslüman kardeşleri terör örgütü ilan etti ve sonunda Suudi rejimi de 7 Mart 2014'te Müslüman kardeşleri terör örgütleri listesine alarak Mısır'da geçici hükümeti ve askerleri desteklediğini ortaya koydu.

Ekler