11 Temmuz 2012 - 19:30

Allah’ın adıyla Suriye’deki olayları doğru yorumlamak için olup biteni iyi öğrenmek gerektiği söylenebilir. Müslümanların olayları doğru kavrayarak buna göre tavır almaları da beklenir. Doğru bilgi ve anlama olmadan doğru değerlendirmeler de olmaz.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Suriye’deki olayları değerlendirmek ve haktan yana bir tutum sergilemek için olayların başlangıcında doğru bilgiye gerek varmış gibi görünüyordu. İlerleyen zamanda görünen bu konudaki bilginin etkisiz olduğudur. İnsanlar kararlarını vermişler ve bu kararları doğrultusunda taraf oluyorlar. Doğru bilgiye ihtiyaç ya da doğru bilgiye göre tavır geliştirme maalesef neredeyse hiç kimse üzerinde etkili olmamaktadır.

Suriye konusunu nasıl anlayacağımızı bilgilerimiz belirleyemiyor. Hangi bilgiye ulaşırsak ulaşalım üzerimizde etkisi olamıyor. Bu konuda doğru bilgi ölçümüz olmadığı için artık bilgiyle alakamız kalmamış oluyor. Artık bu saatten sonra Suriye muhalefetinin ABD ya da İsrail’le her tür ilişkisi ortaya çıksa muhalefete karşı yaklaşımlarda fazla değişim olmayacaktır. Dünyanın şer odaklarıyla birliktelik içerisinde olmanın yanlışlığı çok Müslüman tarafından söz konusu edilemeyecektir.

ABD ve işbirlikçileriyle Suriye muhalefetinin tam mutabık bir vaziyette uğraş vermesinin yanlışlığı anlaşılamayacaktır. Hatta silahlı muhalefetin İsrail’den silah aldığı anlaşılsa ve belgelense bile cihad için buna ihtiyaçları vardı gibi yorumlar hazır bekletilmektedir. Anti parantez olarak belirtelim ki cihad kavramı Müslümanlar tarafından en çok yıpratılan, yanlış anlamlar yükletilen bir kavramdır. İnsanlık dışı eylemleri cihad ile karşılayacak topluluklar asla iflah olamazlar. Suriye askerlerini öldürmeyi cihad olarak ifade etmek, cihad kavramının ne kadar yanlış kullanıldığını göstermektedir.

Bir zamanlar kahrolsun İsrail, kahrolsun Amerika diyen Müslümanlara bakın ki Suriye’deki cihada Hilary Clinton’un gerektiği kadar önem vermemesinden yakınacak duruma geldiler. Yaşasın Katar, yaşasın Suud der durumdalar.

Şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki Suriye konusunda doğru bilgi asla olayların nasıl yorumlanacağında pay sahibi değil. Onun için şahsen birçok belgenin ortaya çıkmasının doğuracağı sonuçların olduğunu düşünmüyorum.

Zaten belgelerde ortadadır. İsrail Cumhurbaşkanı ve Suriye muhalefetinin ortak kanaat ve beklentisi şu ki Esad yıkılırsa sıra Hizbullah’a gelecek. Bunu açıkça söylemişlerdir. Söyleseler de söylemeseler de Suriye muhalefetine yaklaşım değişmeyecektir ve değişmemiştir. En insanlık dışı ve İslam dışı hesapların belgeleri ortaya çıksa yine yaklaşımlar aynı olacak.           

Suriye konusunda küresel istikbarla aynı kulvara düşen Müslümanların korkulur ki bu günahları yüzünden ayaklarının kayması durmayacaktır. Artık onların dünyasında dost ve kardeş ABD ve İsrail yer etmişken haliyle onlara karşı direnenler de düşman olarak ele alınacaktır. Ayak kayması, ayak kaymasını beraberinde getirecektir. Belki İslam ümmeti böylece batıl anlayışlardan arınma imkânına ulaşacaktır. İnşallah bu durum bir ayıklanma sürecine dönüşecektir.

Doğru bilginin insanda etkili olması için düşüncesinin merkezine neyi koyduğu çok önemlidir. Düşüncelerinin merkezine şahsi çıkar ya da ulusal çıkarlarını koyanlar asla hakkı bulup haktan yana olamayacaklardır. Düşüncesinin merkezine Allah’ın rızası ve İslam ümmetinin maslahatını koyamayanlar, hakkı bulamayanlardır. Bilelim ki ABD ile beraber olmakta ne Allah’ın rızası ne de ümmetin maslahatı vardır.

Amerika’nın Suriye üzerinden bölgeyi yeniden düzenleme isteğine destek vererek öncü güç olmayı düşünenlerin amacı çıkarlarının teminidir. ABD’ nin artıklarından yararlanma hevesidir. Düşüncelerinin merkezinde çıkarları vardır. Türkiye’nin bu mücadelede öncü olması için çırpınanların da düşüncelerinin merkezinde çıkarları vardır. Düşüncelerinin merkezlerinde insani ve İslami değerleri barındırmayanlar doğru bir yorum ve tavır sahibi olamayacaklardır.

Hüseyin TAŞ