Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Fars Körfezi ülkeleri arasındaki siyasi sürtüşme, bölgede yeni ilişkilerin ve saflaşmaların oluşmasına neden olmuş ve bir çeşit dost öldürme ile sonuçlanmıştır. Bu dost öldürmenin taraflara getirisi belli olmasa da daha yüksek maliyetlerle elde edilecektir.
Suudi Arabistan ve müttefiklerinin son günlerdeki Katar karşıtlığı ihtilafların derinleşmesine ve Fars Körfezi ülkelerinin arasının daha da açılmasına doğru hareket etmektedir. Görülen o ki hatta bölgede siyasi iltihap azalsa bile bu mukabelenin, Katar ve Suudi arasında daha önce yaşanan sürtüşmeden daha derin etkileri olacaktır.
2014 yılı başlarıydı ki ihtilafların artması Katar ile Arabistan arasında sürtüşme oluşmasına ve iki rakip devletin ilişkilerinin kesilmesine neden olmuştu. Ama şimdi Doha ve Riyad arasındaki mücadele daha geniş boyutlar kazanmıştır ve oluşan zıtlaşmanın daha ciddi olduğu anlaşılmaktadır.
Bölgede Katar-Suudi kutuplaşmasının altyapısına bir bakış
Çeşitli ve bol enerji kaynaklarından elde edilen büyük servet, dinamik ve interaktif diplomasi, Katar’ın son yıllarda dünya ve bölgedeki konumunu yükseltmek için Al-i Sani hanedanının aşırı isteği yanında güç bileşenlerinden faydalanmak için çaba sarf etmek gibi nedenler, bu ülkenin Fars Körfezi’nde ister istemez bölgedeki bazı Arap ülkelerinin büyük kardeş unvanındaki Arabistan ile açık ve gizli bir şekilde zıtlaşmasına neden olmuştur. Bu ek olarak, Katar ve Arabistan yıllardır toprak paylaşımı noktasındaki bazı ihtilafları konusunda ortak bir anlayışa varamamışlardır.
Bazı gözlemcilere göre, Arabistan’ın bölgesel ağırlığını artırmak için sarf ettiği çaba, son kurulan ittifaklar ve yeni Amerika devleti ile ilişkilerin genişletilmesi gibi oluşumlar Katar ile son yaşanan sürtüşmenin bazı değişkenleri olarak göz önüne alınmalıdır. Bu bakımdan Katar’ın Suudi’nin rakiplerine yönelmesi, bu ülkenin bölgesel denklemdeki ve Doha-Riyad arasındaki ikili rekabetlerdeki ağırlığını azaltmak için yapılan bir girişimdir.
Bunun karşısında, Suudi’nin son davranışlarındaki asli değişkenlerin bazısı, bu ülkenin şimdiki sorun ve sakıncalarından ve bu durumdan çıkış arayışlarından kaynaklanmaktadır. Riyad’ın Lübnan’daki değişimlerde rolünün azalması, daha önemlisi Suriye krizinde azalması, Bağdat’ın Suudi’nin nüfuz alanından çıkması, Yemen’de siyasi ve askeri alandaki başarısızlığı ve bölgesel rakibi İran İslam Cumhuriyetini münzevi etmek için verdiği mücadeledeki yenilgisi, Suudi yönetimini aktivizm veya yeni maceralar için yeni bir atmosferin ve alanın açmaya itmiştir.
Bazıları da ortaya çıkan sürtüşmenin her şeyden önce Suudi yöneticilerin tecrübesizliğinden kaynaklandığını düşünüyorlar ve esnekliğin olmayışı, tedbirden uzaklık ve cezalandırmak veya ezmek için mantıksız yöntemlerin kullanılması gibi hususlara vurgu yapıyorlar.
Doha ve Riyad arasındaki yeni dönem mücadeleye münhasır özellikler
Katar padişahı Şeyh Temim’e ait İran’la zıtlaşmaktan kaçınılması, Amerika ile bağımsız ilişkilerin kurulması ve Hamas ile Hizbullah gibi grupların terörist olmadığına dair sözlerin yayınlanması, bu sözleri yalanlamalarına rağmen Suudilerin eline bahane vermiştir; böylece başlattığı medya savaşını Haziran başlarında siyasi savaşa çevirmiştir ve Mısır, Bahreyn ve BAE’nin işbirliği ile Katar ile ilişkileri kesmiştir.
Bu rekabetin devamında küçük ve zerre büyüklüğündeki Malavi, Kumur adaları ve Cibuti gibi bazı Afrika ve Asya ülkeleri Libya ve Yemen gibi sallantıdaki devletlerle birlikte Suudi eksenine katılmışlardır. Riyad’ın en önemli hamisi Donald Trump devleti idi ve Suudi ekseninin üyeleri ile birlikte Katar’dan teröristlere olan tarihi desteklerine son vermesini istedi. Buna rağmen bazı gözlemciler, Amerika’nın tutumlarını tek çizgide ve Suudiler için dayanılacak bir tutum olarak değerlendirmiyorlar.
Beyaz Saray sakinlerinin menfaatçi yaklaşımları ve Trump ile Washington’un dış siyaset kadrosu arasındaki bazı ihtilaflar, Amerika başkanının Cuma günkü tutumlarının uygulanabilirliğinden daha çok göstermelik olduğunun en önemli delillerindendir. Bununla birlikte Katarlı kaynakların bildirdiğine göre, bu ülkenin padişahı yenilerde Trump’tan Washington’a ziyareti için aldığı daveti geri çevirmiştir.
Buna karşılık, Rusya gibi etkili yeni oyuncuların Fars Körfezi’ndeki sürtüşmelere girdiğine şahit olmaktayız. Gerçi Ruslar geçen günlerde ihtilaf taraflarının birbirleriyle görüşmesinin gerekliliğine vurgu yapmışlardır, ama Katar dışişleri bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al-i Sani’nin geçen günkü Moskova ziyareti ve Rus meslektaşı ile görüşmesi manalı bir girişimdir ve en azından Rusya’nın Arabistan tarafında olmadığının göstergesidir.
Katar ile Arabistan arasındaki son münakaşa olayında Kuveyt ve Umman’ın arabulucu rol üstlenmeleri Arabistan’ın Katar’ı inzivaya itmedeki isteği ile çakışmaktadır ve Suudilerin büyük kardeşlik rolüne bir tür darbe sayılmaktadır.
Son sürtüşme Tahran ile Doha arasındaki ilişkilerin genişletilmesine neden olmuş ve İran’ı Katar’ın denizden, karadan ve havadan kuşatmasına kurtulmak için kaçış merkezi haline getirmiştir. Bu arada İran İslam Cumhuriyeti ve Katar geçen yıllarda iniş çıkışları en aza indirgenmiş ilişkileri tecrübe etmişlerdir.
Türkiye de Ortadoğu değişimlerinin önemli bir oyuncusu olarak, İran ve Rusya gibi tarafların görüşmesinin gerekliliğine ve sürtüşmeye son verilmesine vurgu yapmıştır. Ama uygulamada Türkiye’nin İhvanu’l-Müslimin’i desteklemesi Doha ve Ankara’yı aynı safa çekmiştir. Türkiye meclisinin Katar’a 5 bin asker gönderilmesine izin veren kararnamesinin Recep Tayyip Erdoğan tarafından onayı bu ülkenin Katarla birlikte hareket ettiğini ortaya koymaktadır.
Düşünülmesi gereken diğer bir husus da Suudi koalisyonunun asli aktörlerinden olan Pakistan’ın Katar ile ilişkilerini kesmeye yanaşmamasıdır ve hatta Katar’a 20 bin asker gönderilmesi hususu Pakistan meclisinde görüşülmektedir.
Bu şartlar göz önüne alındığında söylenebilir ki Arabistan’ın Katar’ı cezalandırma kararı ve bu ülkenin tutumlarını değiştirmesi için yaptığı ısrarı karmaşık bir durum ortaya çıkarmıştır ve Doha ile Riyad’ın mücadelesini siyasi bir haysiyet rekabetine çevirmiştir. Bu şartlardan çıkış, ilk tutumlardan geri adım atmadan çok zor olacaktır ve pratik olarak hiçbir tarafa itimat edilecek bir getirisi olmayacaktır.
ABNA24.COM