23 Şubat 2014 - 18:52
Cemaat'in İran ve Şia Düşmanlığı

Allah’ın adıyla “Cemaat’in ABD ve İsrail Aşkı” başlıklı bir önceki yazımızda Fethullah Gülen’in müslümanların ilgisini çekmek için geçmişte kullandığı ifadelerinin aksine ABD ve İsrail ile işbirliği konusunda herhangi bir beis görmediği üzerinde durduk.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Peki ya İran?

İşte orada bir “patlama” görürsünüz…

Cemaatin en ateşli düşmanlık ettiği ülke İran, en ateşli düşman olduğu kesim ise Şiilik ve Şiilerdir…

Ali Bulaç’ın önceki yazımızda alıntıladığımız yazısında buna da değiniliyor ve Saddam’ın önceleri neden “erdemlerinden dem vurulduğu” açıklanıyor: “Ayetullah Humeyni’nin zulmüne (!) karşı geldiği için”…

Fethullah Gülen’in İran ve Şiilik ile de “düşmanlığını ifşa eden” beyanları var:

Cemaate yakın” yazarlardan Nevval Sevindi ile Yeniyüzyıl Gazetesi için 20 Temmuz 1997’de yaptığı bir söyleşide şunları söylüyor:

“İran baştan beri Sünni toplumlara reaksiyoner olmayı yeğlemiştir. İran tarihi ihtilaller tarihidir. İran Şiileri bir tepki cemaatidir. O nedenle doğru düşünmesi, dengeli karar vermesi, dünya konjonktürüne göre bir yol takip etmesi mümkün değildir. Devletlerarası münasebetler açısından komşumuzdur, bu açıdan nasıl ilişki kurulacaksa kurulmalıdır.

İran konusunda dikkat edilmesi gereken iki husus vardır: Birincisi, din ve İslam devrimi adı altında mezhep ve bağnaz bir İslam anlayışı ihracı. Kendi mezhep ve yorumlarını gerçek dinin önünde tutarlar. Bir insan Şii değilse, adeta hiç bir şey değildir. İkincisi: Ali muhabbeti, kendi anlayışlarına sadece bir renk kazandırmak için bahanedir. Ali sevgisi değil, Ebubekir, Ömer düşmanlığıdır ayakta tutan onları. Yanlış itikatlarını dini bir zemine oturtmak için güya Ali sevgisini bayraklaştırmışlardır. Bugün, bölgede Fars yayılmacılığı ve İran'ın bizimle olan tarihi rekabeti, belli bir tehlike arz etmektedir denebilir. İran bölgede rahat duracağa benzemez. Irak'ta çok önemli miktarda Şii vardır, endişe ederim ben.

İran hep fitneler tarihi olmuştur. İran İslam'ı zorla kabul etmiş, mukavemeti entrikada bulmuştur. Hz. Ali'nin Nehc'ül Belâğa isimli, hutbe, mektup ve sözlerinden derlenmiş kitabı, hukuki, siyasi kültürel muhtevasının yanı sıra tam bir edebi şaheserdir; Shakespeare gibi okunur. Hz. Ali büyük bir şahsiyettir, bizim için çok önemlidir. Ama Ali'nin büyüklüğü izafi bir büyüklük değildir. Ali'nin büyüklüğünü anlatmak için başkalarını küçültmeye ihtiyaç yoktur. Bir manâ eridir. Tüm tasavvuf erleri, Baba'ları onu severler. Fakat, Şia, Fars Aleviliği, Müslümanlığa karşı kin ve nefretini Hz. Ali'ye de yansıtır, Ali'yi kendi mitolojilerindeki Zaloğlu Rüstem haline getirmişlerdir. Mübalağa zihnî bir yalandır. Doğru olandan yalan insan haline dönüşmüştür.”

( Nevval Sevindi, Yeni Yüzyıl Gazetesi, New York sohbetleri, 1997, fgulen.com, ropörtajlar, “Yeniyüzyıl Nevval Sevindi ile” kısmı, “İran Üzerine” bölümü”)

Link:  http://tr.fgulen.com/content/view/7878/15/

Hüseyin Hatemi Hoca’nın da, Fethullah Gülen İran’ın önünü kesmek için desteklenip güçlendirildiğini söylüyor:

“Böyle birden bire Özal vasıtasıyla yani Amerikan elçisi, Yahudi asıllı Abramovich birden Sovyet Rusya çatırdıyor, yakında Sovyetler çökecek, İran’a da Saddam’ı saldırttık ama Saddam beceriksiz çıktı, yakında Saddam da süklüm püklüm İran’dan çekilecek, bu sırada Sovyetler çökerse de İran rejimi bütün Sovyet, Müslüman topluluklarını ele geçirecek, şii olsun Sünni olsun, belki Afganistan bile İran nüfusu altına girecek.

Şu halde siz Fethullah Hocaya baskı yapacağınıza, takibat altında bırakacağınıza, tam aksine, İran’la bu sefer Sünni kuşakla sınır çekmek için( Çin Seddi gibi) İran tehlikesini enterne etmek için Fethullah Hoca okulları vasıtasıyla bir nevi emperyalistlerin misyoner gönderip arkasından gitmesi gibi Türk okulları, Türk İslam okulları perdesi altında aynı zamanda İngilizce öğreten, Amerikan misyonerliği de yapan okullar açılsın, Fethullah Hoca da bir Sünni lider olarak o hareketin başında itibar görsün. Ama tabi Fethullah Hoca, kendisine bu şekilde bir vekalet verildiğinin farkında olmadan eh biraz nefes aldık diye desteklendi, genişlendi. (1)

Hele Cemaat yazarları…

İran ve Şia düşmanlığı öylesine zerrelerine işlemiş ki; Samanyolu TV’de yayınladıkları “Osmanlı’da Derin Devlet” adlı dizide, dizinin İranlı Şii karakterine şunları söyletebiliyorlardı:

“Biz Acemler (İran halkı), zorla Müslüman edilmiş bir milletiz. Aslında Müslüman değiliz. Müslüman gibi gözüküp İslam'ı yok etmeye çalışıyoruz!!”(2)

Ve yazarlarının iftira demeden, çarpıtma demeden, yorulup bıkmadan habire kaynattıkları “İran Düşmanlığı” kazanını kaynatanlardan biri olan Ali Ünal gibileri, düşmanlıklarını temennilere de dönüştürüveriyorlar:

“Bugün Türkiye’de olup bitenleri anlamada önemli ipuçlarından biri, her zaman Türkiye ile rekabet halinde bulunmuş olan İran’la girilen âdeta karşılıksız aşk münasebetidir. İran, şu anda II. Bayezit’in saltanatının son dönemlerinde olduğu ölçüde denecek derecede Türkiye’de nüfuz sahibidir.”(3)

Bu sözler açıkça “Çaldıran savaşı” özlemi değil midir?

Bir “Yavuz” bekleme hissiyatı değil midir?

İran’la “savaş” temennisi değil midir?

Hükümeti, “2. Bayezit”e benzetip, neredeyse “Yok mudur bir Yavuz da şunları devirsin ve Çaldıran seferlerine başlasın” çağrısının ifadeleri değil midir?

İsrail ve ABD’ye dost, İran’a ise böylesine düşman olan şu zevatın çağrısı kimedir?

Kimi yardıma çağırmaktalar?

Bekledikleri “Yavuz” kimdir acaba?

Yoksa “Yavuz” diye ABD’ye mi göz kırpıyorlar?

Yalnız unutmasınlar, kelin merhemi olsa kendi başına sürermiş…

ABD, çaresizlik içinde 35 yıldır hırsından duvarları yumrukluyor, görmüyorlar mı?

Cemaatin en büyük dostunun ABD olması, F.Gülen’in ABD ve İsrail’i eleştiren hiçbir açıklamasının olmaması, ABD ve İsrail’in en büyük düşmanlarının da İRAN olması, Cemaatteki bu iflah olmaz İran düşmanlığının ya da tersten okumayla İran düşmanlığının bu “ABD ve İsrail dostu” olmasının açıklaması olabilir mi? Ne dersiniz?

MUHSİN KÜÇÜKER/rasthaber

(1)http://www.turkishnews.com/tr/content/2012/04/18/gulen-okullari-abdnin-menfaati-icin-kuruldu/

ve

http://www.timeturk.com/tr/2014/01/19/hilafet-gorevi-gulen-e-mi-verildi.html#.UwXmA85FUQ0

(2)http://blog.milliyet.com.tr/Iran__Suriye_ve_Isl%C3%A2m_a_derin_ihanet/Blog/?BlogNo=416870

(3) Ali Ünal, Zaman Gazetesi, 20.01.2014, Erdoğan, Haşhaşîler, sivil yardım kuruluşları, başlıklı yazı

Link:

http://www.zaman.ro/ro/columnistDetail_getNewsById.action?newsId=59593&columnistId=22