Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye'de patlatılan sözde "devrim" in örgütleyicisi ve yöneticisi emperyalistler, bu kutsal görev için tümüyle heterojen özellikte bir SUNİ UYDU YAPI şekillendirdiler. Sözde "devrimin" yöneticiliğini üstlenecek bu yapı, ilkin "Suriye Ulusal Konseyi" adıyla 'İstanbul Meclisi' ve daha sonra tüm dış muhalefeti temsilen "Ulusal Koalisyon"oluşturulmuştu. Ulusal Koalisyon, dış muhalefet anlamında kişi ve toplulukların tümünü kapsamına alarak tek 'yetkili temsilci' sıfatına ulaştırılmak istenmiştir.
Dört yılı aşkın zamandır Suriye dış-muhalefeti adına yetkilendirilen bu oluşumun, halkın üzerinde hiçbir etkinliği yok ancak, Suriye sorunuyla ilgili her siyasi hareketlenişte ABD ve ABD'nin Suriye sorununda vazifelendirdiği bölge gericiliği ülkeler, suni kuruluşları bu yapıyı iç ve dış muhalefet adına yetkili temsilci olarak hep dayatmışlardır. Oysa, coğrafyada silahlı eylemde olan en küçük askeri terör örgütlenmesinin bile bundan daha fazla sözü vardır. Suriye'de "yönetimi devirme" vazifesine kilitlenen emperyalistler; Türkiye, Suudiler, Katar ve tümden bölge gericiliği coğrafya üzerindeki etkinlikte bu yapının altındaki boşluğu bilmektedirler. Bilmelerine rağmen bu devletler, daimi olarak Ulusal Koalisyonun dağılarak ölüme gitmesini hep engellemişlerdir. Çünkü, hayallerinde Esat yönetimi hep çökecek ve Esat yönetimi çökerken alternatif yönetimi taşıyacak Truva atı bu kurum olacaktı.
Oysa bu kurumun kendisi baştan beri çürüktür. Dış muhalifler adıyla kurumun içini dolduran bireyler, Suriye toplumsallığında geçmiş yıllardan kalma hak-hukuk, özgürlük ve demokrasi, siyasi reformların arayışları ortamında tüm halkın içinde olduğu toplumsal devinimin açtığı yaralardan beslenen asalaklar olmuştur. Tek tek irdelenmeleri durumunda bu bireyler, görülür ki toplumsal devinimin açtığı yaralardan sızan ve toplum bünyesi tarafından yabancı cisim olarak dışarı atılan İRİN'in kendisidirler. Böyle olmasaydı, her biri 'muhalif' kılığında Suriye devleti ve halkının düşmanı devletlerin istihbaratı ilişki ağı ve çıkarları içinde olmazdı. Böyle olmasaydı, kendi ülkesinin halk ve devlet olarak çökertilmesi savaşında çökerten gücün kuklası ve aleti olmazdı. Böyle olmasaydı, toplumundan onbinlerce şehidin dökülen kanının petro-dolar değerleri karşılığında yabancı düşman ülkelerin kucağında zevkü-sefa yaşamda kalınmazdı. Bunlar gerçek 'muhalif' değil, HALK DÜŞMANIDIRLAR, VATAN HAİNİDİRLER.
Emperyalistler ve bölge gericileri Ulusal Koalisyonu yönetirlerken ona sözde demokratik bir işlerlik sağlarlar. Dönemsel başkan seçimleri yaptırırlar. Ayrıca da amaçlanan hedefler için kullanılırken, kurumun kendi içinde sanal iktidar görevler oluşturmuşlardır. Örneğin başbakanlık kurumu gibi. Şu sıralarda başbakanlık koltuğunda Ahmet Tuğma oturmaktadır. Geçici hükümet başkanı olan Ahmet Tuğma’nın bir muhalif kuruluşa verdiği demeç, başta bu zatın ve Ulusal Koalisyonu oluşturan tüm bireylerin ne derecede halkın düşmanı ve ne derecede vatan haini olduklarının ibret göstergesi olmuştur. Beş yıla yakın süren iç-savaş sürecinden sonra dış muhalefeti bağlayıcı başbakan sıfatıyla şu görüşleri öne sürmüştür:
1 – Suriye'deki düzen (kasıt Başşar Esat'ın ilerici yönetimi) ancak uluslararası kararla yıkılabilir.
2 – Uluslararası karar ile Suudilerin Yemen'e yaptığı Kararlılık Fırtınası gibi Suriye ancak böyle yıkılabilir.
3 – Türkiye cumhurbaşkanı, Suudi kralı ve Katar emiri Suriye'de Kararlılık Fırtınasını ilan etmelidirler.
4 – Uluslararası camia, Suriye'deki yönetimin yıkılmasını sağlamadığı gibi (kasıt Rusya ve Çin'in Birleşmiş Milletlerdeki çifte vetoları), muhalefetin de zaferine izin vermedi. Amaç, barışçı çözüm olanaklarının koşullarının gelecek için zayıflatılmamasıdır.
5 – Koalisyon, sorunların tartışılması (Suriye ile) için dialoğa karşıdır. Çünkü, Suriye'deki yönetimin ve devlet çarkı kurumların devamını sağlayacak çözümleri rededer.
6 – Moskova istişari toplantıları muhalefetin isteklerinin tavanını düşürüyor. Koalisyon buna karşıdır. En önemli tavan istek, Cenevre 1'de öngörülen Geçici Yönetimin içinde Başşar Esat'ın olmayacağı durumdur.
7 – Koalisyon hükümetinin geçici statüde merkezini, Suriye'nin içinde terör güçlerinin istila alanlarında kuramamasının nedeni, toprak zemin üzerinde savaş emirliklerinin engelleyiciliğidir. Oysa geçici hükümet içerde olabilirdi. "Devrimin" iktisadi durumunu ayarlıyabilir, İdlip bölgesinde Türk lirası ile güneyde Ürdün dinarı ile işlemler yaptırılabilirdi.
Kısaca işte budur Suriye'nin dış muhalefetinin büyük "devrim ütopyası". Muhalefet adıyla adamların işi-gücü Suriye'yi parçalamak, atomlarına ayırmaktır. Bunu da sözüm ona yurtseverlik adına yapmaktadırlar.
Bu yüzden emperyalistler ve ortakları bölge gericileri, ellerindeki bulunmaz nimet olan bu kurumun ölüm döşeğine düşmesine izin vermemektedir. Pratik hiç bir işlev görmese de, sanal da olsa "devrim gücü" gibi görüntü aksetmesi ve bu aksiyonuyla amaçlar doğrultusunda kullanılması, ölüm döşeğinden kaldırılmasına yetmektedir.
Dört buçuk yıllık Suriye savaşında ordu ve halkın direnişi, bu ülkeyi parçalayıp dağıtmaya hazır edilen her türden muhalif oluşumları paçavralara dönüştürmüştür. Bir kenara atılacak tuvalet kağıtları gibi ömürlerini tüketmiş, işlevleri bitmiş değersizlerdir. Suriye düşmanları uzayan savaşla puan kazanmada artılarını düşünürken, Suriye ordusu ve halkının direnişi karşısında sanal kazanç hanelerindekilerini bile kaybetmelerine gerekçe oluşturmuştur. Dolayısıyla ölüm korkusuna düşmüş Koalisyon gibi oluşumlar, şefleri ağzıyla 'dış müdahaleden' yardım talebini yapacak kadar vatan hainliğine düşmüşlerdir.
Görünen yolun kılavuz istememesi gibi, savaşın gelip dayandığı süreç hiç te vatan hainlerinin lehine değil, zafer şehitleriyle kan deryası akıtarak direnen ve haklı direnişinde kararlı olan Suriye devleti ve halkının olacaktır. Bu gerçek her geçen gün biraz daha yalın ve açık olmaktadır. Halkın bu direnişinin sonundaki zafer şimdiden, her şehit cenazesinin ardında yürüyen onbinlerce insanın ağzından MARŞ olarak okunuyor. Kazanılacaktır.