Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Usmer Dış Politika Sözcüsü Berk Özer yazdı...
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulan dünya düzeninde bir tercih yapmak zorunda bırakıldı. O dönemin koşullarında Türkiye’nin dinamikleri, kendisine Rusya’yı tehdit unsuru olarak gördü ve tercihini NATO’dan yana kullanmak zorunda kaldı. Türkiye tercihini NATO’dan yana yaptığı andan itibaren bu zaman kadar geçen süre içerisinde yaşadığı olaylar ve edindiği tecrübeler ile ilk yüzyılını kaybettiğini anladı.
Belki bir NATO üyesi ve ABD müttefiki olduğu için hiçbir zaman iddia edildiği gibi bir Rus tehdidi yaşamadı; ama yıllar geçtikçe geliyorum diyen dolaylı bir ABD tehdidi ile karşılaşmak zorunda kaldı. Türkiye, önce uygulanan ekonomik ambargolar, bitirilmek istenen tarım ve hayvancılık, işletilmesi engellenen yer altı zenginlikleri, yaşatılan ASALA/PKK terörü derken milli servetini, refah düzeyini ve çok sayıda insanını kaybetti. Bunlar da yetmedi. ABD’nin tehditleri 2000’li yıllardan sonra bu sefer açık olarak devam etti. Önce Ergenekon ve Balyoz davaları ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kumpaslar kuruldu, sonra Milli İstihbarat Teşkilatı ele geçirilmek istendi. Planlarına ulaşamayan ABD, sahada sertleşti ve sokak olayları, 17-25 Aralık Yargı ve Emniyet darbesi derken hükümeti devirmeye çalıştı. Bunlardan da sonuç alınamayınca artık Türkiye istila edilmek istendi ve 15 Temmuz hain kalkışması yaşandı. Geçmiş yaşadıklarının tecrübesi ile Türkiye; ordusu, istihbaratı, yargısı, emniyeti ve milleti ile birlikte tek vücut oldu ve kalkışma engellendi, kazanan Türk Milleti oldu! ABD ve Türkiye müttefikliği fiilen bitti.
Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtı ile tehditlere karşı savunmada kalıp beklemekten vazgeçti ve gerçek dostları ile buluşma sürecini başlattı. Astana’da başlayan ve Soçi’ de fotoğraflanan Türkiye, Rusya ve İran ittifakı masada ve diplomasi kanallarında sağlamlaştırıldı. Buna karşılık ABD ise direk hedefe oturttuğu NATO’daki eski müttefiki Türkiye ile sözde bile olsa çalışmaktan vazgeçip, Suriye’nin kuzeyinde PKK/PYD terörünü destekledi. Masada ve diplomasi kanallarında kendini ispat eden Türkiye, Rusya ve İran ittifakını, ABD bu sefer sahada deneme sürecine başladı ve önce İdlib’te denedi. Bu denemeye karşılık Türkiye ise, PYD’yi vatan haini ilan eden Suriye’ye, müttefikleri Rusya ve İran’ın da bilgisi dâhilinde Zeytin Dalı Harekâtı’ nı başlattı. Türkiye ile masada dördüncü aktör olarak aslında hep var olan Suriye’nin anlaşmasından korkan ABD, şimdi Afrin ‘de ittifakın sahadaki gücünü test ediyor. Kahraman Mehmetçiğimizin başarı ile tamamlayacağı Afrin harekâtı ile Türkiye ve Suriye sahada ilişki kuracaktır. Bu ilişki önümüzde duran Münbiç harekâtında güven tabanına oturtulacaktır. Ankara, Moskova, Tahran ve Şam, Sincar bölgesine doğru sürecek olan PKK/PYD’ ye karşı yapılan harekâtlarda sınırda Bağdat ile buluşacaktır.
Sahada yapılan askeri harekâtlar, kalıcı ve anlamlı dostluklar yaratır. Ankara, Moskova, Tahran, Şam ve Bağdat vatanlarını emperyalizme karşı savunuyorlar ve bu savunma sırasında sahada ilişki kuruyorlar. Bu ilişkiler önce diplomatik anlamda denendi ve şimdi sahada askeri anlamda deneniyor. Ne zamanki harekâtlar başarıya ulaşır, o zaman PKK/PYD ve DEAŞ terörü biter. Ne zamanki terör biter, o zaman güven duygusu kazanılır ve dostluklar kalıcılaşır. Ne zamanki güven duygusu oluşur, o zaman Batı Asya İttifakı kurulur. Ne zamanki güven duygusuna oturtulmuş Batı Asya İttifakı kurulur, o zaman Türkiye NATO’dan çıkar…
29 Ocak 2018 - 05:04
News ID: 879691
Ankara, Moskova, Tahran, Şam ve Bağdat vatanlarını emperyalizme karşı savunuyorlar ve bu savunma sırasında sahada ilişki kuruyorlar. Bu ilişkiler önce diplomatik anlamda denendi ve şimdi sahada askeri anlamda deneniyor. Ne zamanki harekâtlar başarıya ulaşır, o zaman PKK/PYD ve DEAŞ terörü biter. Ne zamanki terör biter, o zaman güven duygusu kazanılır ve dostluklar kalıcılaşır. Ne zamanki güven duygusu oluşur, o zaman Batı Asya İttifakı kurulur. Ne zamanki güven duygusuna oturtulmuş Batı Asya İttifakı kurulur, o zaman Türkiye NATO’dan çıkar…