23 Şubat 2014 - 20:30
Paralel Şebeke Bizleri Neden Dinliyor?

Bismillah; Paralel yapının namı diğer darbe çetesinin, hayali terör örgütü isimleri üreterek , binlerce kişiyi 3 yıl boyunca dinlediği ortaya çıktı.Paralel yapı’nın koca kulağının takibe aldığı 7 bini aşkın kişinin yürütülen sözde “Selam Terör Örgütü” soruşturması kapsamında alınan yasadışı dinlenme sayısının 20 bine ulaşacağı tahmin ediliyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Listede ünlü isimlerin yanı sıra binlerce masum vatandaş  sadece isimle dinlenirken, binlerce kişi de “X” şahıs olarak dinlenmiş. Milletvekillerinin makam odalarındaki telefonlardan, parti genel merkezlerinden, televizyon kanallarına ve STK’lara kadar birçok kurum da gayri kanuni olarak dinlenmiş.Söz de vatandaşın hakkını, hukukunu gözetmek göreviyle görevlendirilmiş insanların devletin imkanlarını kullanarak sıradan binlerce  vatandaşı kanunsuz ve haksız yere kişi mahremiyeti çiğneyerek takip edilmesinin  bir amacı olsa gerek?
'Selam terör örgütü!' bahanesiyle ortaya atılan dosya çerçevesinde dinlenenlerin genel manada dünya görüşü olarak İslam inkılabına gönül veren, sempati duyan veya anti emperyalist, anti Siyonist bir kimliğe sahip olduklarını ve meşhur cemaate! muhabbetle bağlı olmadıklarını gözlemlemekteyiz.

Cunta ve darbe dönemlerindeki gibi bir hazırlık ile devlet gücünü eline geçiren paralel güç  örgütü bütün işini  gücünü bırakarak ciddi çalışmalarla fişlemeler yapmış. İnsanları kategorilere ayırarak herkesin kimliğine uygun hayali bir suç örgütü icat etmişler. Planlarına uygun olarak gerektiğinde  ne ile suçlanacaklarını ve hangi suçlamayla içeri atılacaklarını ayarlanmışlar. Farklı amaçlar için dinlemedikleri, dosyalamadıkları, damgalamadıkları kimse kalmamış. Kendilerince eski tecrübelerinden de yararlanarak binlerce hayali devlet düşmanı, vatan haini, örgüt üyesi yaratmışlar. Kendilerinden olmayan, sevmedikleri, özellikle İslam kardeşliğinden, ümmetin bütünlüğünden yana anti emperyalist  şahısları yıllarca durmaksızın, insafsızca  fişleyerek, dinleyerek kendilerince tuzaklar kurmuşlar. Bunun içinde ”şefkat tepsi’’ dizisinde olduğu gibi hayali örgütler kurmuşlar, şemalar oluşturmuşlar, bu şemalara göre suçlayacakları, düzmece bir yargıyla hapsedecekleri insanları özenle seçerek belirlemişler.

 Listedeki kişilerin siyasi kimliklerine ve dünya görüşlerine  bakıldığı zaman bu paralel şebekenin bu işin taşeronu olduğu perde arkasındaki asıl gücün MOSSAD ve CIA olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Bu kadar insanlardan ancak İsrail usulü toplu gözaltı merkezleri, ABD usulü gizli sorgu ve cezaevleri oluşturarak kurtulabilirlerdi! Bu konuda da ağa babaları gereken yardımları esirgemezlerdi herhalde!

Bu listeden anlaşıldığı kadarıyla özellikle Şii , İslam inkılabına gönül veren siyasal İslami kimliğe sahip ve antiemperyalist insanların listede fazla olması ayrıca cemaatin genellikle Şialara  ve İslami İran’a yönelik  düşmanca yaklaşımları ve çalışmaları göz önüne aldığı zaman taşlar daha iyice yerine oturmaktadır.

Cemaatin, İran ve Şia düşmanlığına yönelik Safevi edebiyatıyla yaptığı çeşitli yayınlarıyla beraber bilhassa senaristliğini  liderlerinin büyük  bir ibadet aşkıyla yaptığı Şeytan(şefkat) tepesi  ve benzeri dizilerle her gün İran ve Şia aleyhine kurulan düzmece senaryolarının havada uçuşması aslında yarın Türkiye’de Şialara ve İslamcı kimlikli şahıslara  yönelik olarak yapılacak bir yok etme ve sindirme operasyonun toplumsal psikolojik alt yapısının hazırlandığını göstermeye yetmektedir.

 Bu paralel şebeke devletin kılcal damarlarında yer alıyorlar uydurmalarıyla bu insanların büyük bir çoğunluğunu İran’ı ajanı olarak lanse etme konusunda pek de zorlanmamış olacaklardı! Bu şer güçler tarafından tam anlamıyla bir darbe planı yapıldığı darbe sonrasının kıyım senaryosunun alt yapısının da görsel basın aracılığıyla hazırlandığını ne yazık ki büyük bir ibretle gözlenmekteyiz.

Bu fişleme listesi bizlere kin ve nefretle beslenen kendi dışında başkalarına yaşama hakkı tanımayan kendisi dışındaki mutedeyyin insanları terör örgütü olarak gören sözde adalet, insan hakları edebiyatıyla  mazlum rolü yapanların ellerine güç geçtiği zaman nasıl kirli düzenler ve tezgahların içerisine girdiklerini ne kadar şeytanca, vahşi bir ruha sahip olduklarını ve gerçek kimliklerini görmemize yetmektedir. Devlet kendinden bekleneni yaparak bir an önce bu şer şebekesini meydana çıkararak gerekeni yapması bu  ülkede yaşayan bütün masum vatandaşlarının devletten en büyük beklentisidir.

MEHMET YETKİN/rasthaber