16 Eylül 2012 - 18:26

Allah'ın adıyla Dünyadaki buhranlar, krizler ve dalgalanmaları herkes dikkatle çok yakından takip ediyor. Bazen sonu kestirilemeyen eylemler, bazen olması istenmeyen olaylar tedirginlik ve endişe uyandırıyor. Savaşlar, katliamlar, fitneler, ihanetler insanların midesini bulandırır boyuta ulaştı artık.

Artık hiçbir şeye saygı kalmamış, insani değerler ayaklar altına alınıp değersiz kılındığı gibi ilahi değerlerin de kudsiyeti çiğnenir oldu, daha doğrusu çiğnenmesi normalleştirilmek isteniyor. Bu ihanetlere bir yenisi daha eklendi, ama bu ihanete diğer bir pencereden bakmamız gerekir.

Yıllar önce Salman Rüşdi, şeytan ayetleri kitabını yazıp yayınladığında müslümanların tepki göstereceklerini biliyorlar ve belki de tepkileri ölçmek istiyorlardı. Emperyal güçten önce “siyonist İslam havarileri” bağırmaya başladılar: “sakın provokasyona gelmeyin”, “tahriklere kapılmayın”, “bunlar siyonist oyunlarıdır müslümanları gaza getirmek istiyorlar”, “sükuneti koruyun”, “İslam barış dinidir, İslamı kötü göstermeyelim”.

İmam Humeyni’nin (r.a) ilahi evrensel fetvası “üç başlı-yahudi,hristiyan,müslüman- siyonizminin” planlarını alt üst ediyordu. İmam (r.a) o ilahi fetvayı verince birçok din adamı dahi İmam'ın bu fetvasının hikmetini anlayamamış ve İmamın hata yaptığını söylemişler, bu fetvanın İslam’a zarar verdiğini iddia etmişlerdi.

Aradan yıllar geçtikten sonra karikatür ihaneti ortaya atıldı. Danimarka’da karikatür yarışması yapılıyor, Peygambere hakaret içeren karikatürler sergileniyor, üç başlı siyonizmin müslümanlar ayağı tekrar dereye giriyor “sakın tahriklere kapılmayın”,”İslam’ın güzel ve barışcıl yüzünü gösterin”, “bunlar provokasyondur”, “barışcıl tepkinizi gösterin”, “imza kampanyası, elçiliklere tepki mektubu yazın” vb sembolik itirazlar öngörüldü.

Yine aradan yıllar geçiyor Münih’de bir yazar Peygamber alayhine yazılar yazıyor neticede Peygambere hakaret eden bu yazar bıçaklanarak öldürülüyor. Yine devreye uzlaşmacı, liberal, “siyonist İslam” savunucuları çıkıyor; “bunlar müslümanları tahrik etmek için provokatörlerdir”, “İslamı şiddet taraftarı göstermek istiyorlar, sakın tahriklere kapılmayın”.

Muhammedi İslam’ın yıldızı parladıkça , şeytanın planı daha da çoğalıyor, bu dafasında  fitne, “fitne” filimiyle Hollanda’da baş gösteriyor, hem de parlementoda. Kimsenin itirazına aldırış etmeden milyarlık müslüman toplumdan korkmadan yayınlıyor filimini. Yine üç başlı siyonizmin İslam ayağı müridleriyle ortalığı sakinleştiriyor, göstermelik bazı tepkilerle olay kapatılıyor.

Hıristiyan papazın Kur'an yakma olayı haftalarca dünyayı meşgul etmişti, yakacak mı yakmayacak mı? Doğru mu, yanlış mı?, gibi yapay/yapmacık tartışmaların arasında Amerika’daki “Siyonist İslam havarisi” müridleri aracılığıyla tekrar, “bu bir provokasyondur, dikkatli olun”. Akabinde Afganistan’da Amerika askerlerinin Kur'an yakma olayları başgösteriyor.

Ve son olarak Amerika’da yapılan “müslümanların masumiyeti” filiminde Peygambere hakaret ve ihanet. Filime, müslüman halk tarafından yapılan tepkiler beklenenden fazla oldu. Büyük şeytan, çıkardığı fitneye tepkilerin fazla olduğunu görünce hemen üç başlı siyonizmin İslam ayağını devreye sokuyor ve sakinleştirme işlevini görmesini istiyor. “Bu provokasyondur”, “ tepkiler tahriklere kapılmadan yapılmalıdır” “bu düşünce özgürlüğü adı altında kabul edilemez.” “Bu filime gösterilen tepkide aşırı gidilmemelidir.”

Evet! Bu verdiğimiz örnekler asırlar önce vuku bulmuş fitneler değildir sadece 30 yıl zarfında gerçekleşmiştir. Bu verdiğimiz örnekler sadece küresel fitnelerdir, bölgesel ve ülkesel yapılanların haddi hesabı yok.

Böyle bir serüven yaşanıyor dini mukaddeslere hakaret konusunda. Şimdi insanın kafasındaki bir takım sorular oluşuyor.

Öncelikle bir noktaya dikkat edilmesi gerekir, Peygambere hakaret ve ihanetin ceza ve bedelinin ne olduğunu bilmeyen varsa öğrensin dini kaynakların belirttiğine göre, “Peygambere ve diğer dini mukaddeslere ihanetin suçu ve cezası ölümdür.” Bunu dünyada İslam düşmanlığı yapan özellikle de bu ihanetlerde parmağı bulunan herkes bilir. Siyonist İslam hamileri hariç, onlara göre bu “provokasyondur”, ihanet değil ve barışcıl ve diyalog ile sorun çözülmelidir.

Şu gerçekte iyi bilinmelidir, bu olaylar provokasyon değil, gerçek niyyet ve hedeflerin ortaya çıkarılması, İslam’a açılmış savaş, müslümanlara güdülen düşmanlığın izharıdır. Şeytanın tecessümü olan siyonist güç bunları yaparken bunların yaptıklarını örtbas etmeye çalışan ve müslümanları ılımlı olmaya çağıran, bütün bu olayları “provokasyon” olarak değerlendiren “siyonist İslam anlayışının” havarileri, müslüman halkların tepkisini “terör eylemi” olarak değerlendiriyorlar.

Şimdi kafalardaki sorulara gelelim;

1-Müslümanlar, dini değerlere saldırlımasına neden bu kadar tepki gösteriyor? Bunun sebebi duygusallıkları mı yoksa dini görevleri mi?

2- Bu gibi ihanet ve hakaretlerin dini hükmü ve cezası nedir?

3- Bu ihanetlerin karşısında yapılan eylem ve saldırılar ne kadar doğrudur?

4- Müslümanların bu tepkileri “terör eylemi” midir?

5- Bu ihanetlere karşısında müslümanların davranış ve eylemlerinin yanlış olduğunu söyleyen müslüman halkın liderlerinin asıl hedefi nedir?

6- Siyonistlerin, müslümanların mukaddeslere duyarlılığını bilmesine rağmen bunu yapması İslam’a toplu savaş açmak değil mi?

7- Bu ihanetlere karşı tavır alınması gerekirken, bunu provokasyon olarak değerlendirip, buna tepki gösteren “müslümanların da provokasyonları vardır” demek ne manaya geliyor?

8- Müslümanların, dini değerlere yapılan bu saldırı ve ihanetlere karşı tepkisi şiddete başvuru ve aşırı olarak mı değerlendirmek doğru mudur?

Daha nice sorular insanın kafasını meşgul etmektedir. Ama malesef zaman ve gelişmeler o kadar hızlı ilerliyor ve değişiyor ki insan sorulara cevap bulmadan yeni bir gündem ve olay gerçekleşiyor.

Ne mutlu sırat-ı mustakimde hidayet önderlerinin hidayet ışığı ile yürüyenlere.

Abdullah Özgür