30 Mart 2015 - 09:47
Erdoğan’ın İran’a Saldırmasının Nedeni Ne Olabilir?

Suudi Arabistan ile birkaç bölge devletinin son günlerde Yemen'e hava saldırıları düzenlerken Türkiye Cumhurbaşkanı bunu İran’ı suçlama fırsatı olarak kullandı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suudi Arabistan ile birkaç bölge devletinin son günlerde Yemen'e hava saldırıları düzenlerken Türkiye Cumhurbaşkanı bunu İran’ı suçlama fırsatı olarak kullandı.

Erdoğan İran’ı bölgeye eğemenlik kurmayla suçlarken kendisinin Ortadoğu’daki son yıllarda yaşanılan savaşların ortaya çıkışındaki en önemli rolü üstlendiğini örtmek istiyor.

Erdoğan İran’ı bölgeye egemenlik kurmayla suçlayarak bundan Türkiye’nin, Arabistan’ın ve Fars Körfezi devletlerinin huzursuz olduklarını dile getirdi. Erdoğan ayrıca Arabistan ve müttefiklerinin Yemen'e saldırılarını savunduğunu bildirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın gelecek ayın başlarında İran’ı ziyaret edeceği bilinmektedir. Bu doğrultuda şunları ifade etti: ’’İran bölgeye hâkim olmak istiyor, bundan biz, Arabistan ve diğer Fars Körfezi devletleri rahatsızlık duyuyoruz.’’

Erdoğan üstelik İran’ı Yemen'de fırkacılığı yaymayla suçlayarak şunları söyledi: ’’İran görüşünü değiştirmeli. Bu devlet Yemen'den, Suriye’den ve Irak'tan tüm güçlerini çekmeli ve bu ülkelerin toprak birliklerine saygı göstermeli.’’

Erdoğan France 24 kanalıyla yaptığı röportajda İran’ın Irak’ta DAİŞ’e karşı verdiği direnişi eleştirerek İran’ın DAİŞ’i kovduktan sonra Irak’a yerleşmek istediğini iddia etti ve İran’ın DAİŞ’e karşı savaşta sadık olmadığını da ekledi.

Bu ağır ve haksız suçlamalar, İran’ın Dış İşler Bakanı tarafından tepkiyle karşılık buldu. Muhammed Cevad Zarif Erdoğan’ın açıklamalarına şu yanıtı verdi: ’’Stratejik hatalarıyla onarılmaz yıkımlara sebep olanlar, sorumlu siyasete dönerek bölgedeki huzur ve birlik kapasitelerini değerlendirmeye gayret göstersinler.’’

Zarif, bilinen saygın duruşuna uygun olarak Erdoğan’ın saldırgan suçlamalarına karşı saygın bir yanıt vermiş olsa da sözlerinde ince bir kinaye bulunmaktadır. Bu kinaye ile Türkiye’nin bölgedeki olumsuz gelişmelerde oynadığı başrole değinilmiştir.

Stratejik hatalar ile Zarif herşeyden önce Ankara’nın Suriye’ye karşı uyguladığı yanlış siyaset kast edilmiştir. Bu hatanın sonucunda on binlerce insan Suriye’de hayatını yitirmiştir. Suriye’de ilk itirazlar başlar başlamaz Erdoğan Şam devletinin aleyhine bir cephe oluşturdu. Başta kısa bir sürede Esad devletini yıkarak kendine yakın bir devleti başa getireceğini umdu. Çok sürmeden ÖSO gibi örgütlerin zayıflığı ve yetersizliği görününce Erdoğan hükümeti desteğini aşırı terör örgütü olan Nusra cephesine ve daha sonra DAİŞ çetesine yönlendirdi. Bölgeyi bütünüyle teröre bulandıran örgütler Türkiye’den destek almış oldular. Erdoğan bölgenin bir tarafında savaş başlayınca güç pozisyonundan konuşmaya başlıyor, savaşın ve terörün zayıfladığı dönemlerde ise sesiz kalmayı seçiyor.  Bu Suriye’de teröristlerin zayıf düşüp savaşamadıkları dönemlerde açıkça göründü, bu dönemlerde Erdoğan ve yandaşları bir açıklama yapmadan kaçındılar ama bir savaş ve saldırı söz konusu olunca bunun lezzetine kapılıp net bir pozisyon alabiliyor.

Erdoğan’ın bu günlerde düştüğü komedi ise Kral Selman ve Al-Sisi ile aynı cephede yer alıp Yemen'e saldırıda ortak olmasıdır. Halbuki Mursi Mısır'da düşürülürken, Erdoğan onun tarafında yer alıp Arabistan ve Mısır'a karşı tutum sergilemişti.

O dönem Mursi’nin düşüşü ve Suriye’de muhaliflerin bir sonuç alamaması gerçeği Erdoğan’ın arzuladığı ‘İhvan Düzeninin’ imkansızlığını ortaya koydu, Erdoğan yürüttüğü siyaset icabı Arabistan eksenli devletlere karşı bir tavır aldı.

Ama bugünler Ankara’nın kendi ülkülerine bile bağlı kalmadığını açığa çıkarıyor. Bu devletin bölgede yayılma ve iktidardan başka bir amacı olmadığı aşikardır; bu dün İhvan'ı savunmayla bugün ise Arabistan ekseninde Yemen'e saldırı projelerinde yer almayla gerçekleşebilir. Sonuçta Erdoğan’ın savaş güdümlü olmasının yanında aşırı fırsatçı olduğu da görünmektedir.

Erdoğan kendi iktidarını yayma siyasetini gizleme peşinde olmadığı gibi bu tavrını yer yer açıklayabiliyor. Buna iki ay önce Mahmut Abbas’ın onu sarayında ziyaret ederken sergilenen karşılama töreni örnek olarak gösterilebilir. Bu törende Erdoğan 16 Türk devletinin kostümlerini askerlerine giydirerek Osmanlı'yı tekrar diriltme hayalini yaşadığını göstermiş oldu.

Bu koşullar altında, Erdoğan’ın ileriye kaçık taktiğiyle İran’ı suçlaması ancak bölgede sulta kurma hayaliyle açıklanabilir. Bu doğrultuda fırkacılığı yaymanın da arkasında olacağı ön görülüyor. Bu çarpık siyaset ve anlayış ancak Erdoğan ve partisinden beklenilebilirdi.

Emir Sina