Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Mazlumların hamisi Allah’ın adıyla
İslami uyanış ile yeni bir aşamaya giren “müstekbir –mustazaf” savaşı günümüzde aktörlerinin netleşmesiyle daha da kızışmış görünüyor.
Müstekbir cephenin başında ABD, mustazaf cephenin liderliğini İran üstlenmiş görünüyor. ABD dünyanın çeşitli bölgelerindeki çoğu kukla ve işbirlikçi rejimleri yanına alıp sultasını genişletmeyi sürdürürken İran, uyanıp müstekbire karşı dik duruş sergilemeleri ve gasbedilmiş haklarını geri almaları için mustazaflara destek veriyor.
Müstekbir cephe tedrici bir şekilde mevzilerini bir biri ardından kaybediyor. Kaybettikce daha saldırgan, daha cani ve daha zalim oluyor. Dünya kamu oyunu etki alanında tutarak özellikle de müslümanlar arasında yeni fitne tohumları ekiyor. Müstekbir cephede yer alan rejimler varlıklarını devam ettirebilmek için ABD’nin planlarına uymak zorundalar.
Yönetimleri müstekbir cephede yer alan halkı müslüman ülkelerin halkları uyanmasın diye de her türlü şeytanlığı yapacaklardır. Bazıları demokrasi ve insan hakları sloganı ile halkını aldatırken, bazıları da İslam ile munafık yüzlerini örtmeye çalışıyor; Allah ile, Kuran ile, din ile aldatıyorlar.
Dünyanın kalbi Batı Asya bu savaşın en net ve en çetin geçtiği ve safların belirginleştiği bölgedir.
ABD önderliğindeki müstekbir cephe bunca askeri, mali ve medya gücüne rağmen yıllardır devam eden savaşta herhangi bir başarı elde edemiyor. Her geçen gün kan kaybediyor.
İran önderliğindeki mustazaf cephe ise gün geçtikce güçlenirken halklar uyanıyor. Irak, işgalci müstekbirlere ve müstekbirlerin maşası teröristlere karşı savaşta İran’ın da yardımıyla şeytanı güçlerin sultasını kırma peşindedir.
Suriye, İran’ın kendisine uzanan rahmet eline sarılarak müstekbire karşı savaşta başarılara imza atıyor.
Yemen, müstekbirlere karşı dik duruşunu, mustazafları sahiplenen İran ile pekiştirerek tavizsiz bir mücadele vermektedir.
Afrika’da müstekbirler tarafından asırlardır sömürülen mustazaf halklar gerçekleri görerek mustazaf cephesinde yerlerini almaya başlıyorlar.
Mustazaf cephenin böylece başarı kazanmadığı bir gün yok; hergün yeni bir zafer, yeni bir başarı elde ederek mustazaf halkların kalbini feth ederek kendilerine katılmalarını sağlıyor.
Suudi diktatörlüğü önderliğinde terörizme karşı sözde İslam ordusu kuruluyor. Ayrı bir ifadeyle “Sufyani ordusunu” kuruyorlar. Mustazaflar bundan rahatsız değiller. Çünkü müstekbirlerin birleşerek ittifaklar kurmaları ortak düşmana karşı tek cephede savaşarak daha kolay zafer kazanacaklarını düşünüyorlar.
Mustazaflar cephesini zayıflatmak için İran’ı karalama kampanyaları başlatılmış bulunuyor. Bir yandan koalisyonlar kurup askeri güçlerini birleştiriyorlar, diğer yanda medya aracılığıyla psikolojik savaş başlatıp dünya kamuoyunu aldatmaya çalışıyorlar.
Öncelikle “mustazaf- müstekbir” savaşını milliyetci bir alana çekerek “Fars-Arap” savaşı olarak lanse etmeye çalışıyorlar.
Medya ve köşe yazarları aracılığıyla kampanya başlatarak Müslüman halkları aldatmak için Batı Asya’daki bu savaşın mezheb savaşı, yani “Sunni-Şii” savaşı olduğunu yaymak istiyorlar.
İran’ın mustazafların önderliği rolü üzerine gölge düşürmek, yalnızlaştırmak ve tecrit etmek planları yapıyorlar.
Asya’dan Afrika’ya müslüman halkaların İslami uyanışını, Avrupa’dan Amerika’ya mustazafların uyanmalarını engelleme çabası içine girmişler.
Öte yandan müstekbir cephede olduklarını gizlemek, yüzlerindeki nifak perdesinin düşmesini engellemek için çeşitli bölgelere Belam’larını/ kapıkulu alimlerini göndererek sözde vahdet taraflısı, barışcı olduklarını göstermeye çalışıyorlar.
Mustazaf cephe yeni zaferler kazandıkça dünya kamuoyunu farklı bir konuyla meşgul etmeye çalışıyorlar; katliamlar, idamlar ve dezenformasyonla mustazaflar cephesini zayıflatıklarını düşünüyorlar.
Ama müstekbirler cephesinin önderleri, Allah’ın mustazafların yanında olduğunu, ezilen halklara gaybi yardımlarını gönderdiğini ve nihayi zaferin mustazafların olacağını unutuyorlar.
Nasrun minellah ve fethun garib (Zafer Allah’tandır ve fetih yakındır)
Adalet güneşinin doğacağı günün ümidiyle, zafer yakındır…
Abdullah Özgür