9 Şubat 2013 - 17:15

İç kamuoyu "Kürt açılımı"nın Türkiye ayağı ile daha fazla meşgul. Sürecin komşu ülkelerde nasıl izlendiği üzerinde durulmuyor pek. Oysa, özellikle İran, gelişmelerin yakın takipçisi. Tahran'da soru işaretleriyle derin kaygılar içiçe.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- AKP hükümetinin, Mesut Barzani'den sonra PKK ile de ortak zeminde buluşturulması, Tahran'ın önüne kocaman bir soru koymuş: Türkiye'den Kuzey Irak'a çekilecek PKK militanları ne olacak?
Çekileceklerle birlikte toplam 7-8 bin kişilik silahlı bir güç sözkonusu. Bunun yaklaşık yarısı üç bölge ülkesinden (İran, Irak ve Suriye).
Tahran'da giderek öne çıkan görüş, yeni süreçte PKK'nın bölge ülkelerine, özellikle de İran'a karşı kullanılacağı şeklinde.

PKK'NIN YENİ GÖREV ALANI

Tahran'daki endişe, önce Türkiye'de İran politikasına yakın çevrelerde dillendirildi. Kaygı, rasthaber.com'da yorumlara konu oldu:
"AKP-PKK arasında sıkı bir pazarlık yaşanmaktadır... dikkatlerden kaçmayan sayın Başbaka'nın PKK için söylediği şu sözüdür: 'Silahları bırakıp çekildikleri sırada operasyon yapmayız'. Bu söz, PKK için yeni bir görev tayin edilmiş kokusu veriyor. İran ciddi bir tehlike ile karşı karşıya demektir. Çünkü, Türkiye'de misyonu biten PKK, kardeş örgüt Pejak ile İran‘ın başına bela olacakmış gibi görünüyor." (12 Ocak 2013)
Başka İran kaynaklarında, PKK'nın yeni "görev alanı"nın İran'la sınırlı olmadığı, Suriye ve Irak Nuri Maliki Hükümetini de kapsadığı yorumlarına rastladım.

ÖCALAN, AKP'YE İŞBİRLİĞİ ÖNERDİ

Aynı günlerde, AKP hükümetine yakın duruşuyla bilinen Yeni Şafak gazetesinde, Abdülkadir Selvi, tabloyu açıklayan bir yazı yazdı:
"Öcalan, devlete, Suriye'de işbirliği yapılması önerisinde bulunuyor. Bunu ete kemiğe büründürmek için de PKK'nın Suriye'deki yapılanması olan, PYD'ye, 'Diğer oluşumları tasfiye edin. Diğer grupları tasfiye etmek için gerekirse şiddet kullanın. Bunlara vereceğiniz (Esad) enerjiyi, Araplara verin' mesajını gönderiyor." (9 Ocak 2013).
Abdullah Öcalan'ıh "Araplar" dediği, elbette Suriye muhalefeti. "İşbirliği" önerisi cevapsız kalmadı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, PKK'nın Suriye kolu PYD'yi "terörist"likten "meşru" muhalefet örgütü seviyesine yükseltti:
''Suriye'deki Kürt grupların rejimle, rejimin zulmüyle kendi arasına bir mesafe koyması gerekir. Burada PYD'yi kastediyorum. Diğer gruplar rejimle aralarına mesafe koyuyorlar, muhalefet içinde yer alıyorlar. PYD'nin tutumunu yakından takip edeceğiz. Türkiye'de eğer terör örgütünün silahsızlanması söz konusu olursa, mutlaka bu diğer ülkedeki gelişmeleri de etkileyecektir. ” (23 Ocak 2013).

ÜST DÜZEY DIŞİŞLERİ KAYNAĞI

Habertürk gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı da gelişmeleri doğrulayan bir yazı yazdı. Altaylı'ya göre, 4 MİT görevlisi Kandil'e Öcalan'dan bir mektup götürmüş. Mektup, "yeni dönem"de örgütün İran ile nasıl karşı karşıya olacağının da işaretini vermiş:
"Öcalan'ın Kandil'e ilettiği en 'kritik mesaj' ise 'İran'a dikkat' olmuş. 'Provokasyonlar olacaktır ama en önemlisi İran'dan gelebilecek provokasyonlar. Bunu engelleyin' demiş." (10 Ocak 2013).
Bütün bu gelişmelere Tahran nasıl bakıyordu acaba?
İran Dışişleri'ne yakın üst düzey bir kaynağa, "doğru mu, spekülasyon mu" diye sordum. İranlı kaynağın cevabı hiç diplomatik değildi. "Evet", kendileri de böyle bir yönlendirme bekliyorlardı. PKK'yı bölge ülkelerinin üzerine sürme politikasını, bir halk deyimiyle, "anasının oynaşını komşunun kapısına yollama"ya benzetti.

KÜRT KAYNAKLARI

Bu arada bir gözlemimi paylaşmalıyım.Suriye krizinden sonra Türkiye'de pek çok çevrede, "Türk-Kürt (Barzani)" ittifakı konuşuluyordu zaten. PKK dışındaki birçok Kürt kökenli aydın coşkuyla destekliyordu gelişmeyi.
Son haftalarda PKK'ya yakın aydın çevrelerde de aynı ruh hali uç vermeye başladı. "Ortadoğu'nun kaderini değiştirecek bir ittifak kurulmakta Kürtle Türk arasında". Onlara göre de, "bölgemiz büyük savaşlara gebe". İyi güzel de, "ittifak kime karşı olacak" sorusunu can sıkıcı buluyorlar. Cevabın "aşırı net"liğinin onlar da farkında.

Rafet Ballı
rafballi@gmail.com