Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Direniş'in Şebaa çiftliklerinde dün gerçekleştirdiği askeri operasyon bugünün gazetelerinde büyük bir yankı uyandırdı. Siyasî, bürokratik ve benzeri diğer tüm haberleri gölgede bıraktı. Gazetelerin tüm başlıkları, operasyona ve ardından çeşitli konularda gelen mesajların tahliline gömüldü. Yorumların bazılarında bu operasyon, İsrail'in Şebaa işgali dolayısıyla Direniş'in kazanılmış hakkı olarak görüldü. Üstelik İsrail işgal ordusu iki günden beri Tel Sudane'yi hedeflemiş ve Adlun patlaması, operasyonun kaidelerini belirlemişti. Kimisi de güney sınır eşiğinin geçilmesi dolayısıyla meseleye farklı boyutlardan yaklaştı.
Bu çerçevede “Direniş işgal güçlerine Şebaa çiftliklerinde sürpriz yaptı” başlığı altında askeri angajman kurallarınca değerlendirme yapıldı. Sefir gazetesi, Direniş'in zafere ulaştığını, zira İsrail işgal güçlerinin emniyet şeridini yararak operasyon için gerekli nakliyatı gerçekleştirebildiğini yazdı. Bölgenin stratejik açıdan önemli bir yer olması ve İsrail tarafından radarlarla korunması ayrıca termal kameralarla izlenmesi, Şehit Hasan Ali Haydar adlı Direniş birliğinin bunları aşmasını, mühimmatını geçirmesini ve sağ salim merkez birliğe dönmesini engelleyemedi.
Gazete çiftlikler operasyonundan sonra son zamanlarda gündemde olan yeşil ve kırmızı hatların aşılması meselesinde İsrail'e yöneltilen tehditkâr mesajlara da yer verdi. Bunların en önemlileri aşağıdaki şekildedir:
İlk olarak; İsrail'in Lübnan-Adlun'da topraklarına yerleştirdiği dinleme cihazlarıyla oynamaya ve değiştirmeye çalıştığı angajman kurallarının tespiti yanında bu casusluk cihazını sökmeye çalışan Hizbullah üyesinin kasten öldürmesi meselesi; bu kumandanın varlığının tespitinden sonra onu bir anda ortadan kaldırmak düşmanın kudreti dahilindeyken bunun yerine eziyet edilerek öldürülmüştür.Sefir gazetesi Hizbullah'a yakın bir isime dayanarak bu sınır ihlallerinin artacağına değinmektedir.
Şehit Hasan Ali Haydar adı verilen operasyon Adlun'da gerçekleştirilerek kana kan, intikam odaklı anlayışlı bir denklemi sergilemektedir.
İkinci olarak; Gerçekleştirdiği saldırılarla Lübnan askeri bölgesi olan Sudane dağına, halkın yaşadığı Şebaa bölgesine ve çevresine yangını başlatan İsrail'in, süreklilik niyetindeki bu işgal ve ihlallerini durdurmak gerekmekteydi.
Üçüncü olarak; Hizbullah'ın daha önce defalarca belirttiği gibi, İsrail ile olan hesabı başka hesaplardan farklıdır ve yeri de ayrıdır. Hizbullah, İsrail'e karşı gerçekleştireceği tüm askerî harekât ve benzeri teşebbüslerin nerde, ne zaman ve nasıl gerçekleştirileceğine dair her türlü inisiyatifin kendi elinde bulunmasına kararlıdır. Şebaa operasyonu bunun kanıtı olmuştur.
Dördüncü olarak; Hizbullah ne şimdi ve ne de sonra pusulayı asla şaşırmayacaktır. Bu pusula silahtan başka bir şey değildir ve asla yönünü İsrail'den başka yöne de çevirmeyecektir. Ayrıca Hizbullah'ın tekfirci güçlerle devam ettirdiği mücadele de İsrail ile devam eden savaşının bir başka cephesidir. Özellikle de en-Nusra ve işgalci İsrail'in Culan bölgesindeki birlikteliği ve koordinasyonu bunun gerekliliğini göstermektedir. Öyle ki bu işbirliği Şebaa çiftliklerinde de devam etmiştir. Nitekim zikredilen bölgede Direniş'in gerçekleştirdiği gözlemler, düşman İsrail'in tekfircilere misafirperverliğinin derecesi, silahlılarına sıcak yemekler sunacak kadar ileri derecede olduğunu göstermiştir. Bunlar da Hizbullah'ın elindeki bilgilerle örtüşmektedir.
Hizbullah günler evvel doğu sınırında meydana gelen olay ve dün güneyde gerçekleştirilen operasyon arasında sıkı bir bağlantı olduğuna inanmaktadır. İki yüzü olan bir düşman…
Beşinci olarak; Hizbullah, işgalci İsrail kumandanlarına şu mesajın ulaşmasını istedi: Sanmasınlar ki Hizbullah'ın tekfircilerle giriştiği yırtıcı savaş işgal edilmiş Filistin'in özgürlüğü için savaşmanın önceliğinin önüne geçmiş veya angajman kuralları değişmeye başlamıştır. Hizbullah'ın mücadeleden bıktığı, sıkıldığı, aciz olduğu, gücünün zaafa uğradığı veya bu konudaki mesaisini azalttığı gibi bir vehim taşımamalı ve böyle bir zanna düşmemelidirler. Nitekim Suriye'den doğuya kadar silahlı güçlere karşı gerçekleştirdiği harekatlar bunu ispatlamaktadır.
Altıncı olarak; Hizbullah, bir kez daha Şebaa çiftliklerinin işgal edilmiş Lübnan toprakları olduğunu ve meşru her yolla özgürleştirilmesi gerektiğini hatırlattı.
Bu bağlamda gazete şunları aktardı: Direniş'e yakın kaynaklardan “işgalci İsrail'in Şebaa çiftliklerinde tanklar gezdirmesi Direniş'e gerekçeli haklı bir savunma hakkı tanımıştır. Ayrıca Direniş'in Suriye'deki mevcudiyeti, Güney'i savunmasına asla mani değildir” sözünü ilave etti. Aynı kaynaklar şuna işaret etti: “İsrail'e gönderilen mesajların hedeflerinden biri de Lübnan'ın güneyinde teröristleri kullanması bağlamında değerlendirilmelidir. İsrail'in değişecek oyun kurallarına tahammülden başka çaresi kalmamıştır.”
Hizbullah'a yakın bir başka kaynak da gazeteye şunları aktarmıştır: “Direniş ekseninin bu şekilde bir operasyonu seçmiş olması, her türlü caydırıcı girişimin dizginlerinin kendi elinde bulundurduğunu ve her türlü saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Hizbullah'ın birçok cephede savaşması hususunda herhangi bir sorunu bulunmamaktadır; bunu yapacak kapasiteye sahiptir.” Aynı kaynak İsrail'in niyetine dair şüphelerini şu şekilde dile getirmiştir: “Macera amaçlı bir çatışmaya girmeyi istemiştir.”
Benzer şekilde güvenlik güçleri Bina gazetesine verdikleri bilgide şunu teyit etmiştir: Direniş'in Şebaa çiftliklerindeki operasyonu İsrail saldırılarına karşı bir reddiye bağlamında değerlendirdi. İsrail'in bundaki amacı Lübnan askeriyle Tel Sudane arasında tampon bölge oluşturmaktır. Hizbullah'ın verdiği cevap bölgesel bir savaşın çıkabileceğini gösteriyor. Nitekim bunun yanında, bölgede Direniş'e karşı yıpratma savaşları gerçekleştirilmektedir.
Kaynaklar Direniş'in gerçekleştirdiği bu operasyonla verdiği mesaj; Suriye'de, Cerud Arsal'da ve tüm doğu sınırı boyunca gerçekleştirdiği mücadelenin İsrail işgalini bitirip İslam arzını özgürleştirmekten geri kalmayacağını belirtti.
Gazetenin önemli siyasi kaynakları, Direniş'in gerçekleştirdiği operasyonun zamanlama açısından gerçekten çok önemli olduğunu belirtti. İsrail saldırıları başta olmak üzere, birçok konuda mesajlar içermektedir. Kaynaklar bu mesajlardan özellikle iki tanesinin esas niteliğinde olduğunu ifade etti. Birincisi; düşmanın oyun kurallarını değiştirmek amacıyla gerçekleştireceği herhangi bir girişim, ona pahalıya mal olacaktır. Nitekim üç hafta evvel İsrail tarafından Lübnan arazisine gömülen casusluk cihazını sökme aşamasında şehit edilen Hasan Ali Haydar'ın şehit edilmesine bir cevap oldu. İkincisi; düşmanın Suriye'den Şebaa ve Arkub'a silahlı kişilerin intikalini kolaylaştırma gibi bir maceraya girişmesini engellemektir. Nitekim İsrail'in Lübnan'a karşı böyle bir girişimde bulunacağı gelen bilgiler arasındaydı.
Ayrıca kaynaklar, bazı koordinatların geçen Pazar günü en-Nusra'nın Cerud Berital'a yaklaştığını gösterdiğine işaret etti. İsrail'in güneyden yakınlaştığı da görününce Hizbullah her iki cephe için de tam olarak hazırlandı.
Kaynaklar ayrıca şunu teyit etti: Direniş'in operasyonu gerçekten zaman ve mekân seçimi açısından çok dakikti ve başarılı da oldu; istenilen hedefleri de gerçekleştirdi. Düşman İsrail medyası ise durumu şaşkınlıkla izliyor. Kaynakların işaret ettiği bir diğer husus Hizbullah'ın bu hareketlenişi 2004 yılında İsrail'in gerçekleştirmek zorunda kaldığı büyük esir değişiminin de yıldönümüydü.
Kaynaklar el-Cumhuriye gazetesindeki haberleri uzak bir ihtimal olarak değerlendirdi. Bu habere göre, Güney Lübnan'daki asayiş değişmeye başlayacak; üstelik Hizbullah'ın eylemi iki taraf açısından da sadece sınırlı sonuçlar doğuracaktır.
Cumhuriye gazetesinde ise şunlar yer aldı: Şehit Haydar'ın adını taşıyan operasyon Adlun'da meydana gelen patlamaya bir cevaptı. Nitekim Haydar, Direniş'e yönelik casusluk amacıyla yere gömülen cihazı çıkarmaya çalışırken şehit olmuştu. Aynı zamanda Sudane noktasında Lübnan askerine karşı açılan ateş neticesinde bazı askerlerin yaralanmasına neden olan hadiseye de yanıt niteliğindeydi.
Gazete kaynaklarının dile getirdiği bir diğer husus şu oldu: Tüm tahlil ve beklentiler bombalama olayından sonra savaş davulları dövmeye başladı. Şu durumda ne Hizbullah'ın ve ne de İsrail'in Güney cephesinde savaş açacak bir durumu bulunmamaktadır.
Kaynaklar ayrıca şuna işaret etti: Gerçekleştirilen bu operasyon Adlun ihlaline karşı verilen doğal bir cevaptı. Daha sonra Hizbullah, Şebaa ve işgal edilmiş diğer bölgelerde mevcudiyetini sürdüreceğini, bölgeye nüfuz eden inisiyatifin “Hür Suriye Ordusu”nda değil kendi elinde olduğunu belirten mesajlar verdi.
Üst düzey askeri kaynaklar el-Cumhuriye gazetesine verdiği şu bilgileri teyit etti: “Şebaa operasyonu angajman kurallarını değiştirecek bir hareket değildir. Dolayısıyla Güney'de düzen olağan hal üzeredir. Ayrıca her iki taraf için de meydana gelecek bir savaş maslahat değildir.” Aynı kaynak şunları ilave etti: “İsrail'in verdiği cevap gerçekten çok sınırlı olmasının yanı sıra önem arz edecek bir hedefe de yönelik değildi. Lübnan Askeri Birlikleri ve Lübnan'da bulunan Birleşmiş Milletler kuvvetleri durumu yakından takip etmektedir. Mevcut durumun değişeceğine dair işaretler görünmemektedir. Bununla birlikte bölgede bir ateşin çıkabileceği durum da mevcuttur.”
Diğer bir taraftan Vekiller Meclisi Reisi Nebih Berri, dün ziyaretçileri karşısında şunları söyledi: “Direniş'in operasyonuna değinmeden evvel şunları sormalıyız; İsrail'in gerçekleştirdiği bu acı düşmanlık görünürde ve Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin duyumlarına göre Lübnanlı askere ateş açılıp yaralanmıştır. Buna ilave olarak Lübnan egemenliğine 1071 kararlarıyla gerçekleştirilen ihlaller…”
Sözlerine şunları ekledi: “Bir İsrail askeri yaralandığı zaman dünyanın neden ayaklanıp oturamadığını anlayamıyorum. Bunlar olurken Lübnanlı askerlerine ve şehirlerine saldırılar neden görmezden gelinmekte?”
Ayrıca Lübnanlı askerle ilgili tahkikatın neticelerini beklediğini ve dünyada uygulanan bu çifte standardı reddettiğini belirtti.
Buna paralel olarak Liva gazetesi bilgileri bulunan kaynaklardan şunları nakletti: “Hizbullah'ın bu operasyonu düzenlemesine neden olan bazı sebepler bulunmaktadır.
1.Bu operasyon İsrail'in Şebaa'da gerçekleştirdiği bombalamadan sonra Lübnanlı askerin yaralanmasından sonra yapılmıştır. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri İsrail'i sorumlu görmüştür. Ayrıca 1071 kararları Lübnan egemenliğini tehdit etmektedir. Hizbullah bu durumu İsrail'e bir cevap için fırsat bildi.
2.İsrail'in Adlun arazisine gömdüğü casusluk cihazının parçalanıp Hizbullah azası Hasan Ali Haydar'ın geçen 15 Eylül'de şehadetinden sonra -ki bu İsrail'in Hizbullah üyelerini ve lider kadrolarını hedef alan dördüncü veya beşinci saldırıydı-, Direniş karşılık verme kararı aldı ve bunun için münasip zamanı bekledi.
3.Operasyonun gerçekleşebilmesi için her şey en ince ayrıntısına kadar hesaplandı; hiçbir şey ihmal edilmedi. Bu şekilde hem Arkub ve hem de Kunaytra bölgelerinde İsrail'e karşı ikinci bir Gazze için hazırlıklı olduğu mesajını vermiş oldu. Böylece, silahlı en-Nusra ve IŞİD birliklerinin Arkub, Şebaa çiftlikleri ve Suriye Gacr köyüne geçmeleri engellenmiş oldu.
4.Gazetenin bildirdiğine göre Hizbullah alevlenen bu çatışmalarla birlikte, ilk ve en önemli meselenin İsrail olduğunun hatırlanmasını istemiştir. Batı diplomasisi Suriye'deki Culan, Kunaytra; Türkiye sınırı yakınındaki Aynu Arab; bunun yanında Irak'taki değişimleri ve Yemen'de gerçekleşen siyasi gelişmeleri evrak karıştırarak halledileceğini zannetmektedir.
Çeviri: Hasan Hüseyin Güneş