Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Al-i Suud yönetimi, tekfirci düşünceleri yayarak, etnik ve mezhebi fitneler çıkararak, Yemen, Irak, Suriye ve Lübnan'a tekfirci canileri göndererek bölgedeki çatışma ve gerginliğin asıl sebebiyken asla uzlaştırıcılık rolünü ifa edemez.
Bu sözler, Arap yarımadasında insan hakları komisyonu genel sekreteri olan Arabistanlı Şii âlim Hüccetül İslam Şeyh Muhammed Hüseyin'e ait.
Şeyh Muhammed Hüseyin, İslam düşmanlarının ve emperyalistlerin İslam ülkelerindeki kaynaklara göz diktiği günden beri bu coğrafyada güvenlik ve insanlık onuru diye bir şey kalmadığına dikkat çekti ve şöyle konuştu:
"Emperyalistler, İslam ve Arap ülkelerindeki kaynakları ele geçirmek için resmen bu ülkelere saldırdılar. O günden beri bölgemiz istikrar ve emniyet yüzü görmemiştir. Onlar alacaklarını alıp çekildikten sonra da her ne kadar fiziki işgali bıraktıysalar da fikirsel ve kültürel işgali teknolojik nimetleri de kullanarak devam ettirdiler ve devam ettirmektedirler.
İslam'a karşı başarı kazanamayacaklarını anlayınca bu dini ancak dini argümanları kullanarak içini boşaltmak ve onu sosyal hayatın dışına atmak suretiyle mağlup edeceklerini anladılar ve buna yoğunlaştılar. İslam adına sapkın mezhepler oluşturdular ve bunu bölgemize pazarladılar.
Fanatik, tekfirci vahhabi anlayışı özellikle İslam coğrafyasının kalbi olan ve tüm Müslümanların bir şekilde uğrak yeri olan veya en azından günlük namazlarında yönelerek gönül bağı kurduğu, “Haremeyn-i Şerifeyn” olarak bilinen Mekke- Medine civarında yaydılar. Böylece bu önemli merkezi fikirsel ve kültürel anlamda işgal ettiler. Burası maddi ve manevi nüfuzu olan bir bölgedir. İşte emperyalistlerin bu sahadaki çalışmaları kısa sürede sonuç verdi.
Bu zihniyet Arabistan yönetimini ele geçirdikten sonra İslam düşmanlarını unutup Müslümanlara karşı bir savaş başlattılar. İslami kutsal değerlere karşı bid'at ve hürafe yaftası yapıştırarak amansız bir mücadeleye giriştiler. İslam’ın tarihi, kültürel ve manevi değeri olan birçok eserini ortadan kaldırdılar.
Siyonist rejimin oluşumu ve Filistin topraklarının işgalinin ardından Arapların, özellikle de Suudilerin desteğiyle tağut ve dikta rejimler Arap ülkelerinde iş başına getirildiler. Onların her biri Amerika ve İsrail çıkarlarına hizmet eden uşaklardan ibaretti. İşte bugün gelinen noktada dikkat edilecek olursa bölgedeki güvensizlik ve istikrarsızlığın asıl kaynağı Müslümanların kutsallarına karşı savaşan bu tekfirci zihniyettir. Dolayısıyla bu zihniyet, bölgede barış sağlama görevini ifa edemez, çünkü tabiatına aykırıdır."
27 Şubat 2014 - 20:30
News ID: 509754
Bölgedeki istikrarsızlığın asıl kaynağı Müslümanların kutsallarına karşı savaşan tekfirci zihniyettir...