8 Mayıs 2026 - 11:27
Trump itiraf etti: '3 destroyerimize vurdular' dedi

Trump, İran Deniz Kuvvetleri’nin üç ABD destroyerini vurduğunu itiraf etti ancak “ateşkes sürüyor” ve “gemiler hasar almadı” gibi kendiyle çelişen iddiaları art arda sıraladı. ABD Merkez Komutanlığı’nın Kaşm ve Bender Abbas’a saldırıyı üstlenmesi, Beyaz Saray’ın söylem eylem çelişkisini gözler önüne sererken, destroyerlerin bölgeden kaçmak zorunda kalması Washington’ın caydırıcılık krizini işaret etti.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD Başkanı Donald Trump, İran Deniz Kuvvetleri’nin üç Amerikan destroyerine yönelik saldırısını dolaylı olarak doğrulayan açıklamalarda bulundu. Trump, İran güçlerinin “çeşitli savaş silahlarıyla” ABD savaş gemilerini hedef aldığını itiraf ederken, aynı anda bölgede ateşkesin devam ettiğini öne sürdü. Ancak bu iddia, ABD’nin daha önce İran’ın güneyindeki Kaşm Adası ve Bender Abbas limanına düzenlediği saldırılarla aynı günlere denk geldi. Yani Washington yönetimi, bir yandan İran topraklarını vurduğunu üstlenirken diğer yandan “ateşkes var” propagandası yürütmüş oldu.

Trump, Kaşm ve Bender Abbas’a yönelik ABD saldırılarını ise “önemsiz” olarak nitelendirdi. Bu ifade, Beyaz Saray’ın sivil yerleşimleri hedef alan saldırıları küçümseme alışkanlığının yeni bir örneği olarak yorumlandı. ABD Başkanı, İran’ın misillemesinin ardından destroyerlerin “bölgeden uzaklaştığını” söyledi ancak bunu “kaçış” olarak değil, “çıkış” olarak tanımlamayı tercih etti. Savaş terminolojisinde “çekilmek” ile “kaçmak” arasındaki ince çizgiyi bulanıklaştıran bu dil, Trump’ın algı operasyonlarının tipik bir örneği olarak dikkat çekti.

“Hiçbir destroyer hasar almadı” iddiası ve çelişkiler

Trump aynı açıklamasında, İran saldırısına maruz kalan destroyerlerden hiçbirinin hasar görmediğini de iddia etti. Ancak bu iddianın hemen ardından, gemilerin neden bölgeden çıkarıldığına dair tatmin edici bir açıklama getirmedi. Askeri uzmanlar, eğer gerçekten “hiçbir hasar” oluşmadıysa, üç savaş gemisinin aynı anda operasyon sahasını terk etmesinin mantıklı bir izahı olmadığını belirtiyor. Bu durum, Trump yönetiminin daha önceki pek çok açıklamasında olduğu gibi, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirildi.

Trump’ın bu son çıkışı, sadece birkaç gün önce “Özgürlük Projesi”nden Pakistan’ın baskısıyla geri adım atan aynı yönetimin elinden çıktı. O süreçte Trump, “gerekirse geri döneriz” tehdidini savurmuş ancak 36 saat süren bir operasyonun ardından çekilmek zorunda kalmıştı. Şimdi ise İran’ın doğrudan saldırısını itiraf ederken, aynı anda “ateşkes sürüyor” gibi birbiriyle çelişen iki cümleyi art arda kullanıyor. Zira ateşkes, karşılıklı çatışmaların durduğu bir süreci tanımlar; eğer bir taraf diğerinin topraklarını bombalıyorsa ve destroyerler vuruluyorsa, bu ortamda “ateşkes”ten söz etmek ancak bir propaganda hamlesi olarak anlam kazanır.

ABD Merkez Komutanlığı saldırıyı üstlendi

Trump’ın sözlü çelişkileri devam ederken, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) sosyal medya üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, Bender Abbas ve Kaşm Adası’ndaki bazı noktaları vurduklarını resmen duyurdu. Bu açıklama, Trump’ın “önemsiz” dediği saldırıların aslında planlı ve üst düzey bir karar olduğunu ortaya koydu. ABD’nin resmi kanallarından yapılan bu üstlenme, Beyaz Saray’ın söylemleriyle eylemleri arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Buna karşılık İran ordusu, daha önce olduğu gibi yine anında yanıt verdi. İran Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, iki İran petrol tankerine yönelik ABD saldırısına karşılık olarak, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarıyla ABD destroyerlerinin hedef alındığı bildirildi. İranlı yetkililer, bu operasyonun “meşru müdafaa hakkı” çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurguladı.

Emparyalist stratejinin tarihsel tekrarı: Tonkin’den Hürmüz’e

Trump’ın bu son açıklamaları, ABD’nin tarih boyunca savaşları meşrulaştırmak için başvurduğu yöntemleri hatırlattı. 1964’teki Tonkin Körfezi olayında ABD, kuzeyden gelen bir saldırıyı bahane ederek Vietnam Savaşı’nı tırmandırmış, oysa sonradan ortaya çıkan belgeler saldırının tamamen uydurma olduğunu göstermişti. 2003 Irak işgalinden önce de “kitle imha silahları” iddialarıyla kamuoyu hazırlanmış, savaştan sonra bu silahlardan eser bulunamamıştı. Şimdi ise Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda “İran saldırısı” söylemiyle aynı örüntüyü yeniden üretmeye çalışıyor. Ancak bu kez İran’ın anında ve etkili bir karşılık vermesi, Washington’un planlarını bozmuş görünüyor. Destroyerlerin bölgeden çekilmesi, ABD’nin caydırıcılık iddiasının ne denli kırılgan olduğunu ortaya koyan bir gelişme olarak kayıtlara geçti.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha