Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Türkiye-Rusya-İran’ın garantörlüğünde Suriye’de 4 bölge kurulmasını içeren Astana Sözleşmesiyle, ABD Dışişleri Bakanı RexTillerson’la bir araya gelmek üzere Washington’a gidiyor.
Bu sözleşme Suriye’de liderleri olumsuz yaklaşıma sahip olan siyasi grupları etkisizleştirirken, Suriye’de yer edinmiş olan silahlı askeri gruplara görev tayin ediyor. Ayrıca “Tahriru’ş Şam”, “Nusra”, “Daeş” gibi gruplar için de “terörist” tanımını yapıyor.
Amerikan yönetimi Suriye dosyasını olduğu gibi Moskova’ya teslim etti ve Rusya’ya terör örgütleriyle savaşmak ve sene sonuna kadar terör örgütlerinin tamamını ya da bir kısmını bitirmek için sınırsız yetki verdi.
*
Lavrov ABD’de yapacağı görüşmede Astana Sözleşmesi’nin ardından hangi aşamaya geçileceğini, Suriye krizinin nasıl yönetileceğini görüşecek. ABD-Rusya’nın iki mesele etrafında koordine olacakları tahmin ediliyor:
Birincisi; Astana’daki toplantıya katılan silahlı gruplara, gerilimin azaltılması planlanan söz konusu 4 bölgede terörist örgütlere karşı yürüttükleri savaşta destek sağlanacak. Bu anlamda Türkiye bu grupların en büyük destekçisi olurken, İdlip, Humus, Halep ve Der’a’daki savaşın kontrolünü üstlenecek. Ayrıca Tahriru’ş Şam’ın meşru lideri olan Abdullah Muhaysini’nin haftalık olarak yayınladığı videoları takip edenler, söz konusu gruplara kefil olanlar, “tasfiye savaşı”nın başladığını idrak edecek.
İkincisi; ABD ve Rusya Dışişleri Bakanları arasında, Rakka’yı Daeş’ten temizlemek ve Rakka’yı özgürleştirmek için yürütülecek olan savaşın ne zaman ve nasıl olacağı üzerine bir anlaşma sağlanacak. En önemlisi de bu görevi üstlenecek olan güçlerin daha önceden ABD’nin karadan ve havadan verdiği örtülü desteği sayesinde Rakka yakınlarındaki Tabaka beldesini ele geçirmeyi başaran Kürtlerin çoğunlukta olduğu Suriye Demokratik Güçleri olması tercih edilecek.
Amerika’nın Astana görüşmelerini açıkça tebrik etmemesi, Rusya ve Amerika’nın, Amerika ve Kürt müttefiklerinin Rakka’da bulunmalarına müsaade edilmesi ve 4 güvenli bölgenin Rusya’ya bırakılması şeklindeki takasın gerçekleştiğini haber veriyor.
Bu takastan en çok kazanan da elbette Suriye hükümeti… Özellikle de 3 garantöründen 2’si Suriye hükümetinin destekçisi Rusya ve İran olan Astana Sözleşmesi’nden sonra… Daha da önemlisi silahlı muhalif grupların önümüzdeki süreçten itibaren görevi Suriye Ordusuna karşı savaşmak değil, Suriye ordusuyla birlikte terörist gruplara karşı savaşmak olacak. Krizin yaşandığı 6 sene boyunca hiç kimse sonucun böyle olmasını beklemiyordu.
*
Bugünlerde hiç kimse Cenevre müzakerelerinden ya da bu müzakerelere dahil olup merkezi üssü Riyad olan Müzakere Yüksek Heyeti’nden ya da merkez üssü İstanbul olan Suriye Ulusal Koalisyonu’ndan söz etmiyor.
Bugün Suriye’deki muhalif siyasi gruplar etkisizleştirildi. Rusya-İran-Türkiye’nin kurduğu senaryoya göre yarın da sıra kalan silahlı gruplara gelecek. Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Velid El-Muallim’inkapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin ardındanPazartesi günü Suriye’nin başkenti Şam’da yaptığı basın açıklamasında yüzünde fark edilen rahatlama ifadesinin gereğinin bu olduğunu düşünüyoruz.
Suriye meselesinde Rusya ve ABD arasındaki anlaşmazlığın hala devam ettiğine inananlara meselenin Han Şeyhun’da kullanılan kimyasal silahlar olduğunu, ancak bu konuda hem ABD’nin hem de batılı ve Arap müttefiklerinin sessiz kalmayı tercih ettiklerini söyleyebiliriz.
12 Mayıs 2017 - 04:02
News ID: 829259
Ortadoğu’nun tanınmış analistlerinden Abdülbari Atvan; Türkiye, Rusya ve İran arasında imzalanan Astana Protokolü’nü değerlendirdi.