30 Mayıs 2012 - 05:02

BM Suriye Temsilcisi Kofi Annan'ın dün Şam'ı ziyaret etmesiyle "Annan Planı bitti" korosu bir kez daha ayağa kalktı. Hep bir ağızdan, askeri müdahale doğal ve tercih edilmesi gereken bir seçenek, diplomatik çözüm ve ateşkes ise adeta tahammül edilmek zorunda kalınan gereksiz bir zaman kaybı olarak sunuldu.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- BM Suriye Temsilcisi Kofi Annan'ın dün Şam'a yaptığı ziyaretin ateşkes ve diplomatik çözüm yolunda bir adıma dönüşmemesi için adeta bir seferberlik ilan edildi. Bir yandan ziyaret öncesinde saldırılarını yoğunlaştıran silahlı çeteler, diğer yandan batılı diplomatlar ve bazı basın kuruluşları, hep bir ağızdan "Annan Planı bitti" diye haykırmaya başladı.

Son yaşanan Hula katliamının bütün sorumluluğunu Suriye devletine yükleyen bu koro, askeri müdahaleyi doğal ve tercih edilmesi gereken bir seçenek, diplomatik çözüm ve ateşkesi ise adeta tahammül edilmek zorunda kalınan gereksiz bir zaman kaybı olarak sunmaya çalıştı. Ancak asıl önemlisi, "Annan Planı bitti" diye bağıran herkesin, planın hayata geçmesini engellemek için her şeyi yapmış olması.

Annan'ın görüşmelerini boşa vakit harcama olarak gösteriyorlar
Ziyaret öncesinde Annan'ın Şam'da yapacağı temasların çözüm yolunda önemli bir adım olacağı tahminleri yapılıyordu. Ancak ziyaretten birkaç gün önce yaşanan saldırı sonucundan 100'den fazla insanın hayatını kaybetmesi, ziyaretin çok farklı bir ortamda yapılmasına neden oldu. Ziyaretle ilgili ABD ve Avrupa merkezli basın kuruluşlarında çıkan haberlerde, sivil ölümlerin devam etmekte olduğu ve Annan'ın çabalarıyla "kaybedilen" zamanda çok sayıda insanın hayatını kaybedeceği ifade edildi. Buna göre katliamla birlikte artık diplomatik çözümden bütün umutların kesilmesi gerektiği yönünde iddialara yer verildi.

Öte yandan ABD'li diplomatların bu gerekçeleri kullanarak Rusya üzerinde baskı uyguladığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden bir müdahale kararı çıkarılması için ikna etmeye çalıştığı da gelen bilgiler arasında. Rusya ise katliamda iki tarafın da sorumlulukları olduğunu ifade etmeye ve olayı bir dönüm noktası olarak ele almayı reddetmeye devam ediyor.

Hula katliamını "dönüm noktası" haline getirmeye çalışıyorlar
Son haftalarda Annan Planı doğrultusunda adımların atılmış olması ve ve parlamento seçimlerinin başarıyla yapılması, muhalefetin desteğinin azalmasını ve dış müdahale gündeminin geri plana düşmesini sağlamıştı. Bu gidişatı değiştirmek isteyen muhalif çeteler ve batılı devletler için Hula katliamı bulunmaz bir fırsat sundu ve bu gündeme dört elle sarılarak onu bir "dönüm noktası" haline getirmek için çaba harcadılar.

Öte yandan bu çabaların başarıya ulaştığını söylemek mümkün değil. Çünkü olaydaki belirsizlikler ve soruşturmanın halen sürüyor olması, bütün yapılanlara rağmen kamuoyunda Suriye devletine karşı yaygın bir tepkinin oluşmasını engelledi. Bazı batılı kaynaklar da katliamının Annan Planını gündemden düşürmeye yetecek kadar etkili bir olay olmadığı görüşünde.

Giderek daha fazla işaret edilen bir konu ise artan mezhep çatışmalarının diplomatik süreci baltalayacak olaylara neden olabileceği. Son yayınlanan haberlerde Hula katliamıyla ilgili Alevilere dönük asılsız suçlamalara yer verilmesi bu açıdan oldukça dikkat çekici. Haberlerde bölgenin çevresinde çok sayıda Alevi köyü olduğu iddiasına yer verilerek, yine belirsiz dayanaklar üzerinden açıkça mezhep düşmanlığını körükleyecek şekilde katliamla ilgili suçlamalara girişildi. Mezhep çatışmaları çıkmasından "endişe edildiğini" söyleyerek dikkatleri bu başlığa çeken bazı basın kuruluşlarının, bu çatışmaları körükleyecek yönde haberler yaptığını gözlemlemek mümkün.