Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Amerikancı restorasyona hız veren Riyad, Lübnan’a savaş açtı. Suriye ve Yemen’de hezimet yaşayan S. Arabistan İsrail için mıntıka temizliği yapıyor
Suudi Arabistan Körfez İşleri Bakanı Samir Sebhan, Hizbullah’ın hareketleri sebebiyle Lübnan’ı savaş ilan eden ülke olarak göreceklerini belirtti. Sebhan yaptığı açıklamada, Lübnan hükümetinin Hizbullah’ın faaliyetlerden haberdar olması gerektiğini dile getirerek, Hizbullah’ın Suudi Arabistan’a dönük saldırılardan sorumlu olduğunu iddia etti. Sahban gün içinde sosyal medya üzerinden Lübnan hükümetini eleştirerek “Lübnan, eskiden olduğu gibi ülkemize karşı terörist faaliyetlerin yürütüldüğü bir yer olmayacak. Bir terör hükümeti mi yoksa barış hükümeti mi kuracakları Lübnanlı devlet adamlarına bağlı” ifadelerini kullandı. Suudi Arabistan’ın Bağdat büyükeçiliği yaptığı dönemde Irak’ın içişlerine karşması nedeniyle sınır dışı edilen Sahban’ın açıklamaları Riyad’ın atacağı adımların da sinyalini vermiş oldu.
RİYAD’IN 3 ADIMLI PLANI
Suudi Arabistan’ın Hizbullah üzerinden İran ile hesaplaşma planı 3 adıma dayanıyor. İlk adımda yolsuzluk operasyonları adı altında ülkesindeki Amerikancı restorasyonu pekiştiren Suudi yönetimi buna paralel olarak Lübnan’da finanse ettiği Hariri’nin beklentileri karşılayamaması üzerine harekete geçti. Suud medyasında çokça yer almasa da Hariri’nin kabarık sicilini açıklama görevini İsrail üstlendi. İsrail merkezli The Jerusalam Post konuyla ilgili haberinde Hariri döneminde Hizbullah’ın siyaset sahnesinde meşru hale geldiğini, hükü- metin ortağı olduğunu belirtirken yine Hariri döneminde Suriye’ye büyükelçi gönderildiğini anımsattı. Gelinen noktada kimse Lübnan Baş- bakanı Saad Hariri’nin Suudi Arabistan marifetiyle istifa ettiğini yalanlamıyor.
HİZBULLAH’SIZ HÜKÜMET
Suud planında ikinci aşamada mezhepseldinsel ayrıma göre inşa edilmiş Lübnan’da kırılganlığın arttılması ve bu sayede siyaseten meşru güç haline gelmiş Hizbullah’ın tasfiyesi hedeflenmekte. Sahban’ın sosyal medya üzerinden ‘Barış hükümeti’ vurgusu yapması bu kapsamda önem kazanıyor. Suudilerin finanse ettiği ve liderliğini aynı zamanda Suudi Arabistan vatandaşı olan Hariri’nin yaptığı Gelecek Hareketi, Hizbullah’ı tecrit eden bir formülasyonu geçtiğimiz dönemde hayata geçirmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştı. Lübnan’ı istikrarsız hale getirmek için Katar krizinde olduğu gibi ‘blokaj’ hamlesi de Suudi Arabistan’ın gündeminde yer almakta. Hariri’nin Riyad’ın ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmesi, Bahreyn’in vatandaşlarına Lübnan’ı terk etme çağrısı yapması bu kapsamda atılan ilk adımlar olarak tarihe geçti.
İSRAİL İÇİN MINTIKA TEMİZLİĞİ
Suudi Arabistan’ın son merhalede hedefinin ise muhtemel bir Hizbullah ve İsrail savaşında mıntıka temizliği yapmak olduğu bugün uzmanlarca dile getirilmekte. Yaşanan gelişmelerin ardından Haaretz gazetesine makale yazan Obama döneminin İsrail Büyükeçlisi Daniel Shapiro İsrail’in 2006’dan bu yana Hizbullah ile savaş hazırlığı yaptığını belirtmiş ve Suudi Arabistan’ın bu mücadele Tel Aviv’in dostu olduğunun altını çizmişti. Benzer şekilde, İsrail’in yıl içinde Hizbullah’a karşı 20 yılın en büyük tatbikatını düzenlemesi ve sınır hattı boyunca gözetleme karakolları kurması olası bir çarpış- manın ayak sesleri olarak okunmakta.
DİRENİŞ’İN YANITI NE OLACAK?
Suriye sahasından hüsranla dönen, Yemen’de hezimete uğrayan, Katar’a uyguladığı blokajdan eli boş dönen ve ekonomik darboğazda olan Suudi Arabistan’ın yeni girişimi de bozgunla sonuçlanacak. Lübnan’da Hizbullah’ın tecrit edildiği bir hükümet senaryosu bugün için mevcut değil. Aksine son hükümet krizi Hizbullah’ın desteklediği Michael Aun’un cumhurbaşkanı olmasıyla sonuçlanmıştı. Hizbullah’ın mevcut tavrı siyasi istikrarın sürmesi yönünde. Cumhurbaşkanı Micahel Aun temkinli yaklaşıp Hariri dönünceye dek istifayı reddettiğini açıklarken, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah da Hariri’yi ve temsil ettiği siyasi hareketi eleştirmek yerine Suudi Arabistan’ı hedef tahtasına koydu. Ülkede siyasi istikrarın devam edeceğine dair güvence veren Hizbullah’ın Hariri dönünceye kadar tüm partilerle temasların süreceğini kaydetmesi bu bağlamda önem kazanmakta.
İŞGAL BOZGUNA UĞRAR
Başını ABD’nin çektiği ve Suudi Arabistan ile İsrail’in koordineli biçimde hareket ettiği askeri müdahale seçeneğinin de bir karşılığı bulunmamakta. Suriye’de düzenli savaş tecrübesi edinen, Rusya gibi büyük bir güçle sahada koordine olmayı öğrenen, silah envanterini ve savaşçı sayısını kayda değer oranda arttıran Hizbullah’ın eli hiç olmadığı kadar güçlü. İsrail içinse aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Karşısında Hizbullah ile birlikte yeniden toplanan Suriye ordusu, nükleer anlaşmadan sonra Avrupa kamuoyunda meşruluğu artan İran ve artık Hizbullah’a desteğini saklamayan Hamas bulunmakta. Hamas liderlerinden Ebu Musa Merzuk dün yaptığı açıklamada “İşgalci İsrail rejimine karşı Hizbullah’la aynı cephede yer alıyoruz. Filistin sorunu ile ilgili tavırlarımız koordinelidir. Bazı konularda görüş ayrılıklarımız olabilir; ama biz Filistin’i destekleyen direniş güçleriyle işbirliğimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
ABD’DEN DESTEK GECİKMEDİ
Suudi Arabistan’ın Lübnan karşıtı açıklamalarına ABD’den destek gecikmedi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Binbaşı Adrian Rankine Galloway, ABD’nin Ortadoğu’daki İran hakimiyetine son vermek istediğini ve Suudi Arabistan ile birlikte ortak güvenlik stratejisi izlediğini söyledi. Galloway “ABD ile Suudi Arabistan terörist gruplara karşı mücadele etmek ve İran’ın Ortadoğu’daki hakimiyetine son vermek için çalışma yürütüyor” diye konuştu. Hizbullah’a karşı yeni yaptırımları uygulamaya koyan ve 10 Ekim’de hareketin önde gelen komutanlarının başına ödül koyan ABD, İran karşıtı yeni senaryonun sahibi olarak öne çıkıyor. Başkan seçilmeden İran’ı kampanyasının merkezine koyan ve nükleer anlaşmayı iptal etmek isteyen Trump, Lübnan ziyaretinde de Hizbullah ile mücadele çağrısı yapmıştı.