Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Çalıştığı bölgede 2,5 hektar alanı direk radyasyon etkisinde bırakan ünitenin, çalışma anında etkin alan denilen bu kısımda bulunan personeli yani canlıyı yakarak ölümüne sebebiyet verdiği söylenmektedir.
Yüksek bir bölgede bulunan cihazın çalışma esnasında geniş bir alanı radyo aktif olarak etkilediği teknik özelliklerinin anlatıldığı “savunma ve havacılık” dergilerinde yazmaktadır.
Bölge halkının çeşitli gerekçeler ile istemediği “Radar üssünün” Alevi bir bölgeye kurulması ve halkın haklı taleplerinin alevi kimliklerinden ötürü mensubu bulunduğu CHP ile direk ilintilendirilince, sanki halk siyasi gerekçeden ötürü istemiyor havasının ülke kamuoyuna verilmesi siyasi bir hokkabazlıktan başka bir şey değildir.
Evet, siyasi amaçlarında göz ardı edilmediğini düşünürsek bu konuyu dillendirmesi gerekenler bu kişiler olmamalıdır. Geçen sene gündeme geldiği zaman henüz seçim olmamıştı. CHP genel başkan yardımcısı Sayın Yılmaz Ateş ile bir sohbetimizde bana şu cümleleri kullanmıştı; “ Üzeyir, eğer bu füze kalkanı projesi bizim iktidarımızda kabul görse idi, siz İslamcılar Allah aşkına Kızılay meydanında yüz binlik eylemler yapmaz mı idiniz?” Evet, bence doğru bir tespittir.
Sadece NATO’ya bakışımız mı değişti ki! YÖK’ten tutunda, dün nazarında meydana indiğimiz hiçbir konun üzerine meydana inemez olduk. Hemde hiçbir barışçı ve insanı bir çözüm olmadığı halde.
Yandaş ve yoldaş olarak iktidara yakın medyanın bölünmesi ve yayınlarda yönlendirici ve toplumsal etkiyi süspansiyon edici yazılar yorumlar haber sunumları bütün çıplaklığı ile ortadadır.
Terörün bütün çıplaklığı ile barış sürecini baltaladığı dönemde, BDP’nin kınama dilinin dozundan “misli ile karşılık bulacaklar” sözü ile kıyaslayarak hafif bulan iktidar ve medyası çözüme giden yolda ki koca koca engelleri kaldırmamakla vatan evlatlarının akan temiz kanlarının günahına girdiklerini söylemek gerekmektedir.
Bu topraklarda NATO ve Çekiç güç’ün, TSK içerisinde ki Ergenekon yapısında bulunan bazı kirli subaylarla birlikte terörün ana besleyicisi olduğunu bilmeyen duymayan yoktur. Vatan evlatlarının değerlerini helikopterlerle eş tutanlar, sivil hayatında eline bıçak bile almayan gençleri dağlara salanlar katildirler. Geçen aylarda İsrail’in yöneticilerinden birisi “bizde pkk kozunu kullanırız” diyordu.
Taşören bir örgütün art arda yaptığı şehir ve dağ eylemleri milliyetçi bir ruhu ayağa kaldırmaktadır. Günlerdir lise gençliği çok ırkçı ve küfürlü sloganlarla sokaklardadır. Bunun vebali siyasilerin boynundadır. İsterlerse yarın ülkeyi karıştıracak siyasi ve toplumsal şiddeti tetikleyici siyasi olayların kozları elinde bulunan batının kurumlarının, hükümet tarafından bazı gerekçelerle kabul görmesinin yanında İslamcı camia tarafından kutsanmasını bir türlü anlamıyorum.
NATO bu topraklarda işgalin ve İsrail’in usanmaz savunucusudur. NATO son yıllarda haksız ve hukuksuz işgallere imza atmış milyonlarca sivilin hayatının yok olmasına sebebiyet vermiş kirli hedefleri olan bir ABD yan kuruluşudur.
Malatya, füze kalkanından ötürü, olası bir saldırı ortamında bir şekilde savaşan unsurlardan birinin saldırı tehdidi ile karşı karşıyadır. Ülkemizde, alçak uçuş yapan ve kısa menzilli balistik füzelere karşı hiçbir savunma önlemi yoktur.
Komşu ülkeler özellikle bağımsız ve NATO ile bağı olmayan Rusya, İran ve Pakistan hatta uzak komşumuz Çin ülkemize kurulacak olan NATO’nun ileri gözü konumundaki radar üssünden rahatsız olduklarını İran’a, “karşı bir üs” kurma kararı ile gayet nazik bir diplomatik dil ile beyan ettiler.
Malatya şehrine kurulacak üssün en hafif zararı bu dur. Biz artık BBG evinde yaşayan birer oyuncu gibiyiz. Topraklarımızdan NATO’nun, komşularda da ilgili ülkelerin gözleri kulakları bizim üzerimizdedir.
Konu ile alakalı olarak ABD ve NATO’ya bağlı diğer ülkelerin savunma bakanlarının sistemle alakalı açık ifadelerine rağmen, bizde bu konun konuşulması siyasi iktidara küfür niteliğinde algılanıyor. Ekim 2011 içinde ABD savunma bakanı açıkça ifade ediyor; “İran’ın, İsrail’e yönelik saldırı tehdidini savma amaçlı olarak kuruluyor bu sistem” diye yine aynı şekilde Fransa cumhurbaşkanın sözleri halen kulaklarımızdadır.
2005 yılında, ABD kendi başına kurmayı planladığı sistemin açık hedefi; İran’ın füze çalışmaların, İsrail’i ve Ortadoğu da, Avrupa da bulunan ABD üstlerini tehdit ettiği yönünde bir çalışma idi. Yalnız başına İran, Çin ve Rusya’yı karşısına alamayınca NATO’ya sattığı bu sistemi, kendi savunma sistemi ve NATO üyesi ve dostu ülkelerinde elinde bulunan savunma sistemleri ile entegre ederek kurmayı hedeflemiş ve bu işin maliyetini de NATO ülkelerinin sırtına sarmıştır.
Yani sadece bu sistemi değil çatı yapı ile bütün NATO Ülkelerinin alt yapısını da ABD’ye bilgi aktaran sistemler haline dönüştürmeyi hedeflemektedir.
İhtimalen geri dönüşü olmayan bu ticari işte en azından özgür insanların gereken tepkiyi vermeleri yerinde olurdu. Yarın olası bir İsrail, İran savaşında karşılıklı atılan füzelerden İran menşeili olanlar bizim yardımımızla etkisiz hale gelirken İsrail füzeleri hedeflerini bulacaktır. Eğer gerçekten İsrail İran savaşı planlanıyorsa önümüzde ki yıllarda bu savaş sistemin kurulmasının bittiği yıllarda olacaktır.
Yazılım ve personel olarak ABD işi olan bu sistem ve benzeri ülkemizde bulunan bütün üstlerin kapatılıp Müslüman ülkelerin batıyı tehdit ettiği yalanının bitmesi dileği ile
Uzeyir YİĞİT