4 Ekim 2012 - 07:22

İki ülkeyi savaşın eşiğine getiren bombanın bir savaş hatası olarak mı Türkiye’ye düştüğü yoksa muhaliflerin ya da başka bir gücün Türkiye’yi de savaşa sokabilmek için kasıtlı mı atıldığı şu anda bilinmiyor.

Suriye'den ateşlenen bir havan mermisi Akçakale'ye düştü ve beş vatandaşımızın ölümüne sebep oldu. Ardından Türkiye top atışlarıyla cevap verdi.

Kimilerine göre Davutoğlu aylardır istediği gerekçeyi buldu ve NATO'yu savaşa sürükleyip arkasından Suriye'ye girebilecek, kimilerine göreyse ABD, İsrail, Katar gibi bazı dış güçler Türkiye'yi tek başına savaşa sürüklemek için bir oyun tezgahladı.

Suriye hükümetinin ordusunu iç bölgelere kaydırmak zorunda kaldığı, kuzey şeridinde oluşan boşluğun PKK tarafından doldurulduğu Ankara tarafından deklare edilmişken, sözde orada Suriye askeri olmaması gerekirken, hatta Akçakale'ye düşen top mermisinin muhalifler tarafından mı, başka güçler tarafından mı atıldığı bile henüz belli değilken savaşın eşiğine geldik.

Hasılı iki ülkeyi savaşın eşiğine getiren bombanın bir savaş hatası olarak mı Türkiye’ye düştüğü yoksa muhaliflerin ya da başka bir gücün Türkiye’yi de savaşa sokabilmek için kasıtlı mı atıldığı şu anda bilinmiyor.

Bilinen bir şey var ki havan mermisini atan Suriye askeri bile olsa çarpıştığı ÖSO'ya bağlı teröristlerin oraya Ürdün üzerinden sızarak gelmedi. Üstelik teröristlerin Suriye içlerine Akçakale dahil Türkiye sınırından girdileri herkesin malumu.

Bu durumda Türkiye'yi tek başına savaşa sokmak isteyen dış güçler tek şüpheli duruma düşüyor.

Kaldı ki söz konusu terörist ülkelerin sicilleri Siyonizmin çıkarları için organize ettikleri bu tür provakasyonlarla baya kabarık.

Hem zaten daha geçen gün, “Türk pilotların Suriye devleti tarafından yakalandıktan sonra vurulduğunu” ileri süren El Arabiya menşeli “belgelerin” ortaya çıkması, birilerinin Türkiye’yi savaşa çekmek istediğini düşündürmüştü.

Öyle veya böyle. Beklenen provakasyon sonunda gerçekleşti ve fiilen savaşmadığımız halde muhalif teröristleri barındırıp, eğitip, destekleyerek taraf olduğumuz savaşın içine çekildik.

Suriye hükümetinin, dost ve kardeş bir ülkenin savaşta "kışkırtıcı taraf" olmasının faturasını 5 vatandaşını kaybederek ödemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirmesine rağmen birileri fazlasıyla sevindi.

Dışişleri Bakanımız üzerine düşeni fazlasıyla yapmış olsa da buna en çok sevinen de muhtemelen Clinton olacak. Tabiatıyla onun sevincine ilk ortak olacak kişi mevkidaşı Davutoğlu.

Bu sevincin kursakta kalması; özellikle Ankara'nın artık daha sağduyulu olması temennisiyle... İşte asıl şimdi "çaaak" zamanı diyoruz. Tebrikler, bunu da başardınız!

Hadi Haber