18 Mayıs 2011 - 19:30

“Bahreyn İnsan Hakları Merkezi” ve “Bahreyn Genç İnsan Hakları Derneği” Bahreynli tutukluların hapisteki ağır işkence durumu, tecavüzle tehdit edilmesi ve Bahreyn mahkemelerinin konuya duyarsızlığını yansıtan raporu yayınlandı. (ABNA Haber Ajansı bu bildirinin yayınlanmasına mecbur olduğundan okuyucularımızdan şimdiden bazı uygunsuz cümlelerin geçeceğinden dolayı özür dileriz)

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- “Bahreyn İnsan Hakları Merkezi” ve “Bahreyn Gençleri İnsan Hakları Derneği” ortak bir bildi yayınlayarak Bahreyn mahkemelerinin insanlık dışı tutumunu ifşa etti.

Bu bildirinin tam metni şu şekilde:  

Bugün (16 Mayıs 2011) Bahreyn hükümetini yıkmak için girişimde bulunan yirmi bir Bahreynli aktivistin üçüncü mahkemesi görüşülmüştür. Tutukluların yargılanması sırasında El Halife güçleri “Orta Doğu Ve Kuzey Afrika Hattı Mukaddem Savunma Avukatları Örgütü” (MENA) koordinatörü ve “Bahreyn insan hakları eski başkanı” Abdulhadi el Hace” bey mahkeme salonundan dışarı çıkartılmışlardır. 

Bu olay yargılamanın başladığı sırada Abdulhadi el Hace ağzını açıp: “Ben televizyon ekranları karşısında kral Hammad’dan af dilemediğim için beni cinsel tacizle tehdit ettiler!” sözlerini söylediğinde gerçekleşti.  

Abdulhadi el Hace mahkeme yargıcına şu açıklamalarda bulundu: “Ben bir önceki duruşmada mahkemeye beni tehdit ettiklerini açıklamıştım, ancak mahkeme korunmam için hiçbir girişimde bulunmadı!”

Mahkeme yargıcı Abdulhadi el Hace’nin bu açıklamalarını duymazlıktan gelerek mahkemeden dışarı çıkarılmasını istedi. Abdulhadi el Hace ise benim diyeceklerim bundan ibaretti, ben söyleyeceklerimi söyledim ve başka bir sözüm yok açıklamasında bulundu.

El Hace’nin İfşaları

Bu duruşmanın ardından Abdulhadi el Hace’ye ailesi ve avukatıyla 10 dakika görüşme izni verildi. Tabi ki bu görüşme sırasında da mahkemenin görevlendirdiği askeri bir memurda hazır bulundu.   

Abdulhadi el Hace Bey, avukatı ve ailesine şu açıklamalarda bulundu: “Geçtiğimiz Cuma günü sivil kıyafetli dört kişi beni beyaz bir otomobille bilinmeyen bir yere götürerek bir odaya yerleştirdiler. Oda da video kamera konulmuş ve yanında kendisini kralın temsilcisi olarak tanıtan bir kişi vardı. Bahreyn Kralının temsilcisi bana bazı şeyler sorduktan sonra benden kamera karşısında Bahreyn Kralından özür dilememi istedi. Ben o kişiye şunları söyledim: “Askeri zindanda da dediğim gibi ben Bahreyn Kralından o zaman özür dilerim ki benim bu özür dilememin bir hakikatinin olmadığı ortaya çıkarsa ancak o zaman özür dilerim! Kendisini Bahreyn kralının temsilcisi olarak tanıtan kişi yeniden bana eğer istersem bu işi yaparım dedi. Yine de ben imtina ettim. O sırada 4 kişi beni bir odaya götürerek ağza alınmayacak çok çirkin ifade ve küfürlerle bana yüklenerek beni tecavüzle tehdit ettiler!!! Hatta kızım Meryem el Hace’yi de tutuklayarak tecavüz edecekleri tehdidinde bulundular!!! (Meryem el Hace Bahreyn insan hakları merkezinin görevlilerinden olup geçtiğimiz günlerde Amerikan kongresinde Bahreyn konulu oturuma katılmıştı.)   

Sonra El Halife’nin memurları elbiselerini çıkararak soyundular!!! Erkeklik âletlerini göstererek bana oldukça iğrenç bir biçimde dokundurdular!!! Daha sonra benim pantolonumu çıkarmaya çalıştılar ben kendimi yere atarak kendimden geçene kadar başımı yerlere vurmaya başladım… Sonra beni hapisteki hücreme götürerek oraya kapattılar.

Abdulhadi el Hace bunları anlattıktan sonra ailesine şunları söyledi: “Benim endişem odada kaydettikleri yaptığım konuşmaları bir şekilde montaj ederek kraldan özür dilediğim izlenimi vermeleridir!”

Mahkemenin Davaya Olan Duyarsızlığı

Abdulhadi el Hace beyi muayene eden doktor el Hace’nin yakalandığı sırada kendisine karşı uygulanan işkencelerin eserlerinin çok belirgin bir biçimde müşahede edildiğini belirtti. Bugün de başından radyoloji filmi alınacak.

İlginç olan ise Abdulhadi el Hace şu ana kadar çıkarıldığı her üç mahkemenin üçünde de konuşmasına müdahale edilerek kendisine ve öteki tutuklulara karşı uygulanan adaletsizliğin bir örneği. İlk mahkemesi olan sekiz Mayıs 2011’de mahkeme yargıcına şu açıklamalarda bulunmuştu: “Mahkeme kendisine ve öteki tutuklulara karşı uygulanan sistematik işkencelerin bir an önce sona erdirilmesini garanti altına almalıdır!” İkinci mahkemesinde ise şunları söylemişti: “Devlet memurları mahkeme salonunda ağzımı açacak olursam beni öldürecekleri tehdidinde bulundular!”

Askeri mahkemede yargılanan her üç duruşmada da askeri yargıç sadece el Hace’yi duruşma salonunda susturmamış, bilakise kendisine karşı uygulanan sistematik işkence, tehdit ve hakaretleri de göremezden gelmiştir. Askeri yargıç son duruşmada Abdulhadi el Hace Beyin konuşmalarının tümünün mahkeme kayıtlarından silinmesini de emretmiştir!

Muhammed Hasan’a Uygulanan İşkence

Hükümeti yıkma suçlamasıyla yargılanan bir diğer tutuklu da “Muhammed Hasan”dı. Muhammed Hasan bugünkü duruşmada şunları söyledi: “Devlet güçleri bana işkence uyguladı, şu anda bile işkence izleri vücudumun her yerinde mevcuttur!” Muhammed Hasan duruşma sırasında pantolonunu ayak tarafından sıyırarak ayaklarındaki işkence izlerini numune olarak mahkeme salonunda gösterdi.

Tutukluların Canları Tehlikede

Bu itham ve tehditler karşısında “Bahreyn İnsan Hakları Merkezi” ve “Bahreyn Gençleri İnsan Hakları Derneği” tutukluların hayatlarından endişe duyduklarını açıkladılar. Önceden de 4 tutuklunun zindanlarda işkenceyle öldürülmeleri bu endişeleri arttırmaktadır. Bu durum özellikle hapiste kendilerine karşı uygulanan işkence ve tacizleri açıklama niyetinde olanlarda kaygı verici bir boyutta.

“Bahreyn İnsan Hakları Merkezi” ve “Bahreyn Gençleri İnsan Hakları Derneği” şu taleplerde bulundu:

1- Abdulhadi el Hace ve öteki 20 tutuklunun kayıtsız ve şartsız olarak bir an önce serbest bırakılması

2- Zindanlardaki işkence ve kötü muamelelerin bir an önce tarafsız ve adil bir şekilde incelenmesi

3- Bahreyn zindanlarında tutuklu bulunan Abdulhadi el Hace ve öteki tutukluların hayatlarının garanti edilmesi ve durumlarının düzeltilmesi için uluslar arası toplumun Bahreyn hükümetine baskı yapması.