Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – " Son bir yıl içerisinde İran'ın nükleer tesislerinde üç sabotaj girişiminin ardından Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının bu şirret dolu girişimleri, Ajans'ın sayısız genel konferanslarında ve Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulunda alınan kararların aksine, Ajans'ın donanımları ve mallarını, güvenliğini ve kendi denetçilerinin güvenliğini korumak uğruna bile kınamaması ciddi bir esef kaynağıdır."
İran İslam Cumhuriyeti'nin Viyana'daki uluslararası kurum ve kuruluşlardaki daimi temsilcisi Kazım Garibabadi bu hatırlatmada bulunarak UAEA direktörünün Pazar akşamki, İran'ın Kerec bölgesinde Tesa kompleksinde tekrar denetim kameralarının kurulmasına müsaade etmediğine dair raporuna tepki gösterip, bu talebi ortak bildiride tarafların anlaştıklarının ötesinde olduğunu belirtti.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı direktörü Rafael Grossi Pazar akşamı yayımladığı raporda İran İslam Cumhuriyeti'nin 20 ila 22 Eylül tarihleri arasında Ajans'ın denetçilerine denetim donanımlarını servis yapma ve Kerec bölgesindeki Tesa kompleksindeki santrifüj parçaları üretim atölyesi hariç İran'daki zaruri mekanlarda kameraların bellek kartlarını değiştirmelerine izin verdiğini açıklamıştı.
Bu rapor, Ajans'taki İran temsilcisinin daha önce Ajans'ın tarihi tükenmiş ve bitmiş ortak anlaşma ve verileri kaydetme hususunda bir görevi olmadığını ve olmayacağını da belirttiği bir sırada yayımlanmaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti'nin Viyana'daki uluslararası kurum ve kuruluşlardaki daimi temsilcisi Kazım Garibabadi bu hususta bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti Atom Enerjisi Ajansı ve UAEA Direktörü arasında varılan 12 Eylül ortak bildirisini hatırlatarak Tahran görüşmelerinde ve şimdi de Viyana görüşmelerinde Kerec bölgesindeki Tesa kompleksinde güvenlik ve adli araştırmaların devam etmesi yüzünden bu kompleksteki denetim donanımlarının teknik servis kapsamında yer almayacağı hususunda konuşulduğunu vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti, hukuki ve sağlam delillere dayanarak Ajans'ın iddia mahiyeti taşıyan raporlarını hiçbir zaman kabul etmemiştir. Buna rağmen nükleer faaliyetleri denetleyen uluslararası hukuki kurum olan Ajans ile sürekli olarak işbirliği içerisinde olma zarureti hala işbirliği kapılarının açık tutulmasına neden olmuştur. Ancak görünen o ki UAEA Amerika ve Batı'nın İran'a yönelik baskılarını arttırma ve yoğunlaştırma yönünde hareket ederek yeni sorular ve yeni şüpheler yaratmaya çalışıyor.
Grossi'nin yeni raporu da bu açıdan değerlendirildiğinde Ajans'ın teknik özelliklerinden uzaklaştığını bunun da UAEA'nın verilen görevlerde tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu gösteriyor.
Bu hususta Ajans'ın denetim görevi ile ilgili şüpheleri ve tereddütleri arttıran bir çok neden de vardır.
Fransa'nın İran'daki eski elçisi François Nikolad İran'ın bu tür erişimler ile ilgili kaygıları etrafında şöyle diyor: " İranlılar için, bir başka ek protokol; Stuxnet kötücül yazılım ile İran nükleer tesislerine saldırıları, İranlı nükleer bilim adamlarının suikaste uğraması ve Ajans'ın geçmişteki denetimleri çerçevesinde Irak gibi ülkelerde farklı casusların sızmasını çağrıştırmaktadır. "
Amerikalı yazar ve araştırmacı Gareth Porter ise bu husustaki yazısında Siyonist Rejimin UAEA da dahil uluslararası kurum ve kuruluşların bilgilerinden İranlı bilim adamlarına suikast düzenlemekte yararlandığına değinerek şöyle yazıyor: "İran, İsrail'in Ajans'ın İranlı bilim adamları ile yaptığı mülakatların bilgilerine erişimi ve bu bilgileri daha fazla suikast için kullanması hususunda sağlam delillere sahiptir. "
Doğal olarak Ajans'ın denetim ilkelerine göre İran koruma anlaşmalarının ötesinde taahhütleri bulunmamaktadır. İran gönüllü olarak bu verileri kaydetmeye karar verdiyse de bu İran'ın böyle bir taahhüde sahip olduğu anlamına gelmez. Ajans da teknik hak başlığı altında İran İslam Cumhuriyetinden böyle bir talepte bulunamaz.
İran İslam Cumhuriyeti temsilcisinin tepkisi de bu bağlamda değerlendirilmelidir.
342/