Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran İslam Devrimi Lideri’nin Uluslararası İlişkiler Danışmanı Ali Ekber Velayeti, ABD Başkanı Trump’ın içine düştüğü paradoksa dikkat çekerek, “Trump, ‘İran’a yönelik günlük tehditler’ ile ‘Amerikan benzin istasyonlarının öfkeli müşterileri’ arasında sıkışmış durumdadır” dedi. Velayeti, Kafkasya’daki hesapların değiştiğini ve dayatılan ‘Trump Koridoru’ (Zengezur) tabirinin zayıfladığını belirterek, “Artık bölgenin koridor haritasını Washington’ın tehditleriyle değil, Tahran’ın saha gerçeklikleri yazıyor” ifadelerini kullandı.
Ali Ekber Velayeti, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin İran karşısındaki çelişkili konumunu eleştirdi. Velayeti’ye göre Beyaz Saray, bir yandan İran’a karşı “günlük tehdit” dilini sürdürürken, diğer yandan kendi iç ekonomisindeki enflasyon baskısını hafifletmek için istikrarlı enerji piyasalarına ve düşük fiyatlara muhtaç. Bu durum, Trump yönetimini “kendi tehditleriyle kendini vuran” bir paradoksa sürüklemiş durumda.
Velayeti, “Trump, iç enflasyonu kontrol altına almak için istikrarlı bir piyasaya ve düşen enerji fiyatlarına ihtiyaç duymaktadır” dedi. Bu tespit, ABD’nin İran’a yönelik maksimum baskı politikasının temel zaaflarından birini gözler önüne seriyor. Zira emperyalist bir güç olarak ABD, uzun yıllardır dünya enerji fiyatlarını kendi lehine manipüle etmeye çalışsa da, Hürmüz Boğazı gibi hayati bir arter üzerinde baskıyı artırmak, piyasaları istikrarsızlaştırarak tam tersi bir etki yaratmaktadır. 1973 petrol ambargosunda Batı ekonomileri nasıl sarsıldıysa, bugün de ABD’nin İran’ı hedef alan politikaları, Amerikan tüketicisinin cebini doğrudan vurmaktadır. Velayeti’nin “benzin istasyonlarının öfkeli müşterileri” vurgusu, işte bu somut gerçekliğin politik bir tezahürüdür.
Zengezur Koridoru: “Dayatma”dan “Saha Realitesi”ne
Velayeti’nin ikinci önemli vurgusu, Kafkasya’daki koridor denklemine ilişkindir. “Zengezur Koridoru” olarak bilinen ve Azerbaycan’ın Nahçıvan’a bağlantısını sağlaması öngörülen güzergah, son dönemde Türkiye, Azerbaycan ve Rusya arasında tartışılan bir konu olmuştur. Ancak Velayeti, “değişen hesaplar” ve “dayatılan ‘Trump Koridoru’ (Zengezur) tabirinin kendiliğinden zayıfladığını” belirterek, Ankara ve Bakü’nün yanı sıra bölgedeki diğer aktörlerin artık Washington’ın tek taraflı dayatmalarıyla değil, sahadaki fiili dengelerle hareket ettiğini ima etmektedir.
Velayeti’nin “Artık bölgenin koridor haritasını Washington’ın tehditleriyle değil, Tahran’ın saha gerçeklikleri yazıyor” sözü, aslında İran’ın Kafkasya ve Orta Asya’daki artan nüfuzunun bir teyididir. Tarihsel olarak İran, bu bölgede hem enerji koridorları hem de ulaştırma hatları açısından kilit bir konuma sahiptir. ABD’nin yıllardır İran’ı “izole etme” stratejisi, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ve Rusya’nın Kuzey-Güney Koridoru projeleriyle birlikte büyük bir yara almıştır. Tahran, bu yeni koridor haritasında kendi coğrafi avantajlarını -basra körfezinden Hazar’a, oradan Kafkasya ve Rusya’ya uzanan hat- kullanarak, emperyalist ambargoları delmeyi başarmıştır.
Bu noktada kısa bir arka plan: Zengezur koridoru tartışmaları, 2020 Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında yeniden alevlenmiş, Türkiye ve Azerbaycan bu koridorun açılmasını isterken, İran ve Ermenistan alternatif güzergahlar üzerinde durmuştur. İran, kendi toprakları üzerinden Azerbaycan ile Nahçıvan arasında bağlantı sağlayacak bir alternatif önermiş ve bu öneri son dönemde daha fazla taraftar bulmaya başlamıştır. Velayeti’nin “dayatılan Trump Koridoru’nun zayıflaması”, işte bu İran alternatifinin sahada kabul görmeye başladığının bir ifadesidir. ABD’nin bölgede tek taraflı dayattığı projelerin, gerçek coğrafi, siyasi ve ekonomik dengeler karşısında eridiği bir tablo olarak yorumlanıyor.
yorumunuz