Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Japonya Dışişleri Bakanı Taro Kono dün İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ile düzenlediği ortak basın toplantısında, "Biz Batı Asya'daki gerilim ve tansiyonlardan endişeliyiz ve gerilimlerin hafifletilmesi için verilen diplomatik çabaların sonuç vermesini temenni ediyoruz." şeklinde konuştu.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Tokyo'ya geçmeden önce Çinli mevkidaşı ile görüşmüştü.
Bakan Zarif bugün de Japonya Başbakanı Abe Şinzo ile yaptığı görüşmenin ardından Malezya'ya gitti.
Japonya, çok taraflı nükleer anlaşmada doğrudan varlığı olmasa da, büyük siyasi ve ekonomik güç olarak bu ülkenin yaklaşımları, Tokyo'nun nükleer anlaşmanın korunması ve anlaşmaya bağlı kalınması ve de bölgede güvenlik ve istikrarın korunmasının ne kadar önemli olduğunu iyice anladığını gösteriyor.
Aslında ABD'nin tek taraflı girişimlerinin yıkıcı etkileri sınırlı değil ve Avrupa ve Çin, Japonya, Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin ABD'nin tek taraflı girişim ve yaklaşımları karşısında durmamaları halinde, bu süreç onlar için de muhakkak ağır bedelleri olacak.
ABD'nin en yakın müttefikleri bile artık, uluslararası kurallar ve yasaların Washington tarafından sık sık ihlal edilmesine göz yummuyor.
Bu bağlamda Japon Times şöyle yazıyor: Bölgenin durumu iyi değil. ABD'nin eylemleri bölgede şiddetli gerilime yol açmıştır. Bu durumda Japonya gibi tarafsız bir ülkenin harekete geçmesi çok önemli olacak.
Japonya, ABD'nin yaptırımlarına karşı çıkma noktasında somut bir girişimde bulunmuş olmasa da, gerilimlerin sürmesinden duyduğu endişelerini gizlemiyor.
Japonya Başbakanı'nın son aylarda Tahran'a yaptığı ziyareti, İran'ın uluslararası arenada önemli ve etkin bir aktör olduğu mesajını taşıyordu. Buna ilaveten, İran'ın ekonomik alandaki dev kapasitesi, Japonya için büyük önem arz ediyor.
Japonya'da yayınlanan Niki gazetesi de şöyle yazıyor:
" İran'a gitmek isteyen Japon yetkililer ve diplomatların sayısı her geçen gün artmaktadır. Onlar, İran'da kendi Asyalı ve Avrupalı rakiplerinin gerisinde kalmak istemiyorlar."
Son iki senede ABD yönetimi, Avrupalı ve Asyalı müttefiklerine İran'ı tecrit etmek için büyük baskı yaptı, ancak bir yere varamadı. Gelinen noktada ise ABD, Avrupa sahasında yeniden müzakere oyununa soyunmuştur. Ancak bu oyunun sonucu da, nükleer müzakerelerden farklı olabileceği düşünülmüyor.
Aslında Amerika, İran'a ekonomik teşvik paketleri sunabilecek ülkeleri devreye sokmamla kendi talepleri konusunda İran'ı ikna etmeye çalışıyor. Aslında ABD, askeri tehditlerini diplomatik psikolojik baskıya dönüştürerek, İran'ın direnişini kırmaya ve böylece İran'ı sonuçsuz müzakere masasına oturma hedefini güdüyor.
Beyaz Saray ve bazı Avrupalı müttefiklerinin son sıralarda nükleer anlaşma ötesinde taleplerde bulunarak, yeniden müzakere çağrıları yapmaları ve buna paralel İran'a yönelik tehditlerin sürmesi, aslında Beyaz Saray yöneticilerinin müzakere ve İran ile anlaşmazlıklara son vermek çağrıları ile, Washington'un hedeflerini gerçekleştirmeyi takip eden bir diplomatik oyundur.
Ancak İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün Tahran'da katılığı bir açılış merasiminde yaptığı konuşmada, hiçbir ülkenin İran'ı diz çöktüremeyeceğine işaretle, "Ekonomik terörizmle İran milletine yaptırım uygulayanlar, önce kendi yükümlülüklerine geri gelip, yanlış yoldan dönmeleri ve İran milletinin haklarını saygıyla tanımaları gerekiyor." açıklamalarında bulunarak, Batı'ya İran'ın yanıtını vermiş oldu.
.......
340