23 Ekim 2013 - 20:30
Suriye’de ölüm üçgeni

Suriye’de CIA’nin kurduğu plan çerçevesinde Arabistan, Katar ve Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etmeye başladığı günden beri bu üç ülkeye ölüm üçgeni adı verildi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Katar emiri Hamd Bin Casım Bin Cabir Al-i Sani iktidarı oğluna devretmeden önce ve suud prensi ve Arabistan istihbarat şefi Bender Bin Sultan Suriye krizinde ölüm üçgeninde esas rolü ifa ettiler ve geçen Mayıs ayına kadar Suriye’de teröristlerine verilen her türlü askeri ve mali destek bu iki zat tarafınd an organize edildi. Bender Bin Sultan Amerika’da en etkili yabancı şahsiyet olarak biliniyor. Bender Bin Sultan’ın Nikaragua, Afganistan, Bosna, Libya, Çeçenistan ve bugün Suriye’de teröristlere mali destek ulaştıran kişi olarak tanınıyor. Bender Bin Sultan aynı zamanda Şam’da düzenlenen ve Suriye ordusunun üst düzey dört komutanının ölümü ile sonuçlanan terör eylemini tasarlamakla ve yine Suriye’de masum sivillere karşı Sarin gazı kullanmakla suçlanıyor. Suriye’de Arabistan ve Katar sürekli perde arkasında Şam yönetimine karşı hareket ederken ve resmen Suriyeli muhalifleri ve sürgünde kurdukları sözde hükümeti desteklerken, Türkiye yönetimi ise Suriye’de silahlı teröristlere her türlü lojistik ve askeri desteği sağlamayı yürütmüştür. Suriye’nin sözde özgür Suriye ordusuna bağlı teröristler Türkiye’de konuşlanmış bulunuyor ve bu ordunun merkezi komutanlığı Adana’da yer alıyor. Suriye’de yürütülen terör eylemleri ve operasyonlar bu merkezde planlanıyor. Türkiye yönetimi ise özgür Suriye ordusuna hafif silahlardan başka RPG roket atarı ve havan topu gibi orta ağırlıklarda silahları de temin ediyor. Amerika Başkanı Obama’nın talimatı gereği Suriye’de Şam yönetimine karşı savaşan teröristlerin komuta merkezi Adana’da CIA’nin gözetiminde faaliyet yürütüyor. Bu merkez Adana’da İncirlik üssünün yakınlarında yer alıyor. Bu çerçevede ölüm üçgenine Amerika’yı da dördüncü üye olarak eklemek mümkündür. Obama Ağustos ayında CIA ve diğer Amerikalı istihbarat kurumlarına özgür Suriye ordusuna yardım etmelerine müsaade etmesinin ardından silahlı teröristlere verilen gayri resmi askeri destek resmiyet kazandı. Ağustos ayının başlarında Amerika yönetimi Suriye’ye destek grubu SSG olarak adlandırılan yeni bir kurumu faaliyete geçirdi. Bu kurum Amerika hazine bakanlığından aldığı izinle Suriye’de teröristlere doğrudan mali, istihbari ve lojistik destek sağlıyor. Grubun başka alanlarda destek vermesi yasak olduğu ileri sürülüyor, ancak arada Suriye’deki teröristlere Amerikan yapımı silahlar da ulaştırıldığı anlaşılıyor. SSG Arabistan ve Katar’a nazaran daha etkili bir şekilde teröristlere silah temin ediyor. Bu yöntemde gönderilen silahlar doğrudan teröristlere teslim edilmiyor. Suriye’de isyancı gruplar bir kaç ideolojik kesime ayrılıyor ve aralarında üç grup dikkat çekiyor. İlk grup özgür Suriye ordusudur ki bu grubun başında Suriye ordusundan kaçan askerler yer alıyor ve aralarında terörist veya caniler bulunmuyor. SSG’nin cömert mali yardımlarından yararlanan özgür Suriye ordusu kendisi için siyasi imaj yaratmaya çalışıyor. İkinci grup bundan yıllar önce Suriye’de ayrılan ve daha çok siyasi muhaliflerden oluşuna Suriye milli konseyidir. Konsey Katar’ın mali destekleri sayesinde ayakta duruyor. Üçüncü grup ise milli konseyden çekine ve kendisi için askeri güç oluşturan ve özgür Suriye ordusundan bağımsız hareket eden Müslüman kardeşler hareketinin Suriye kanadıdır. Bu gruplar hali hazırda sürekli bir biri ile sürtüşme yaşıyor ve aynı zamanda kendilerini cihat savaşçıları ilan eden vahabilerler uğraşıyor. Vahabi selefiler ise Suriye’de her geçen gün daha da güçleniyor. Suriye yönetiminin muhalifleri bölünürken, doğal olarak onlara destek verenler de bölünüyor. Özgür Suriye ordusu Amerika tarafından mali destek görüyor. Suriye milli konseyi ise Katar’ın paraları ile bekasını sürdürüyor. Müslüman kardeşlerin Suriye kanadı da Arabistan’dan besleniyor. Türkiye ise bu arada Suriye’de kendi çıkarlarını gözetliyor. Türkiye yönetiminin Suriye’ye yönelik politikalarında ise krizin ilk günlerine göre daha da radikal bir tavır dikkat çekiyor. Ancak Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın yeni Osmanlı tabirinden söz etmesinin ardından Arabistan geçen haziran ayında Erdoğan’a bir ders vermek için İstanbul ve diğer bazı büyük kentlerde muhalifleri kışkırtarak Erdoğan’ın kulağını çekti. Arabistan’ın Katar’ın kibirli emirine yönelik tepkisi Türkiye’ye nazaran daha da sert oldu, öyle ki Riyad geçen Haziran ayında Katar emirini iktidardan uzaklaştırdı. Katar emiri Hamd’ın yerine henüz yeterli buluğa erişemeyen oğlu şeyh Tamim Katar’ın yeni lideri oldu. Aslında ölüm üçgeni ta baştan da çok kırılgan görünüyordu. Çünkü Arabistan’ın ortaklığına soyunan Katar ve Türkiye, Riyad’ın Washington üzerinde özellikle mali açıdan nüfuzunu hesaba katmamıştı. Oysa Katar bölgenin küçük bir emirliği olarak ve Türkiye orta Asya ve Kafkasya’da etkili olmasına karşın bu nüfuzdan yoksun sayılıyor. Bundan başka Arabistan dünyanın en büyük petrol ülkesidir. Tüm bunlar bu yılın yaz aylarında ölüm üçgeninde ve Suriye savaşının mali sponsorları arasında derin çatlaklar oluşmasına sebep oldu. Bu durum aynı zamanda Esad karşıtları arasında da şaşkınlık ve belirsizlik yarattı. Gerçekte Amerika’nın desteğinden yararlanan Arabistan’ın Türkiye ve Katar ile rekabet etmeye başlaması Suriyeli muhaliflerin saflarında da çatlaklar oluşturdu. Bundan sonra ise bu iki kutbun arasında para ve silah üzerindeki sürtüşmelerin çatlakları daha da derinleştireceği anlaşılıyor. Türkiye Katar ekseni Müslüman kardeşleri destekliyor, oysa Amerika’nın desteğinde bulunun suud ekseni daha çok sekular muhalifleri destekliyor ve El Nusra cephesi veya Şam ve Irak İslam devleti gibi terör örgütlerini tasvip etmiyor. Öte yandan Katar’ın temin ettiği silahlar Türkiye üzerinden Suriye’ye sokuluyor ve doğruca Müslüman kardeşler ve El-Kaide bağlantılı terör örgütlerinin eline geçiyor. Bu çeteler genellikle ecnebi teröristlerden oluşuyor. Suud rejimi ise radikal İslam’ın nüfuzunun artmasından korktuğu için özgür Suriye ordusunu takviye ediyor. Bu süreçte en ilginç durum, Suriye’de radikal selefi ve tekfirci örgütlerin vahabi kökenli suud rejimi değil de, yarı sekular Türkiye’nin desteklemesidir. Amerika da Riyad’ın izlediği çizgiyi destekliyor. Suud rejiminin temin ettiği silahlar ise Ürdün üzerinden Suriye’ye gönderiliyor. Suriye’de radikal El-Kaide bağlantılı teröristler Katar’dan başka BAE ve Kuveyt gibi bazı Fars körfezi ülkelerinde faaliyet yürüten özel kişiler ve kurumlardan da destek görüyor. Bu arada Suriye konusunda medya savaşının da kızıştığı anlaşılıyor. Katar’ın El Cezire kanalı ile Arabistan’ın El Arabiye kanalları bu savaşta iki başı çekiyor. El arabiye Riyad’ın destekliği kanadın ve El cezire de Katar ve Türkiye’nin destekliği teröristlerin propagandasını yapıyor.