Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suudilerin yaptığı saldırıların şimdiye kadar karşılıksız kalması, Ensarullah'ın bilgeliğini ve tecrübesini göstermiştir. Bu, Arap ve dünya devletlerinin bu saldırıları durdurmak için siyasi ve diplomatik çözüm arayışına girmelerine neden olmuştur.
Mashreghnews'te yayımlanan bu makalede, Suudi Arabistan öncülüğündeki güçlerin acımasız onca saldırısına rağmen Ensarullah'ın buna Suud topraklarında cevap vermemesinin stratejik nedenleri ve sonuçları ele alınıyor.
Az bir siyasi tecrübeye sahip olmasına rağmen Ensarullah Hareketi iki hafta önce Yemen'e savaş açan ve bu ülkeye aralıksız bir şekilde saldıran Arap koalisyonuna sağlam bir darbe vurdu. Bu siyasi darbe Suudi Arabistan liderlerini ve özellikle de Kral Selman ve hiçbir tecrübesi olmadığı halde ülkenin savunma bakanlığına getirilen oğlu Muhammed bin Selman'ı hedef aldı.
Ensarullah Hareketinin Arabistan'a vurduğu ağır darbe, bu ağır hava saldırılarının kesintisiz olarak Yemen'in değişik tüm coğrafyalarına kadar uzamasına rağmen buna karşılık verilmemesini de kapsıyor. Hem de Suudi Arabistan topraklarından yakın bir zamanda Yemen'e kara harekâtının da başlayacağı bir zamanda.

Gerçek şu ki Suudi Arabistan Ensarullah'ı tahrik etmek için çok çabaladı, zira onların Yemen'deki füze saldırılarına hızlı bir şekilde karşılık vereceğini ve böylece onları tuzağa düşürebileceğini zannediyordu, fakat Husi liderleri bu tuzağın farkına vardılar ve Ensarullah Hareketi liderinin son konuşmasındaki talimatları doğrultusunda içerideki cephelerini düzenleyerek ilerlemeye başladılar.
Ensarullah Hareketinin Suudi Arabistan'ın Saldırıları Karşısında Aceleci Bir Reaksiyondan Kaçınmasının Stratejik Önemi
Yemen'in Suudi Arabistan'ın hava saldırılarına hiçbir karşılık vermemesi şu anlama geliyor: Bir tarafta tüm askeri gücüyle bir ülkeyi bombardımana tutan işgalci güçler ve diğer taraftaysa buna hiçbir karşılık vermeyen bir karşı taraf var. Oysa saldırgan güçler Yemen'in gelişmiş silahlara sahip olduğunu ve onlar için büyük bir tehlike oluşturduğunu söylüyorlardı. Nitekim Suudi Arabistan Yemen saldırılarını sürdürebilmek için Arapların ve bölgenin güvenliğinin tehdit altında olduğu iddiasını ispatlamak için sürekli çabalıyordu.

Ensarullah'ın yüksek askeri tecrübeye sahip olmasına rağmen bu saldırılara tepkisiz kalması şu manaya da geliyor olabilir: Mısırlı subaylar ve askeri danışmanlar Husilere karşı savaşmanın şiddetli çatışmalara neden olabileceği kanısına vardıklarından askeri çatışma eğilimine girmemişlerdir. Bu yüzden Mısırlı askeri danışmanlar Abdul Fettah Sisi, Mısır Cumhur Başkanına Yemen'e olası bir kara harekâtı operasyonuna katılmaması yönünde tavsiyelerde bulunmuşlardır.

Dolayısıyla bu saldırılara tepkisiz kalınmasının bir diğer anlamı ise Suudi Petro-dolarlarının destekçisi olan devletlerin içinde bulundukları konumlarını tekrar gözden geçiriyor olmalarıdır. Ayrıca Yemen halkı da Ensarullah Hareketi liderlerinin savaş peşinde olmadığını çok iyi bilmektedirler.
Suudilerin yaptığı saldırıların şimdiye kadar karşılıksız kalması, Ensarullah Hareketinin bilgeliğini ve tecrübesini göstermiştir ve bu Arap ve dünya devletlerinin bu saldırıları durdurmak için siyasi ve diplomatik çözüm arayışına girmelerine neden olmuştur. Bu saldırıların karşılıksız kalması aynı zamanda Yemen'in içerideki cephesine de olumlu etkileri olmuştur. Bu, Yemen'deki hadiselerin diğer ülkelerde gerçekleşen hadiselerden ayrılmasına ve ayrıca gerçek milliyetçilerin de hainlerden ve uşaklardan ayıklanmasına neden olmuştur.

Ensarullah Hareketi liderlerinin bu saldırganlığa karşı caydırıcılık oluşturmak için karar almış olma olasılığına ve bu hareketin bu işgale karşılık vermek için elinin kolunun bağlı olmadığı gerçeğini biliyor olmalarına rağmen Yemen saldırıları bugün de bu şartlar altında devam ediyor. Bu hareketin bu vahşi ve hain saldırılara karşılık vermek için her türlü hukuki, ahlaki ve insani gerekçeleri bulunmaktadır. Böyle olmaması mümkün müdür? Zira tüm Yemen halkı bu harekete bağlılığını göstermiştir, nitekim bu ülkenin tüm şehirlerinde ve dünyanın Umman Krallığı gibi diğer bölgelerinde özgür ve şerefli insanlar tarafından gerçekleşen geniş katılımlı protestolar buna en iyi şahittir.
El-Mesa Pres şöyle yazıyor: “Tüm dünyanın gözleri önünde Yemen'in Suudiler tarafından işgaline tepkisiz kalınması ahlaki ve siyasi açıdan utanç verici olarak nitelendirildi. Öyle ki uluslararası kuruluşlar Yemen'de sivilleri hedef alan saldırıların sonuçlarını konuşmaya başladılar ve böylelikle küresel koalisyon gerçek bir krizle karşı karşıya kaldı. Bu bağlamda ya cinayetlerini sürdüreceklerdi ya da savaşı durdurarak bir şekilde uçurumun kenarından kurtulacaklardı. Ancak Riyad ilk seçeneği seçecek olursa kendini bataklığa düşürecektir ve varlığını tehlikeye atarak, tahtını sallayacaktır ve aslında bu kriz Arap Yarımadasının siyasi haritasını dahi değiştireceği Suudi krallığındaki prenslerin dahi buna karşı uyardığı bir durumdur.”
Ensarullah Hareketi lideri daha fazla istikrar için Yemen'in içerideki cephesini, hatta düşmanın dahi hayal edemeyeceği bir biçimde hazırlamayı başardı. Oysa düşmanlar Yemen'in bölünmesine yönelik hedeflerini hava saldırılarıyla birkaç gün içinde gerçekleştirebileceklerini zannediyorlardı. Fakat Ensarullah Hareketi lideri bu saldırılar karşısında beklenmedik ve görülmemiş bir planla içerideki ve dışarıdaki iki cepheye de odaklanarak mücadele etti ve bu durum Ensarullah Hareketinin uzun soluklu bir savaş için de hazır olmasına neden olmuştur. Bu işgalin kesin olarak başarısız olduğu anlamına gelir, zira bu saldırılar bu koalisyon içinde geniş boşluklar ve küresel konumlarında ise gerçek çalkantılar yaratmadan devam edemez.
Biz büyük zafere kavuşmamıza çok az bir zaman kaldığı bir dönemde hava saldırılarının devam etmesine rağmen, bütün şer güçleri karşısında direnen onurlu bir milletle yaşıyoruz. Bugün ülkemiz tüm yaralarına rağmen Yemen'e tarihi ve uygarlık rolünü geri kazandırmak ve Suudi Arabistan'ın buyruğundan çıkmak için daha çok evladını kurban vermeye hazır olduğunu ilan etmiştir. Ve bu olay şerefli insanların manda idaresi ve yabancı müdahaleye karşı çığlıkları sayesinde olacak ve onların devrimine kıyasla daha az bedel ödeyerek gerçekleşecektir.

Selman Yemen halkının sadece 3 gün dayanabileceğini zannediyordu. Washington ise ülkede birkaç saat içinde büyük kırılmalar yaşanacağını zannediyordu, Katar'da Yemen'deki uşaklarının bilgilerine dayanarak içerideki cephenin zayıflığından bahsediyordu. Ama sadece birkaç gün sonra koalisyon içerisindeki çatlaklara tanıklık edeceğiz ve onlardan bir kısmı Yemen'e olası bir kara harekâtını reddedecek diğer kısımsa savaşın durmasını ve siyasi çözüm çağrısında bulunacak, o vakit koalisyonun karşısında sınırlı seçenekler bulunacaktır, fakat bu sefer seçme önceliği Seyyid Abdülmelik Husi'de olacaktır.
Yemen halkı kutlu bir zafer yolunda büyük ve tarihi bir destan yazarak ilerliyor, eşiğinde durduğumuz bu zafer bizden çokta uzakta değil.
Çev. Gülden Koşaca