Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetleriyle ilgili konuşan Erdoğan, “Sevgili kardeşlerim, Türkiye Doğu Akdeniz’de hem kendi menfaatlerini korumanın hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimizin haklarını müdafaa etmenin mücadelesini veriyor.
Doğu Akdeniz’de araştırma ve sondaj faaliyetlerinin başlamasıyla Türkiye’nin karşısına bölgede hesabı olan güçler çıktığını ve bunlara pabuç bırakmayacaklarını kaydeden Erdoğan, “Ülkemizi daha önce hiç sahip olmadığı, 2 gelişmiş sondaj gemisi ve 2 model sismik araştırma gemisi sahibi yaptık. Daha önce bizim böyle bir şeyimiz yoktu. Sağ olsun, hazine ve maliye bakanımızın enerji tabii kaynaklar bakanı olduğu dönemde bu alışları yaptık. Bu gemilerle Doğu Akdeniz’de araştırma ve sondaj faaliyetlerimize başlayınca karşımıza bölgede hesabı olan güçler çıktı. Avrupa Birliği’ne Rumların yanında yer alarak bu husumet çemberinde yerini aldı. Bu husumet çemberinde ülkemize yönelik ithamların ve tehditlerin bini bir para. Elbette kuru gürültüye pabuç bırakmadık, mücadeleyi bir an bile gevşetmedik” diye konuştu.
Türkiye Cumhurbaşkanının ülkesi ve Kıbrıs Türklerinin haklarının savunulması üzerine yaptığı açıklamaları mevcut durumun devamı ve Doğu Akdeniz'deki küresel güçlerin karşılaşmasının sürdürülmesi olarak değerlendirmek mümkün. Aslında bu karşılaşma sırf Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal kaynaklarından yararlanma konusundaki ihtilafların devamıdır. Türkiye hükümeti ise Doğu Akdeniz'de güç gösterisi yapmak ve kendi tutumlarında ayak diremek için mevcut ayın ilk günlerinde Savunma Bakanı Hulusi Akar başkanlığında bir askeri heyeti Kıbrıs'ın Türk Kesimine göndererek bölgesel rakiplerine ciddi bir mesaj gönderdi.
Ankara hükümetinin bu girişimi gerçekte siyasi ve askeri bir davranış olarak Türkiye'nin komşuları özellikle de Kıbrıs'ın Rus kesimini destekleyenlere farklı mesajlar içeriyordu.
Türkiye hükümetinin bu davranışları ve hareketlenmesi öyle bir zamanda gerçekleştirildi ki Ankara hükümeti her yıl Kıbrıs'ın Türk Kesiminin varlığının korunması için yüz milyonlarca dolar değerinde mali ve silah masrafları yapmaktadır. Gerçekte Türkiye ordusu 1974 yılından beri Kıbrıs'ın Kuzey kesimini ele geçirmiş ve hatta kimi Türk nüfusunu Kıbrıs'a göç ettirerek gelecek yıllarda kendi milli çıkarları doğrultusunda da adım atmayı kolaylaştırmak için girişimlerde bulundu. Bu hususta Kıbrıslı siyasi analist, Kıbrıs Haber Ajansı Müdürü Larco Larcus şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur: "Temel sorun Türkiye hükümetinin kendi siyasetleri ve stratejik planlarını Kıbrıs Türklerine dayatmasının devam etmesidir. Bu mesele Kıbrıs Türk kesiminin kim tarafından yönetildiğinden de bağlantısızdır. "
Gerçekte bölge meseleleri uzmanları ve siyasi analistleri de Ankara hükümetinin Kıbrıs içişlerine müdahalesini bu adadaki sorunların çözümü yolundaki en önemli engel olarak görmektedir. Halbuki Ankara hükümeti bölge düzeyindeki ağır masraflı projelerinde pay sahibi olmaya çalışarak Türkiye ekonomisi ve bu ülkenin halkına büyük zarar vermektedir.
Kıbrıs adayına ilaveten Türkiye şimdi de Irak ve Suriye'de operasyonlar düzenlemektedir. Gerçekte Türkiye silahlı kuvvetleri ve hükümeti üç hassas sahada güç gösterisi yapmaktadır. Görünen o ki bu güç gösterisi bölgede büyük bir heyecana yol açmıştır. Böylece Recep Tayyip Erdoğan karşı tarafları oldu bittiler ile karşı karşıya bırakmak istiyor. Şimdi sorulması gereken asıl soru ise, Türkiye ordusunun eş zamanlı olarak üç farklı cephede savaşı başarılı bitirip bitiremeyeceği konusudur. Bunun yanı sıra Ankara hükümeti bu üç alandaki siyasetlerini iç ve uluslararası kamuoyuna da açıklamak zorunda kalacaktır.
......
340