29 Nisan 2026 - 14:54
Müzakerelerin kilit anahtarı: Hürmüz ve nükleer enerji

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından İran, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirerek küresel petrol arzını derinden sarstı. Brent petrol 111 doların üzerine fırlarken, BM küresel bir gıda krizine karşı uyarıda bulundu. ABD’nin İran’a yönelik başlattığı abluka, Tahran’ın “boğazı açma” teklifiyle karşılık bulurken, Rusya’nın İran’a verdiği güçlü diplomatik destek ve Rubio’nun sert retorikteki tutarsızlığı, Washington’un bölgedeki yalnızlaşmasını açığa çıkardı.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı ortak savaşın üzerinden iki ay geçti. Washington, Tahran’ı “dize getirmek” için maksimum baskı stratejisini devreye soktuğunu sanıyordu. Ancak İran, savaşın ilk günlerinde devreye soktuğu en büyük kozuyla dünyanın en kritik su yolunu adeta bir kaldıraç noktasına çevirdi: Hürmüz Boğazı.

Sonuç? ABD’nin yaptırım politikaları bumerang gibi kendisine döndü. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri Hürmüz’den geçiyor. İran’ın boğaz üzerindeki sıkı denetimi, dünya enerji piyasalarında fiyatları tavan yaptırırken, Beyaz Saray’ı “ablukaya abluka” yapmak zorunda bıraktı. Peki İran bu stratejik manevrayı nasıl kurguladı ve ABD’yi nasıl bir çıkmaza sürükledi?

Arka Plan: Çift taraflı abluka krizi

Süreç, İran’ın boğazda “tam kontrol” sağladığını ilan etmesiyle başladı. 28 Şubat-4 Mart arasında Devrim Muhafızları, düşman unsurlara ait gemilere geçiş izni vermedi. 8 Nisan’daki geçici ateşkese rağmen İran, Lübnan’daki çatışmaları gerekçe göstererek kısıtlamaları kaldırmayı reddetti.

Buna karşılık ABD, 13 Nisan’da İran limanlarına yönelik kendi ablukasını başlattı. Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran kıyı şeridinin tamamını kapsayan bir kuşatma uyguluyor. Şimdiye kadar İran bağlantılı en az 39 geminin rotası değiştirilirken, 2 petrol tankerine el konuldu. Trump, İran’a “yasa dışı geçiş ücreti” ödeyen hiçbir geminin güvenli geçiş hakkının olmayacağını açıkladı.

Ekonomik yansımalar: Petrol fiyatları fırladı, küresel enflasyon derinleşti

Bu ablukaların küresel ekonomiye etkisi ise yıkıcı oldu. Analysis Grubu ING, savaş öncesinde boğazdan günde ortalama 20 milyon varil petrol geçtiğini, şu anda ise yaklaşık 14 milyon varillik arzın kesintiye uğradığını hesaplıyor. Çatışmanın ilk iki ayında yaklaşık 850 milyon varil petrol kaybı yaşandı.

Bu arz şoku fiyatlara anında yansıdı. Brent petrol varil başına 111 doların üzerine çıkarak altı gün üst üste değer kazandı ve iki haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. ABD ham petrolü (WTI) ise yüzde 3,7 yükselişle 100 dolara yaklaştı. ING, Brent petrolün ikinci çeyrekte varil başına ortalama 104 dolar seviyesinde kalacağını öngörüyor.

Yüksek fiyatlar tüm dünyada enflasyonu körüklerken, BM bu durumun küresel bir gıda acil durumunu tetikleyebileceği ve milyonlarca insanı açlık sınırına itebileceği konusunda uyarıyor. PVM Oil Associates analisti Tamas Varga, “Her gün 10-13 milyon varil petrol uluslararası piyasaya ulaşamıyor, bu da petrol fiyatlarının tek bir yöne gideceği anlamına geliyor: yukarı” dedi.

Diplomatik cephe: İran’dan şartlı teklif, Rubio’dan sert ret

İran, bu stratejik avantajını diplomatik masaya da taşıdı. Tahran, ABD’nin ablukayı kaldırması halinde Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı teklif etti. Üstelik bu teklif, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakereleri daha ileri bir tarihe ertelemeyi de içeriyordu. Pakistan üzerinden Washington’a iletilen öneri, Beyaz Saray’da ulusal güvenlik ekibi tarafından değerlendirildi.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, teklife sert bir dille karşı çıktı. Fox News’e konuşan Rubio, “İran’ın boğazı düzenleme ve geçiş ücreti alma girişimlerini kabul etmiyoruz. Bu, uluslararası bir su yolu üzerinde meşru olmayan bir iddiadır” diyerek İran’ın kontrolünü reddetti. Rubio ayrıca, yapılacak herhangi bir anlaşmanın İran’ın nükleer silaha yönelmesini kesin olarak engellemesi gerektiğini vurguladı.

Uluslararası destek: Rusya’dan İran’a tam arka çıktı

Washington’ın bu sert tutumuna karşılık, Moskova’dan Tahran’a güçlü bir diplomatik destek geldi. Rusya’nın BM Büyükelçisi Vassily Nebenzia, yaptığı açıklamada “İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme hakkı vardır. Savaş zamanında, saldırı altındaki bir kıyı devleti, güvenlik amacıyla kendi karasularında seyrüseferi sınırlayabilir” dedi.

Nebenzia ayrıca Batılı ülkeleri ikiyüzlülük ve korsanlıkla suçlayarak, “Batılı ülkeler, tek taraflı zorlayıcı tedbirlere atıfla yasa dışı eylemlerini gizlemeye çalışıyor. Korsanlar gemilerine siyah bayrak çekerken, onlar bunu farklı bir kisveye büründürüyor” ifadelerini kullandı.

Trump’ın ikilemi: Savaş mı, teslimiyet mi?

Beyaz Saray’da ise net bir strateji yok. Başkan Trump, İran’ın sunduğu teklifi değerlendirirken bir yandan da Hürmüz Boğazı’nda “uzun vadeli abluka” talimatı verdi. Donanmaya “uzun süreli görev” emri veren Trump, İran üzerinden ticaret yapmaya çalışan her geminin durdurulacağını açıkladı.

Ancak Trump’ın bu açıklamaları, ABD içinde ve müttefikleri arasında rahatsızlık yaratıyor. Alman Şansölyesi Friedrich Merz, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “Tüm bir ulus, İran liderliği tarafından aşağılanıyor” diyerek ABD’nin savaş stratejisine duyduğu güvensizliği dile getirdi.

Tarihsel olarak bakıldığında, ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük çıkmazlarından biri olan bu kriz, emperyalist savaş politikalarının ne kadar kısır olduğunu bir kez daha gösteriyor. 1973’teki petrol krizinden bugüne, enerji arzını hedef alan her müdahale sonunda müdahale edene zarar vermiştir. Şimdi İran, aynı tuzağı ABD’ye kurmuş durumda.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha