25 Şubat 2014 - 04:32
Netanyahu'nun, İran nükleer faaliyetlerini karalama çabası

İran ve 5+1 grubu arasında sağlanan anlaşmanın Siyonist İsrail Başbakanı Netanyahu’yu şoka soktuğu anlaşılıyor. Üstelik Amerika dışişleri bakanı yardımcısı Vandy Sherman’ın İran’ın nükleer haklarını kabul ettiklerine dair açıklaması da Netanyahu’yu şoktan kurtarmaya yetmediği gözleniyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-  Sherman İran ve 5+1’in Viyanada yeni tür görüşmelerde uzlaştıktan sonra hemen işgal altındaki Filistin’e gitti ve Netanyahu’yu müzakere hakkında bilgilendirdi. Sherman Netanyahu’ya İran ile nihai anlaşmada Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkı tanınacağını belirtti.

 Sherman Amerika da Tel Aviv gibi İran’ın uranyum zenginleştirmesini istemediğini, ancak bunun mantıksız bir beklenti olduğunu, başkaları İran ve 5+1 müzakerelerine karışmaması gerektiğini vurguladı. Gerçi Sherman’ın bu itirafı geç gelen bir itiraftı, fakat müzakerelere hakim olan bir gerçeği ve bu hakkın tanındığını ortaya koydu, fakat bu itiraf Netanyahu’yu daha da öfkelendirdi. Almanya Başbakanı Merkel’in işgal altındaki Filistin’i ziyareti sırasında konuşan Netanyahu, nihai anlaşmada bunun böyle olmamasını diledi.

Öte yandan Amerika’da Siyonistlerin ünlü AIPAC lobisi de boş oturmadı ve Amerika kongresinden Tahran ile nihai anlaşma için bazı şartlar koymasını, bu şartlar en azından İran’ın nükleer programının tamamen durdurulmasından ibaret olması gerektiğini ileri sürdü. Gözlemciler İran ve 5+1 müzakerelerinin devam etmesi çok hassas bir süreç olduğunu ve bu tür engebeleri doğal karşılamak gerektiğini, çünkü İran’ın nükleer meselesi teknik ve hukuki düzeyden daha ileri seviyelere çıkarak jeo stratejik ve siyasi bir konu haline geldiğini belirtiyor.

Bu müzakerelerde İran’ın kararı ve talebi gayet net ve açık ve zenginleştirme hakkının tanınmasından ibarettir. Batı ise İran’ın nükleer programının askeri amaçlara sapmamasından emin olmak istiyor. Dolaysıyla bu müzakerelerde Siyonist İsrail yetkilileri marjinal konumda yer alıyor ve sadece tehditler savurmakla yetiniyor.

 Fakat artık tehdit, yaptırım, psikolojik savaş gibi durumlar İran’ın barışçıl nükleer teknolojide ilerlemesini engelleyemiyor ve Amerika ve Batılı müttefikleri bu çerçevede hareket etmek zorunda kalıyor.