‘‘Herbert London’’ Nükleer mutabakatın inanılmaz şekilde 4 kategoride, dünya dengelerini değiştirecek maddelerini şu şekilde sıralıyor:
- İran Ortadoğu’da vahşi ve güçlü bir at olarak tanınacak. İran belirlenen zaman diliminde atom bombası yapma gücüne ulaşamayacak ama ambargoların kaldırılması ekonomisini güçlendirerek İran’ı bölgede vazgeçilmez kılacak.
- Sykes-Picot Anlaşması sayesinde elde ettikleri devlet sistemi, gelecek asırda olmayacak. Ortadoğu beklenmedik yeni bir haritayla çizilecek. ABD’nin bölgeden çekilmesiyle birlikte Libya, Suriye ve Irak’ta savaş baronları tarafından beyinleri yıkanmış radikal terör grupları türeyecek.
Washington times, ABD’nin İran için masaya yatırdığı askeri seçenek, hiçbir zaman uyulamaya geçilecek bir proje değildi diyerek şunlara yer verdi:
- Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, ihtimalen Türkiye ve İsrail’in de katılacağı koalisyon, İran kanalıyla yayılmaya başlayan Şii ideolojisini engellemeye çalışacak. ABD’nin, İran’a yakınlaşması Sünni devletlere ve İsrail’e bir uyarıydı, çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin masasındaki askeri seçenek düşmanını dize getirmek için yeterli değil.
Gazete Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığına değinerek şunları yazdı:
- Putin liderliğindeki Rusya, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını geri çekmesi sonucu, güçlü bir şekilde Akdeniz’e yerleşti. Rusya Irak’ta IŞİD terör örgütüne karşı, Irak ordusu ve İran’ın Kudüs ordularıyla birlikte ortak operasyon odası kurdu. Rusya hassasiyet yaratmadan bölgede kalıcı bir güç haline geldi.
Londra'daki Politik Araştırmalar Merkezi'nin direktörü, makalenin sonunda hakaret edici bir üslup kullanarak şöyle bir iddiada bulundu: Petrol fiyatlarını tetikleyecek her türlü karışıklık, Putin’in en çok istediği şeydir. İran’da bölgede yeni parlayan güçlü bir at ise, Rusya’da ona binecek demektir. Rusya ve İran’ın işbirliği Sünniler için hiç de iç açıcı değil.