21 Mayıs 2026 - 19:22
Rusya’dan İran’a destek: Nükleer konusu yalnızca İran’ın çıkarları gözetilerek çözülür

Rusya, İran’ın nükleer dosyasında diplomatik çözümden yana olduğunu ve Tahran’ın çıkarlarının gözetilmesi gerektiğini açıkladı. ABD’nin uranyum transferi önerisini reddeden İran, zenginleştirme hakkının devredilemez olduğunu vurgularken, Rusya’nın desteği emperyalist dayatmalara karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Batı’nın İsrail’in nükleer silahlarına sessiz kalıp İran’ı hedef alması ise çifte standardı teşhir ediyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, İran’ın nükleer dosyasına ilişkin açıklamasında, “Tahran meselesi yalnızca diplomatik kanallarla ve İran’ın çıkarları dikkate alınarak çözülebilir” dedi. Zaharova, Moskova’nın zenginleştirilmiş uranyum konusunda mevcut çözümlerin uygulanması için Tahran ve Washington’a yardım etmeye hazır olduğunu belirterek, “İran, uranyum stoklarının kaderi hakkında tek başına karar vermelidir” ifadelerini kullandı.

El Miyadin televizyonuna göre Zaharova, Rusya’nın her türlü çözümün uygulanmasında tüm ilgili taraflara gerekli desteği sağlamaya tamamen hazır olduğunu vurguladı. Açıklama, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’nin daha önceki basın toplantısında yaptığı çıkışın ardından geldi. Bekayi, “ABD’liler uranyumun Amerika’ya transferinden bahsettiler ancak bu konu Tahran’ın müzakerelerdeki seçenekleri arasında asla yer almadı. İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla geliştirme hakkı tamamen sabit ve devredilemezdir. Zenginleştirme hakkımız, belirli ülkelerin talepleri, politikaları veya uyarıları karşısında sorgulanamaz veya sınırlandırılamaz” demişti.

Emperyalist Müdahalenin Çöküşü: ABD “Uranyum Transferi”nde Israrlı Ama İran Geri Adım Atmıyor

Rusya’nın bu açık desteği, ABD’nin İran’a yönelik maksimum baskı politikasının ne kadar çıkmaza girdiğini gösteriyor. Washington, 2018’de KOEP anlaşmasından tek taraflı olarak çekilerek İran’a yönelik yaptırımlarını yeniden başlattı. Bugün ise Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ABD’ye transferini bir “çözüm önerisi” olarak sunuyor. Oysa İran, barışçıl nükleer programının ve zenginleştirme hakkının bir pazarlık konusu olmadığını defalarca vurgulamıştır. Bekayi’nin “Bu konu asla Tahran’ın gündeminde olmadı” sözü, ABD’nin dayatmacı yaklaşımının ne kadar gerçekçi olduğunu ortaya koyuyor.

Tarihsel bir not: 2015’te imzalanan KOEP (Kapsamlı Ortak Eylem Planı), BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararıyla uluslararası hukuk metni haline gelmişti. ABD, Trump yönetimi altında bu anlaşmayı ihlal ederek yeniden yaptırım uygulamaya başladı. Bugün ise aynı ABD, İran’ın anlaşmaya dönmesini talep ediyor – ancak bu kez İran’ın uranyum stoklarını teslim etmesi gibi daha önce hiç olmayan bir koşulla. Bu, emperyalist müdahale yönteminin tipik bir örneğidir: Önce anlaşmayı yık, sonra daha ağır koşullar dayat, ardından “müzakere isteği” ile sorumluluğu karşı tarafa at. Rusya’nın “İran’ın çıkarları gözetilmeli” çıkışı, bu dayatmacı mantığa karşı diplomatik bir denge unsurudur.

Zıt Görüş: ABD ve İsrail’in “Nükleer Tehdit” Argümanı ve Çelişkileri

Batılı güçler, İran’ın nükleer programını askeri boyuta taşıyabileceği gerekçesiyle “diplomatik çözüm” çağrısı yaparken, İran tarafı sürekli olarak programının tamamen barışçıl olduğunu ve NPT (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması) kapsamında denetime açık olduğunu hatırlatmaktadır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporları, İran’ın anlaşma yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak ABD’nin yaptırımları nedeniyle ek protokol işbirliğini sınırladığını göstermektedir.

Öte yandan, bölgede nükleer silaha sahip tek ülke olan İsrail’in asla NPT’ye taraf olmadığı ve nükleer cephaneliğini hiçbir uluslararası denetime açmadığı bilinmektedir. Batı’nın İsrail’in nükleer silahlarına karşı “göz yumma” politikası izlerken, İran’ın barışçıl programını hedef alması, uluslararası hukukta çifte standardın en bariz örneklerinden biridir. Rusya’nın bu konudaki tutumu, en azından İran’ın egemenlik hakkını tanıması bakımından Batı’nın tek taraflı yaklaşımından ayrılmaktadır.

Rusya: Arabulucu mu, Stratejik Ortak mı?

Zaharova’nın “İran tek başına karar vermeli” vurgusu, Moskova’nın Tahran’ın iç işlerine karışmama ilkesine bağlılığını gösterirken, aynı zamanda ABD’nin İran’ı “müzakere masasında köşeye sıkıştırma” stratejisini boşa çıkarmayı hedeflemektedir. Rusya, nükleer dosyada uzun yıllardır P5+1 (BMGK daimi üyeleri artı Almanya) grubu içinde yer almakta ve İran’a diplomatik destek sağlamaktadır. Bugün ise, Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile karşı karşıya olan Rusya, İran ile stratejik yakınlaşmasını daha da derinleştirme eğilimindedir. Bu bağlamda, Zaharova’nın açıklaması sadece nükleer dosyayla sınırlı kalmayıp, iki ülke arasındaki çok boyutlu işbirliğinin bir yansımasıdır.

Bekayi’nin daha önceki açıklamasında vurguladığı gibi: “İran’ın uranyum zenginleştirme hakkını kullanma biçimine yalnızca İran halkı karar verebilir.” Rusya ise, bu iradenin diplomatik zeminde korunması için desteğini sürdüreceğini ilan etmiştir.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha