15 Haziran 2026 - 16:57
Dünya genelinde İran-ABD müzakerelerine destek, Batı'dan şartlı yaklaşım mesajı

ABD ile İran arasında Pakistan Başbakanı’nın duyurduğu barış anlaşmasına dünya genelinde olumlu tepkiler geldiği belirtiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan, anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederken, Katar ve BM de anlaşmayı destekleyen açıklamalar yaptığı kaydediliyor. Buna karşın, Avrupa ülkelerinin (E4) anlaşmaya getirdiği şartlı yaklaşımın, emperyalist dayatma ve çifte standardın bir yansıması olduğu şeklinde değerlendiriliyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD ile İran arasında varılan ve 19 Haziran’da İsviçre’de imzalanacak barış anlaşmasına uluslararası toplumdan geniş çaplı olumlu yanıtlar geldiği aktarılıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi amacıyla varılan mutabakatı memnuniyetle karşılıyoruz” açıklamasında bulundukları belirtildi. Bu destek, anlaşmanın sağlanmasında Türkiye’nin vizyoner katkısının bir yansıması olarak yorumlanıyor.

Arabulucu ülkelerden Katar Dışişleri Bakanlığı, mutabakat zaptının barışı güçlendirme ve bölgesel ekonomik büyümeyi artırma yolunda önemli bir adım olduğunu vurgularken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de ABD ve İran’ı tebrik ederek “çatışmanın barış içerisinde çözülmesine yönelik bir adım atıldığını” ifade ettiği kaydedildi.

Ancak Batılı başkentlerden gelen açıklamalarda, anlaşmaya yönelik farklı bir ton dikkat çekiyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdiği aktarılırken, İtalya, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan (E4 ülkeleri) yapılan ortak açıklamanın daha şartlı bir çerçeve sunduğu gözlemleniyor. Söz konusu açıklamada, “İran hiçbir zaman nükleer silah sahibi olamaz” ifadesine yer verildiği ve Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz ve sınırsız seyir özgürlüğü ile açılmasının zorunlu olduğunun belirtildiği hatırlatılıyor.

Eleştirmenler, bu Avrupa tutumunu daha önce İsrail’in nükleer programına yönelik hiçbir benzer şart getirilmediği gerekçesiyle çifte standart olarak nitelendiriyor. Zira İsrail’in NPT’yi imzalamadığı ve yüzlerce nükleer başlığa sahip olduğu halde Batılı ülkelerin benzer bir dil kullanmadığı anımsatılıyor. Bu bağlamda, Avrupa’nın İran’a yönelik “nükleer silah sahibi olamaz” çıkışması, anlaşmanın ruhuna aykırı bir dayatma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi’nin daha önce anlaşma metninde “İran’ın tüm önemli görüşlerinin” yer aldığını ve 60 günlük müzakere sürecinin ABD’nin taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu açıkladığı hatırlatılıyor. Bu durum, Tahran yönetiminin kazanımlarını koruduğu ve Avrupa’nın şartlı yaklaşımını ancak müzakere masasında ele almayı planladığı şeklinde yorumlanıyor. Anlaşmaya rağmen İran Silahlı Kuvvetleri’nin “her zaman hazır” olduğu vurgusu da, İran’ın güvenlik endişelerini koruduğu bir gerçeklik olarak kaydediliyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha