Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İslam İnkılabı İmam Hamaney’in “İslam Hedeflerini İlerletmek için Sinerji ve Dayanışma” hedefiyle düzenlenen Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı 6. Genel Kurul Zirvesi çerçevesinde yaptığı konuşmanın analizi...
Küresel Emperyalizm bu zamanda bütün gücüyle İslami düzenin kapıları arkasında pusu kurmuş ve anlaşma sonrası için siyaset, kültür ve ekonomi alanlara tam bir nüfuz etmenin fırsatını kolluyor.
Burhan haber sitesi siyasi bölümünden Muhammed Cevad Ehevan’ın yazısı: İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei geçen Pazartesi günü Dünya Ehl-i Beyt Konferansı'na ve İslami Radyo ve Televziyon Birliği oturumuna katılan konuklara, sultacı düşmanların İslami İran’a nüfuz etme yollarına ve kötü niyetlerine dair şu açıklamada bulundu: ’’ …Düşman’ın ikinci planı nüfuz etmektir. Bütün bölge ülkelerine onlarca yıl sürecek bir nüfuz etme hedefini güdüyorlar. İran için de aynı hedefi tasarlıyorlar. Nükleer anlaşma sürecinde (ne burda ne de Amerika’da hala bir nihayi karara bağlanmayan ve onaylanması meçhul olan anlaşma) düşman bu anlaşmayı vesile edip ülke içine sızma hedefini taşıyordu. Biz bunun yolunu kestik ve katiyyen keseceğiz. Amerikalılar'ın ne ekonomi ne de siyasi nüfuzlarına müsaade etmeyeceğiz. Onların siyasi ve kültür alanlarında ülkemizde bulunmalarına karşı var gücümüzle (ki Allah’a şükürler olsun bugün bu güce sahibiz) duracak ve izin vermeyeceğiz.’’
Sulta rejimin bu stratejik planına karşı durmanın ciddiyetine binaen özetle bu yazımızda düşmanın hangi yollardan sızabileceğini araştıracağız.
1. Kültürel ve sosyal eğilimleri dönüştürme
Düşmanın umut bağladığı İran toplumunun içine sızma yollarının başında hayat tarzı ve toplumun kültürel eğilimleri alanıdır. Medyada Mc Donald gibi markaların anlaşma sonrasında İran’a girişlerini yaymaları bu yönde değerlendirilir. Unutulmamalı ki Amerika bundan önce Doğu Avrupa'da bu markaları o bölgede yayılmak için kullandı. Brzeziński Sovyetler'in dağılmasında ve Amerika’nın nüfuz etmesi hakkında şu ifadeleri sarf ediyor: ’’ Biz ne siyasi ne de askeri ya da ekonomi gücüne dayandık, biz sadece kültür yolu ve medyayı verimli bir şekilde kullanarak hedefimize vardık. Belli hedeflere odaklanarak Sovyetler'in içine sızmanın yollarını medya ile sağladık.’’
2. Amerika’nın çehresini güzelleştirmek
Müstekbirlerin ve yandaşlarının yıllardan beridir sürdürdükleri ve son iki yılda artan bir ikinci sızma senaryosu ise Amerika’nın çehresini güzelleştirmek oyunudur. Amerika’nın İran’da ve sözde az gelişmiş ülkelerde yaptığı cinayetler örtpas edilebilecek birer kara leke değillerdir. Ama ülke içinde Amerika’ya meyilli akımlar Amerika’nın çehresini bu kara lekeden temizleme ve boyalarla örtmek istiyorlar. İslam İnkılabı Yüce Rehberi bu yönde şu uyarıda bulunur: ’’ Bazıları Amerika’nın çehresini güzelleştirip süslemesin! Amerika’nın yüzündeki çirkin, vahşet verici ve şiddet izlerini kimse silmeye kalkıp milletimizin önünde bu devleti sevimli ve insan sever olarak göstermesin; böyle bir çabaya girerlerse de bir faydasını görmeyeceklerdir.’’
Obama bu yönde şu komutu verir: ’’ İran’ın içersinde bir geçiş yaşanmalı, bu geçiş tedrici olabilir, bu geçiş sürecinde İran liderlerinin Amerika’ya ölüm sloganının Holocaust'un inkarının İsrail'i yok etme ile tehdit etmenin ve Hizbullah örgütüne silah yollamanın(ABD terör listesine yer alan örgüt) ve buna benzer yaklaşımlarının İran’ı dünya insanlarının büyük bir bölümü nezdinde tard edilen bir devlete dönüştüğü anlaşılsın.’’
3. Diplomatik nüfuz
Beyaz Saray'ın İran’a sızma yollarından biri dolaysız siyasi iritabıtının olmadığından Amerika çıkarlarını koruma bürosunu Tahran’da açma ile bu boşluğu doldurma olmalı. Hali hazırda Amerika’nın Tahran’da bir bürosu bulunmamakta ve İsviçre konsolsuluğu vasıtasıyla asgari konsolosluk hizmetlerini veriyor. Amerika vasıtasız bir büroyu Tahran’da açmayı düşünüyor. Tarihi tecrübe Amerikalılar'ın bütün dünya ülkelerinde diplomatik faaliyetleri açık ve gizli olarak o ülkenin siaysetlerini müdahale etme ile sonuçlanıyor. Bizim ülkemizde de 1953 Ajax operasyonunda ve inkılabın ilk yılında ABD elçliğinin adeta casusluk yuvası gibi faaliyet etmesini unutmamalıyız, dolaysıyla öncelikli olarak İran İslam Cumhuriyeti'nin çıkarlarının korunması üzerine kaygılanmalı ve dikkat edilmeli.
4. Batı meyilli ve sultayı kabül eden akımı destekleme
Düşmanın bir diğer sızma yolu ise içerideki Batı meyilli akımı desteklemektir. Beyaz Sarayın son zamanlarda bu akımları destekleme yönünde sarih açıklmaları ve bu yola umut bağladıkları gözden kaçırılmayacak kadar önemli bir meseledir. Görünüşte Batılı yetkililer bu sözleri anlaşmaya muhalif olanlara karşı dile getirseler de Amerika’nın İran’a sızma senaryosunun bir parçası olduğu bilinmelidir.
‘Yeni Amerika’nın güvenlik merkezi düşüncekurluşunun araştırmacılarından Peter Harl Beyaz Saray yetkililerine şu öğütü veriyor: ’’Amerika İran’a karşı İran’da siyasi ve sosyal reformlar stratejisi yönünde hamleler yapmalı. Amerika nükleer anlaşmanın nihayi imazalanmasından önce İran’da siyasi reformların yaşanmasını ister. Amerika nükleer anlaşmaya yatırım yaparak İran’da siyasi reformların yayılmasınıa yardımcı olmalı, böylece Amerikalı ve uluslararası sivil müesseseler ve sivil toplum kuruluşları İran ile irtibat kurmaları kolaylaşır. Ek olarak Washington İran’da siyasi reformlar isteyen aktivistlerin yanında durmaya devam etmeli.’’
Thomas Friedman New York Times gazetesinde şu satırlara yer veriyor: ’’ Obama bu anlaşmayı istiyordu, çünkü İran’daki pragmatistleri takviyye etmeyi düşünüyordu.’’ John Kerry de benzer itirafta bulunuyor: ’’ Kongre bu anlşamayı ret ederse Zarif ve Ruhani İran’da ciddi problemlerle yüzyüze kalırlar.’’
5. Büyük şeytanı unutturmak
Son iki yılda bazıları sulta rejimini iki ana akıma bölerek bir akımı aklamaya ve İran İslam Cumhuriyeti'nin düşmanlarını siyonist rejimin hakir durumuna indirgemeye çalışlıyorlar. Bu ayrım kökten yanlış olduğu gibi büyük şeytanı unutturup onun yardımcısı olan küçük şeytanları belirgin etmeye yarar. Açıkça bilinmeli ki siyonist rejimin çıkarları ile Amerika çıkarları aynı çizgidedir, ABD‘de farklı hükümetlerin seçimlerle başa gelmesiyle bu çıkar birliğinden bir şey azalmaz. Dolaysıyla Amerika’nın özellikle şimdiki hükümetin siyonistlerden bağımsız olduğunu iddia etmek sadece sultacalıarın yolunu açmaya yarar.
6. Batı ile nükleer konusu dışında kalan alanlarda da işbirliği yapma
İnkılab'ın Yüce Rehberi Ramazan Bayramı hutbesinde buyurdular: ’’Defalarca tekrarladığımız gibi bizim Amerika ile dünya ve bölge meseleleri hakkında bir müzakeremiz olmaz. İki taraflı müzakeremiz de olmaz. Bazen nükleer meselesi gibi istisnayi durumlarda maslahat gereği müzakere yaptık. Sadece bu mesele ile de sınırlı değildi, başka konularda da oldu ki ben önceki halka konuşmalarımda onlara işaret ettim. Amerika’nın bölge siyasetleri ile İslam Cumhuriyeti'nin siyasetleri arasında 180 derece fark vardır.’’Göründüğü gibi iki tarafın çıkarları ve hedefleri arasında özellikle bölge sorunlarında bir birine zıt siyasetler varsa yararlı bir işbirliğinden söz edilemez. Buna rağmen ve hala İran milletinin nükleer anlaşma ile milli menfaatlerinin örtüşeceği soru altındayken bazıları ısrarla nükleer sorununun dışındaki konuları da bölgedeki değişimler örneği gibi Amerika ile işbirliğiyle çözmenin peşine koşuyorlar. Aynı zamanda Amerika da böyle bir işbirliğine ihtiyaç duyuyor ve türlü bahanelerle bazı gafletlerden istifade edip sultacılarla işbirliği yapmayı normalleştirmek istiyor.
7. Ekonomik faaliyetler
Bazıları safça anlaşma sonrasında Batı’nın ülkeye sermaye ve teknoloji akıtıp ekonomimizde olağanüstü bir canlılık yaşanacağına vesile olacağını sanıyorlar. Gerçekçi düşünürler ise bu duruma karşı kaygılılar ve Batı’nın anlaşma sonrası ekonomik faaliyetlerinin daha çok Batı ürünlerini tüketim alanında sınırlı kalacağını öne sürüyorlar, örnek olarak Batı'nın markaları ve holdingleri ülke içinde yayılacaktır. Son haftalarda bir kaç Batılı diplomatik heyetinin Tahran'ı ziyaret etmelerindeki hedefin yatırım ve teknolojiyi İran’a aktarmaktansa kendi ürünlerine pazar bulma yönünde olduğu göründü. Ayrıca bilinmeli ki Batı’nın ekonomik faaliyetleri başka hedefler de taşıyor, Batı bu faaliyetlerle İran pazarını kendine bağımlı kılmak ve İranlı tüketicinin Batı ürününe alışmasını sağlamak istiyor. Nihayetinde İran pazarını ve milli ekonomi çarkında dönen parayı uzaktan kontrol etmeyi ve İran ekonomisine müdahil olmayı hedefliyor.
Son Söz
Son söz olarak sulta rejiminin İslam nizamının kapıları arkasında tuzak kurduğunu ve anlaşma sonrası dönemde toplumumuza ve ülkemize sızmayı planladığını hatırlatmak gerekir. Bu sızma kapsamlı bir şekilde düşünülmüştür ve ufak bir gafletimiz geri dönüşümsüz zararlara yol açacaktır. Bu koşullarda milli birliği korumayla ve düşmanın uğursuz senaryosunu deşifre etmeyle Amerika’nın bu rüyası onun kabusuna çevirilebilinir.
Çev: Mehmet Gönül